turizim turizim

  • Home
  • Menu
  • Home
  • Menu




DEV KRİSTAL MAĞARASI





Kristaller özellikle quartz, ametist olarak günlük hayatta karşımıza çok çıkmasına karşın aslında birçok formda dünya kabuğunun çok büyük yüzdesini oluştururlar.Kristaller kime sorsak “avizelerde kullanılıyor” diye düşünülüyor. Oysa bu büyük bir yanılgı. Çakmaklarınızın ucundan, mürekkep püskürtmeli yazıcılarınızın püskürtme kafasına, İznik çinilerinin gizli formülünden, silikon devre imalatına, ilk radyoların bulunuşuna kadar bir çok bilimsel işlemde kullanılıyorlar.Kristallerin piezo-elektrik etkileri sürekli icatlara konu oluyor. Bu kadar teknik bilgiden sonra habere geçelim.Mexico’da Chihuahuan Çölü’nde bulunan ve eski bir yanardağ olan Naica dağında dünyanın bilinen en büyük kristal formları  bulundu. Bu dev formların boyları 11 metreye ulaşırken, ağırlıkları 55 tona varıyor. Anlatılana göre 26 milyon yıl önce patlayan yanardağ yükselerek bir dağ oluştururken içindeki odacıklar mağara haline geliyor. Daha sonra soğurken sabit bir 58 derece sıcaklık ve mineral açısından olağanüstü zengin su karışımı alçıtaşını düzgün formlar halinde kristale dönüştürüyor. Sıcaklık azaldıkça formlar kesinleşiyor. Ayrıca Naica dağı madenleri dünyanın en zengin gümüş, çinko ve grafit rezervlerine sahip.  Daha önce Cave of Swords (Kılıçlar Mağarası)  dedikleri bir mağarayı buluyorlar. Sonra bu mağarayı bulduklarında kimse eşsiz bir atnalı şeklinde ve ölçüleri  30 metre uzunluk, 10 metre genişlik olan bir kristal hazine odası beklemiyor elbette. Selenit kireçtaşı kristallere bakarken şimdi zor bir sorunun cevabını düşünüyorlar.İçeri girip çalışabilmek için her dakika 55 bin litre suyu dışarı pompalıyorlar. Pompalamaya devam ederek bölgeyi müzeye mi çevirmeliler?  yoksa mağaranın ağzını kapatıp kristallerin büyümeye devam etmelerine izin mi vermeliler?



DUBAİDubai (Arapça: دبيّ),


Arap Yarımadası'ndaki yedi tane Birleşik Arap Emirlikleri emirliğinden biri. Bazen kendi emirliğinden Dubai Kenti olarak ayırt edilir.1960'larda yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990'lar sonrası uygulanan politikalar sonucunda ve Hong Kong'un Çin'e devredilmesi ile sonrası bölgenin ticaret başkenti olma yolunda ilerleyen 2000'li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir.Birleşik Arap Emirlikleri'nin en büyük emirliği ve en lüks, en çağdaş olanıdır. Son 20 yılda bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlamasıyla Dubai'nin yapısı değişmeye başladı. Buna karşılık gelirin %8'ini petrol oluşturur, bunda bölgenin finans ve iktisat merkezi olması büyük rol oynar. Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri burayı kısa zamanda alışveriş cenneti yapmıştır.Şehrin başında Şeyh Muhammed Raşid el Maktum bulunmaktadır. Şeyh Maktum birçok inanılmaz projeye imza atmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları palmiye şeklindeki yapay ada ve dünya şeklini alan takım adalar olarak sayılabilir.Şehrin başlıca bölgeleri ise Jumeriah ve Deira'dır. Şehir dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Şehirde lüks oteller bulunmaktadır ve dünyanın en ünlü şarkıcıları şehirde konser vermektedir. Ayrıca Burj Al Arab oteli bunlardan birisidir.

  


EYFEL KULESİ - PARİS


Fransa 'nın sembolüdür. Yılda 6 milyon turist ziyaret ediyor. Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel'in firması tarafından, Fransız Devrimi'nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edildi. Aslında kulenin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin'in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestre'dir. Kulenin, 7 milyon 739 bin 401 Frank 31 Sent tutan inşaat masrafları, Gustave Eiffel'in tahminlerinin 1 milyon frank üstünde.1889 yılındaki açılış tarihden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4'ü çıkartılmıştır. Böylelikle Eyfel Kulesi, daha başından, kazanç sağlayan bir şirket görünümüne bürünmüştü. 3 bin işçi 26 ay boyunca 18 bin 38 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Eyfel Kulesi, Dünya'nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul ediliyor.Parisliler onu Demir Bayan olarak adlandırıyor. İlk başlarda Eiffel, Kule'ye sadece 20 yıl için müsaade almıştı. Dolayısıyla, 1909 yılında kulenin sökülmesi gerekiyordu. Ancak kule, iletişim için çok uygun yüksekliğe ulaştığından ve yeni yüzyılda Atlantik ötesi haberleşmeye imkân tanıdığından, kalmasına izin verildi.





FİJİ ADALARIHakkında:

Yüz ölçümü:8,270.00 km kare 
Nüfus:844,330 
Başkent :Suva
Para Birimi:Fijian dolar 
Dil:İngilizce (resmi), Fijian, Hintçe
Kültür:

Fijiler hala geleneksel sanat ve el becerileri üzerinde çalışmaktadırlar.Kuşaktan kuşağa geçmiş olan dans Fiji’de hala etkilidir.Geleneksel Hint dansı hala Hint topluluklarınca öğretilir.Misyonerler koro ve ilahileri Fiji’ye getirmişlerdir.Ve Fiji’deki yerel kiliseler gerçekten de muhteşemdir. Bollywood denilen Hint melodramalarının müzikleri Fiji Hintlileri arasında oldukça popülerdir ve yerel gruplar Hint şarkıları
çalarlar.Hint kültürü merkezlerinde de geleneksel Hint müziği dersleri verilir.Fiji, çömlekçiliğiyle meşhurdur ve en ünlü çömlekçileri Dian Tugea ve Taraivini Wati’dir. Turistler hatıra olarak kendi evlerine almak istedikleri için oymacılık hala önemlidir.Fijili oymacılar savaş sopaları,mızrakları ve yamyam yabaları yaparlar.Oymacılık Polinezya etkisinin olduğu bölgelerde yaygındır. Tören için kullanılan giysi,türban ve kemerler aşı boyası ve kömür kullanılarak sembolik motiflerle süslenirdi.Geleneksel olarak büyük ve çok süslü kumaşlar tören hediyesi olarak kullanılırdı.Çevre:

Fiji adaları Güney Pasifik’te,Melanesia ve Polynesia arasında yer alır.Bunlar Ekvator’un güneyinde,oğlak Dönencesinin kuzeyinde ve Uluslararası Gün değişme Çizgisinin batısındadır.Karasal bölge limiti 1.3 milyon km karedir fakat bunun %1.5 i kuru arazidir.Viti Levu ve Vanua Levu en büyük adalardır.Ülkenin başkenti olan Suva Viti,Levu’nun güneybatı kıyısındadır.Ve ada ayrıca ülkenin en yüksek noktasıdır.Taveuni ve Kadavu da önemli adalardır.Ülkenin tamamı küçük adalardan meydana gelmiştir.Bu adalar el değmemiştir ve doğal bitki örtüsü gibi birçok kıyı gölü,liman ve çok güzel resifler vardır.
Hava:

Fiji yılın çoğu zamanında adayı çevreleyen açık suların genişliği sayesinde ılık ve sabit bir iklime sahiptir.Egemen rüzgarlar doğu ve güney-doğu yönlüdür.Daha geniş adaların dağlık rüzgarları bulut ve yağmur yaratır.Nemli mevsim Kasımdan Nisana kadar yayılır fakat yıl boyunca yağmur düşer.Gün içi hava sıcaklığı 25°C civarındadır ve nem oranı genellikle yüksektir.Tropik kasırgalar nadiren tehlikeli olmasına rağmen Kasım ve Nisan ayları arasında yaşanır . 
Coğrafi Verileri

Konum:
Okyanusya, Güney Pasifik Okyanusunda ada.
Coğrafi konumu: 18 00 Güney enlemi, 175 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Okyanusya
Yüz ölçümü: 18,270 km²
Sınırları: 0 km
Sahil şeridi: 1,129 km
İklim: Tropikal deniz
Arazi yapısı: Volkanik aktiviteli dağlar çoğunluktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: Tomanivi 1,324 m
Doğal kaynakları: Kereste, balık, altın, bakır, denizde petrol kaynakları, hidro enerji
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.95
sürekli ekinler: %4.65
diğer: %84.4 (2005 verileri)
Sulanan arazi: 30 km² (2003 verileri)
Doğal afetler: Kasım - Ocak ayları arasında siklonik kasırgalar.
Yönetimi:

Ülke adı: Resmi tam adı: Fiji Adaları Cumhuriyeti
kısa adı: Fiji
Yönetim biçimi: Cumhuriyet
Başkent: Suva
İdari bölümler: 4 bölge ve bir bağımlı bölge; Orta, Doğu, Kuzey, Rotuma, Batı bölgeleri
Bağımsızlık günü: 10 Ekim 1970 (İngiltere'den
Ekonomik Göstergeler:

Ekonomiye genel bakış: Fiji, ormanlar, mineral ve balık kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Pasifik adarlı arasında ekonomisi en çok gelişmiş adalardan biridir. Şeker ihracatı ve turizm endüstrisi ülkeye döviz getiren başlıca sektörlerdir. Şeker üretimi sanayi etkinliğinin 1/3'nü kapsamaktadır. Her yıl içlerinde Amerikalıların da bulunduğu yaklaşık 300,000 turist ülkeyi ziyaret etmektedir.






  BUZ KANYONU - GRÖNLAND


Grönland Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde, 2.166.086 km² ile kuzey kutbundaki en büyük buz örtüsüyle kaplı, Danimarka’nın özerk bölgesidir. 
Bu buz tabakası 3 km. kalınlığında ve tabanı da deniz düzeyinin altında bulunur. Adanın kuzeyinde Kuzey Buz Denizi (Arktik Deniz), güneydoğusunda İzlanda, batısında Kanada’nın Ellesmere Adası ve Baffin Körfezi yer alır. Grönland, yüz ölçümü açısından dünyanın en büyük adası konumundadır. % 81′i buzullarla kaplıdır.
Grönland’da yaşayan nüfus 57.500 civarındadır. Nüfusun büyük kesimi batı kıyısındaki küçük kasabalarda yaşar. Grönlandlılar, hem Kalaallit (Inuit), hem İskandinavya kökenlerini taşımaktadırlar ve Grönlandca (Greenlandic=Kalaallisut) dilini konuşurlar. İki önemli şehri başkent Godthab (Nuuk) ile Godhavn’dır.





SANKİ CENNETTEN BİR KÖŞE (HAMİLTON GÖLÜ)


Renklerin birbirleriyle uyuştuğu, cennetten bir köşeymiş izleniminin uyandırdığı güzide bir doğa harikası..Teksas/Austin’de bulunan Hamilton Havuzu dünyanın en güzel göllerinden biridir. Gölün yüksekliği 15 metre, sanki taş bir kemer ile bir şelale ile tamamlıyor donatılmış mistik bir şehir görünümünde olan göl güzelliğini küçük.

232 dönümlü bir araziyi kapsayan Hamilton Havuz Korunun, toprak çöküntüleri ve binlerce yıl süren yeraltı erozyonlarıyla oluştuğu düşünülüyor.Suyunda çeşitli kimyasallar olabileceği için sürekli kalite incelemesinden geçen doğal göl koruma altına alınmıştır. Doğal park haline getirilen göl alanı, bu sebeple yıl içinde yüzmelere ve ziyaretlere kapatılabiliyor.



IGUAZA ŞELALESİ         


 Arjantin'in kuzeydoğusundaki Misiones eyaletinde, Arjantin, Brezilya ve Paraguay sınırları arasında yer alan Iguazu Şelaleleri cennetin dünya üzerindeki yansıması olmalı. Yarı tropikal yağmur ormanlarının çevrelediği Iguazu Milli Parkı, 275 adet şelaleyi ve 2000'den fazla bitki türünü barındıran, yaklaşık 550 çeşit kuş ve memelinin yaşadığı, 70.000 hektara yayılmış bir doğa harikası. Şelaleler bundan 200.000 yıl önce Parana ve Iguazu nehirlerinin birleştiği yerde oluşmuş. Guarani dilinde büyük su anlamına gelen Iguazu, 1542'de Ispanyollar tarafından keşfedilmiş, o zamana kadar burada Güney Amerika yerlileri Guaraniler yaşıyormuş. 1934'de milli park, 1984'de Unesco Dünya Mirası olarak kabul edilen Iguazu, gerçekten de korunması gereken doğal bir hazine.                      
          Iguazu Milli Parkı'nın Arjantin'de kalan bölümü Puerto de Iguazu kasabasına 11 km uzaklıkta. Bu küçük kasabanın tek geçim kaynağı şelalelerden elde edilen turizm geliri. Burada Guarani kültürünün izlerine hala rastlamak mümkün. Yerliler genelde yaptıkları el işlerini satarak geçimlerini sağlıyorlar ve kasabanın yakınındaki "aldeada" adı verilen koruma altındaki bölgede yaşıyorlar.
               Şelalelerin neredeyse tamamı Arjantin tarafında bulunduğundan, nehrin Brezilya yakasından baktığınızda muhteşem bir manzarayla karşılaşacaksınız. Kızıllı yeşilli yüksek kayalardan dökülen sayısız şelale ve onları çevreleyen uçsuz bucaksız bir yağmur ormanı. Bu hayranlık uyandıran görüntü karşısında heyecanlanmamak mümkün değil, burası doğanın insanlara sunduğu eşsiz bir armağan. Iguazu'nun asıl sahipleri de bu nefis manzarayı kaçırmak istememişler, milli parkın daha küçük bir alanı kaplayan Brezilya kısmında yoğun bir hayvan nüfusu söz konusu. Buranın florası, yüksek resiflerin oluşturduğu karşı kıyıya göre daha yumuşak görünüyor.  Birçok tropik canlıyı doğal ortamlarında görme fırsatı yakalayacaksınız. Iguazu Şelaleleri 3 kilometreyi bulan uzunluğuyla dünyanın en büyüğü; söylenene göre first lady Eleanor Roosevelt. Milli parkın Brezilya kısmındaki olanaklardan bu ülkenin daha gelişmiş bir turizm anlayışına sahip olduğu rahatça anlaşılıyor. Arjantin'deki küçük tren burada yerini üstü açık otobüslere, metal köprüler ise daha rahat yürüyüş imkanı sağlayan beton platformlara bırakmış. Hediyelik eşya dükkanları, restoranlar daha ışıltılı, ama asıl sevindirici olan bu tesislerin her iki ülkede de parkın doğal yapısını bozmayacak şekilde kurulmuş olması. Her gün yüzlerce insanın ziyaret ettiği bu milli park, insanoğlunun hoyratlığına maruz kalmamış.              Guarani kültüründe Iguazu'nun bir aşk hikayesi sonucu oluştuğuna inanılıyor. Efsaneye göre Iguazu nehrinde Mboi adında dev bir yılan yaşarmış. Her yıl köylüler Mboi'ye törenle genç bir kız kurban ederler, bu töreni izlemeye bütün kabileler katılırmış. Yine böyle bir seremoni öncesi çevre kabilelerden genç bir delikanlı olan Taroba o yıl kurban olarak seçilen Naipi'ye aşık olmuş ve kurban edilmesini önlemek için onu kaçırmış. Bunu öğrenen Mboi çok öfkelenmiş ve genç aşıkları engellemek için nehrin altında kıvrılarak etraftaki kayaları çatırdatmış, kayaların kırılmasıyla Iguzau şelaleleri oluşmuş. Genç aşıkları cezalandırmak için de onları bir ağaca dönüştürmüş. Şimdi bu ağaçlar nehrin iki yakasında karşılıklı duruyorlar. Buna göre akan şelale suları Naipi'nin uzun saçlarını temsil eder. Mboi de Şeytanın Boğazı adı verilen en büyük şelalenin altında saklanmaktadır. Ancak gökkuşağı çıktığında bir köprü oluşturur ve bu sayede iki sevgili birbirine kavuşur. Gökkuşağının renkleri bize aşkın güzelliğini gösterir.         Zaten Iguazu da aşkın kendisi gibi; coşkulu, rengarenk ve heyecan dolu.














ŞİLİ MERMER MAĞARALARI


 3000 kişi civarındaki bu kasaba, doğal güzellikleriyle ve özellikle, tamamı mermerden oluşan Mermer Mağara’larıyla tanınıyor.Şili'de Coyhaique vilayetinde bulunan Mermer Mağaralar, Patagonya'daki en etkileyici turistik merkezlerden biri. İspanyollar'ın söyleyişiyle 'Las Cavernas de Marmol' olarak anılan mağaralar, Rio Tranquilo'nun dev bir kiraçtaşı yarımadasına gömülmüş berrak suları sebebiyle oluşmuş. Bu sayede de etkileyici labirent mağaralar ortaya çıkmış. Bu yarımada 'Mermer Katedrali' olarak biliniyor. Mekana, rehber eşliğinde yapılan bir tekne turuyla ulaşılabiliyor.Tamamen doğal olan Mermer Mağaralar, içindeki tüneller ve Beyaz mermerin üzerindeki Şili’deki “Chile Chico” aslında Carrera bölgesinin güneyinde küçük bir suyun yansımasından oluşan ışık oyunları ile nefes kesici bir güzelliğe sahip.




ULURU – AVUSTRALYA


Uluru yaklaşık 3,4 km uzunlukta, 2 km'yi bulan genişliktedir ve çevresi 10 kilometredir. Zirve deniz seviyesinden 869 metre yüksekte olup, Orta Avustralya'nın zemini üzerinde 350 metre yükselir. Bir kenarı oval üçgen şeklindedir.

Uluru, Uluru-Kata Tjuta Milli Parkı içinde, Alice Springs'in yaklaşık 390 km güneybatısındaki Yulara yerleşim merkezinin yakınındadır. 1336 km² büyüklüğündeki milli park, Uluru'nun yanında, buraya komşu Kata Tjuta'yı da kapsar ve UNESCO tarafından, Dünya Kültür ve Dünya Doğa Mirası olarak ilan edilmiştir.
Uluru komşusu Kata Tjuta ile beraber yaklaşık 600 Milyon yıl önce oluşmuştur. Çakıl birikinti ve çamur, bir arazi çöküntüsünde toplanmış ve yüksek basınçta yoğurulmuştur. Bu yoğrultunun bir kısmı depremlerlerin akabinde tekrar yüzeye çıkmıştır. Uluru'nun arka tarafında, Aborjinler tarafından kutsal olarak kabul edilen su havzaları bulunur. Uluru, o zamandan beri sürekli bir şekilde havanın bozucu etkisine maruz kalan, paslı kırmızı renkte arkoz-kum taşından (arkoz: kırmızı bir kayaç) oluşmuştur. Rengi, yüksek oranda demir içermesinden ileri gelir.

Uluru, yaygın görüşün aksine, aslında monolit olmayıp, ayrıca Kata Tjuta'yı da kapsayan ve büyük kısmı yer altındaki bir kaya formasyonunun sadece bir parçasıdır. Formasyonun 5 km kalınlığa ve 100 km genişliğe sahip olduğu tahmin edilir. Buna karşın, bu bünye içinde hesap edilen Mount Conner ise artık bu oluşuma dahil değildir. Uluru'nun dünyanın en büyük monoliti olması iddiası böylece her iki bağlamda yanlıştır. Birincisi Uluru monolit değilidir, diğer yandan aynı şekilde Avustralya'da bulunan Mt. Augustus, Uluru'dan büyük olup, bu iddiayi kendi adına taşır.
Uluru, 1873 'te Avrupalı kaşif William Gosse tarafından „Ayers Rock“ olarak (Güney Avustralya'nın o zamanki başbakanı Sir Henry Ayers adıyla) adlandırır. Uluru bölgesinde Anangular yaşar.




  VENEDİK – İTALYA       


    Kuzey İtalya'nın doğusunda Adriyatik denizi kıyılarında, İtalya'ya bağlı ada şehir . Karaya 4 kilometre uzunluğunda kara ve demir yolu köprüsü ile bağlanıyor. Yaklaşık 118 adacık üzerine kurulu. Venedik'te adacıkları birbirinden ayıran 170 kanal ve birbirine bağlayan 400 köprü bulunuyor. Venedik, tarih boyunca Avrupa´nın en önemli ticaret başkentlerinden biri.Venedikliler, Türklerden ve Araplardan öğrendikleri sayı sistemi ile ticaret aritmetiğini en üst düzeye çıkarmışlar ve bu nedenle bütün Avrupalı tacirler bu aritmetiği öğrenebilmek için Venedik'te açılan birçok okula gelerek eğitim almışlar. Yaşayanların yüzde 50'den fazlası geçimlerini turizmden sağlıyor. Bu nedenle fiyatlar İtalya'nın geneline göre daha pahalı. Bütün taşımacılığın su yolları ve kanallardan yapıldığı Venedik, Avrupa'nın motorlu kara taşıtlarına izin verilmeyen tek büyük kenti.



VİCTORİA ŞELALELERİ    


    Victoria Şelaleleri veya Mosi-oa-Tunya dünyanın en görkemli şelalelerindendir. Zambezi Nehrinin üzerinde, Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında, bulunur. Şelaleler yaklaşık olarak 1,7 km genişliğinde ve 128 m yüksekliğindedirler.İskoç kâşif David Livingstone şelaleleri 1855'te ziyaret etmiş ve Kraliçe Victoria'nın anısına Victoria Şelaleleri ismini vermiştir. Bununla birlikte şelale zaten yöresel olarak Mosi-oa-Tunya yani "gürleyen duman" diye anılmaktaydı. Şelaleler iki milli parkın parçasıdırlar, Zambiya'daki Mosi-oa-Tunya Milli Parkı ve Zimbabve'deki Victoria Şelaleleri Milli Parkı. Şelaleler Güney Afrika'nın en önemli turist çeken noktalarından biridir. Aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Alanıdır.Dünyanın yedi harikasından biridir.Kuzey Amerika'daki Niagara Şelaleleri'nden daha geniş olan Victoria Şelaleleri sadece Güney Amerika'nın Iguaçu Şelaleleri ile karşılaştırılabilir. Iguaçu 270'den fazla (görece) 'küçük' şelaleye bölünmüşken Victoria dünyadaki en büyük, 100 metreden yüksek ve 1,5 km'den geniş, tek su yatağından, dökülmektedir.Victoria Şelalesi'nin üzerinde ise hiç kaybolmayan 1 gökkuşağı vardır.



KEREMLİN SARAYI - RUSYA     


    Moskova'daki Kremlin Sarayı, devrim öncesinde Rus çarlarının ikametgahıydı. Moskova Irmağı'ndan 40 m yüksekte bulunan Borovitskiy Burnu üzerinde 28 hektarlık bir alana yayılan yapıların en eskisi Spas na Boru (Ormandaki Kurtarıcı Aziz) Kilisesi'dir. İlk Kremlin yerine İtalyan mimari anlayışında yeni bir saray yapıldı.1487'de Beklemişhev Kulesi, 1490'da Borovitskaya Kulesi, Aziz Nikola ve Aziz Flor kapıları eklendi. 3. İvan döneminde birkaç katedral daha yapıldı. Dini yapılar Bizans, diğer yapılar İtalyan etkisi taşırlar. 1527'den sonra yapılan değişiklikleri Alman, İngiliz ve Hollanda'lı mimarlar gerçekleştirdi. Kremlin'in önemli yapılarından olan Büyük İvan Çan Kulesi'nin yapımına 1505'te başlanıp 1600'de tamamlandı.
Kulede dünyanın en büyük çanı olan 218 ton ağırlığındaki Çar Kolokol (Çanların Çarı) bulunuyor. 1838-1849 yılları arasında Bolşoy Kremlyovskiy Dvoryets (Büyük Saray) inşa edildi. 1932-1934'te Kremlin Tiyatrosu, 1961'de Kongreler Sarayı yapıldı. Günümüzde Kremlin Rusya'nın bir simgesi durumuna geldi.


MACCHU PİCCHU     


    Machu Picchu (okunuş: Maçu Piççu veya Maçu Piçu, Quechua: Machu Pikchu), bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir.7 Temmuz 2007 tarihinde,Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.And Dağları 'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka'lı bir hükümdar olan Pachacutec Yupanqui tarafından 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları işgal ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir. Machu Picchu 200'den fazla, merdiven sistemiyle birbirine bağlı olan taş yapıdan oluşur. Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Wayna Picchu) yükselir.Şehirde içinde 100'den fazla insan iskeletinin bulunduğu 50 adetin üzerinde mezar keşfedilmiştir (ilk başlarda bunların %80i kadın olduğu sanılmış, ama sonraki incelemelerde eşit dağılım olduğu tespit edilmiştir). Bu keşfe istinaden şehrin, İnkalar'ın yetiştirme ve disiplin yeri olduğu teorisi geliştirilmiş. Ancak zamanımızda bu teori geçerliliğini yitirmiş durumdadır. Daha çok bugün kabul gören teori, şehrin 700'den fazla İnka asil ve din adamına ev sahipliği yapmış olduğudur.1912 ve 1913 yıllarında Bingham, şehri ortaya çıkarmaya başladı. 1915'de Machu Picchu araştırmalarıyla ile ilgili bir kitap yayınladı. National Geographic Society'nin Nisan 1913 sayısını Machu Picchu şehrine ithaf etmesiyle meşhur oldu.Şehrin aslında 2 yıl öncesinden keşfedildiği, ama şehrin altınlarının ABD'ye götürülmesi için Bingham'ın zaman kazanmak istediği iddia edilmektedir. Diğer bir yerlilerin iddiası ise, köylülerin çoktan 1901 yılında şehri keşfetmiş olduğu ve Bingham'ın keşfinin tesadüf olmadığıdır.TurizmMachu Picchu Güney Amerika'nın en çok turist çeken yerlerinden biridir. Hergün günlük 2000 kişi ziyaret eder. UNESCO harabelerin zarar görmememesi için bu sayının en fazla 800 olmasını talep etmektedir.İnka şehrinin çok zor geçit veren bir bölgede olması ve oraya giden bir yolun olmaması yüzünden, Cusco şehrinden Machu Picchu dağının eteklerinde bulunan Aguas Calientes köyüne (ki harabelere en rahat bu köyden ulaşmak mümkün) bir raylı sistem hattı inşa edilmiştir. Bu köyden sonra 8 km lik bir otobüs yolculuğu yapılmakla beraber bu mesafe yaya olarak da kat edilebilir.Zira küçük basamaklı patika yollar buraya açılır. Patikanın sonunda, Machu Picchu'nun hemen giriş alanında "Sanctuary Lodge“ oteli bulunur ki bu otel de raylı sistem gibi ingiliz oteller zinciri „Orient Express“ 'e aittir. Machu Picchu'ya otantik yoldan ulaşmak isteyenler, birkaç günlük yürüyüş programlı, Urubamba Nehri'nin birkaç yüksek geçidi üzerinden, İnka yolu'nu (Camino inca) kullanarak ulaşırlar.Sürekli büyüyen turizm çevre konusunda çok büyük yük olmaktadır. UNESCO, yapılması planlanan Aguas Calientes'den Machu Picchu' ya bir teleferik hattı konusunda sert bir muhalefet yapmaktadır. Bu hattın tamamlanması turizmin daha da artması anlamına geldiği gibi toprak kayması tehlikesinin yükselmesini de beraberinde getirmektedir. 10 Nisan 2004'te meydana gelen bir toprak kayması on bir kişinin yaşamına malolmuş, raylı sistemi de kısmen aksatmıştır. 14 Ekim 2005 'teki başka bir toprak kayması raylı hattın 400 m lik kısmını toprak altında bırakmıştır.







MALDİVLER      


   Resmi adıyla Maldiv Cumhuriyeti, Hint Okyanusu'nda bin 200 adadan oluşan bir devlet. Hindistan'ın güneyinde ve Sri Lanka'nın yaklaşık 750 kilometre güneybatısında yer alıyor . Küresel iklim değişiklikleri yüzünden yüzyıl içerisinde sular altında kalacağı öngörülen Maldiv halkına, 15 Kasım 2005 itibari ile Avusturalya'ya sığınma hakkı verilmiştir.Yerleşim bulunan 200 adadan 90'nında Maldivliler yaşıyor, 110 ada ise "otel ada" şeklinde kullanılıyor. Yerleşim binlerce yıl öncesine dayanıyor. Daha önce Budist olan ada halkı, Arap Tüccar Abul Barakhat Al-Bar Bari'nin tebliğiyle Müslümanlığı seçti. Sırasıyla Portekiz ve Hollandalıların saldırılarıyla ve kısa süreli hakimiyetleriyle boğuşan Maldivler, 75 sene İngilizler'in hakimiyetine boyun eğmek zorunda kaldı, 1965 yılında İngiltere'den bağımsızlıklarını kazandı.Daha sonra 3 sene Kral Muhammad Fareed saltanatı devam etti. 11 Kasım 1968'de Monarşi kaldırıldı ve İbrahim Nasir başkanlığı idaresinde Cumhuriyete geçildi. 1970'lerin başlarından itibaren turizm adalarda gelişmeye başladı. Cumhuriyete geçiş ile birlikte ülkenin resmi adı Maldiv Adaları yerine Maldivler olarak değiştirildi.






 PİRAMİTLER-MISIR PİRAMİTLERİ


Piramitler         Binlerce yıl önce yapılan piramitlerde bugün bile hala binlerce sır yatmaktadır.O tarihlerde piramitleri yapan insanlar herhalde metre kavramını bilmiyorlardı. Ve bütün bunları göz kararıyla yapmaları da imkansız. Bugün bile çok düzenli bir şekilde yapılan gökdelenlerde çok hafif bir sapma söz konusu olabiliyor. Peki o zamanlar bunları yapan insanlar ölçüm için ne kullandılar. Saniye mi? Arşın birimi mi? Mısır endazesi mi? Bilemiyoruz. Şimdi bu piramitlerde, özellikle Gize bölgesindeki büyük piramidin çeşitli oranlarda ölçümlerine bir bakalım. Bunların hepsi bir rastlantı mi? Olabilir. Ama bu kadar çok rastlantıda insani düşündürüyor..Piramitlerin Gizemi...* Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir ve bu taşları temin edilebilecek en yakın mesafe yüzlerce kilometre uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildiği konusunda kesin olmayan farklı varsayımlar bulunmaktadır.* Piramit, kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler)* Mumyalarda radyoaktif madde bulunduğundan mumyaları ilk bulan 12 bilim adamı kanserden ölmüştür.* Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.* Kirletilmiş suyu, birkaç gün Piramit'in içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.* Piramit'in içerisinde süt, birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.* Bitkiler Piramit'in içinde daha hızlı büyürler.* Piramit'in içine bırakılmış su, 5 hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.* Çöp bidonu içindeki yemek artıkları, hiç koku vermeden Piramit içinde mumyalaşır.* Kesik, yanık, sıyrık gibi yaralar büyükçe bir Piramit'in içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.* Piramitlerin bazı odalarının içinde ne olduğu hakkında bir bilgi yoktur; araştırmacıların çoğu, ya içinde kayboldular ya da aynı yerde birkaç tur attılar, fakat içlerini göremediler.* Piramitlerin içi yazın soğuk kışın sıcak olur* Büyük Piramidin açıları, Nil'in delta yöresini iki eşit parçaya bölerler.* Gize'deki üç piramit aralarında bir Pisagor üçgeni olacak şekilde düzenlenmişlerdir. Bu üçgenin kenarlarının birbirlerine göre oranı 3:4:5'dir.* Büyük Piramidin tabanının yüzeyi, anıtın yarısının iki katına bölündüğünde pi=3,14 sayısı elde edilir.* Büyük Piramidin dört yüzeyinin toplam yüz ölçümü, piramit yüksekliğinin karesine eşittir.* Büyük Piramit, dünyanın kara kitlesinin merkezinde yer alıyor.* Büyük Piramit, dört ana yöne göre düzenlenerek inşa edilmiştir.* Piramit dev bir güneş saatidir. Ekim ortasıyla Mart başı arasında düşürdüğü gölgeler mevsimleri ve yılın uzunluğunu gösterirler. Piramidi çeviren tas levhaların uzunluğu bir günün gölge uzunluğuna eşittir. Bu gölgelerin tas levhalar üstünde gözlenmesiyle günün 0,2419 bölümünde yılın uzunluğu yanlışsız olarak saptanabiliyordu.* Büyük Piramit'le dünyanın merkezi arasındaki uzaklık, Kuzey kutbuyla arasındaki uzaklığa eşittir ve kuzey kutbuyla dünyanın merkezi arasındaki uzaklığa eşittir.* Piramidin yüksekliğiyle,çevresi arasındaki oran, bir dairenin yari çapıyla çevresi arasındaki oranın dengidir. Dört kenarlar dünyanın en büyük ve çarpıcı üçgenleridir.* Gizde'den geçen boylam, dünyanın denizleriyle ana karalarını iki eşit parçaya böler. Bu boylam ayrıca,kara üstünden geçen en uzun kuzey-güney yönlü boylam olup,bütün yer kürenin uzunluğuna ölçümünde doğal sıfır noktasını oluşturur.* Büyük piramidin tepesi Kuzey kutbunu, çevresi ekvatorun uzunluğunu temsil eder. Ve iki uzunluk ayni mikyasa uygunluk gösterir.Piramitler hala yapımları esnasında ki gizi korumaktalar. İşçilerin olağanüstü bir çabayla günde 10 metreküp taşı üst üste koyduklarını kabul edersek keops piramidinde yer alan yaklaşık 2.5 milyon metreküp taş, 250.000 gün, yani yaklaşık 664 yılda yerleştirilebiliyor. Oysa piramitler 20 ila 30 yıl arasında bir sürede tamamlanmıştır.



 GRAND KANYON - ABD 



           Büyük Kanyon Ulusal Parkı (İng.: Grand Canyon National Park) Amerika Birleşik Devletleri'nin Arizona eyaleti sınırlarında bulunan en eski ulusal parkdır.
Büyük Kanyon, bir çok renge sahip; Kolorado Nehri çevresinde bulunan bir kanyondur. Büyük Kanyon Ulusal Parkı içinde bulunur ve bu Amerika'daki ilk ulusal parklardan biridir. Theodore Roosevelt Büyük Kanyon'un büyük bir hayranıydı ve bir çok kez avlanmak ve sehir için burayı ziyaret etmişti.
Kanyon, Colorado Irmağı'nın kanalı milyonlarca yılda yarmasıyla oluşmuştur. 466 kilometre uzunluğunda ve 400 metre ila 2.4 kilometre genişliği arasında değişmektedir. Derinlik açısından da 1600 metreye kadar ulaşır. Bu kesiklerde Dünya'nın 2 milyar yıllık tarihi gözükebilmektedir.
Büyük Kanyon bir Avrupalı tarafından farkedilmesi ilk kez 1540 yılında; İspanyol Garcia Lopez de Cardenas tarafından olmuştur. İlk bilimsel araştırma ise John Wesley Powell eşliğinde 1869'da gerçekleşmiştir. Kızılderililer ise kanyonun duvarlarında yerleşim birimleri kurmuşlardır.

Büyük Kanyon, dünyanın en büyük derin vadisidir. ABD'nin güneybatısında 450 km boyunca uzanır. Görülmeye değer dik bayır ları, dorukları, vadileri ve olağanüstü renkler deki kaya katmanlarıyla ABD'nin en ilgi çekici doğal oluşumlarından biridir. Büyük Kanyon kuzeybatı Arizona'daki Colorado Ir mağı'nın aşındırmasıyla oluşmuştur. Colorado Irmağı'nın 1 milyon yılı aşkın bir zamandır Colorado yaylasını kazarak derinleştirdiği boğazın, Bü yük Kanyon Ulusal Parkı sınırları içinde kalan 90 km uzunluğundaki en derin ve en etkileyici bölümü Powell Gölü'nden Mead Gölü'ne kadar uzanır.
Bu büyük vadinin iki yakası arasındaki açıklık bazen 1 kilometreden azdır, bazen de 29 kilometreye ulaşır. Derinliği ise 1,6 kilo metreyi geçer. Deniz düzeyinden 2.500 metre yükseklikteki kuzey yakası, güney yakasından 365 metre daha yüksektir. Colorado Irmağı' nın bu vadiyi açarken sürükleyip götürdüğü toprak tüm ABD'yi 30 cm kalınlığında bir tabakayla örtmeye yeterdi. Boğazın her iki yanı bir dizi sarp kayalıktan oluşur. Vadide kule gibi yükselen kayalar, eğimli kaya taraçaları vardır. Fildişi rengi, sarımsı kahveren gi, boz ve kızıl kayalar ışık ve gölgeler değiştikçe olağanüstü bir renk gösterisi sergi ler. Şatolara, tapınaklara ve kulelere benze yen kaya doruklarının pek çoğuna Buda Tapınağı ve Şiva Piramidi gibi adlar verilmiştir.
Colorado Irmağı rüzgâr, don ve yağmurla birlikte Büyük Kanyon'u aşındırmayı sürdür mektedir. Kanyon tabanında Kuzey Amerika'nın en eski bazı kayaları vardır. Kuvarsit gibi kristalleşmiş kayalar, toprağın aşınmasıyla yok olan dağların tabanıdır. Bunların üze rinde kum taşı, şeyi ve kireçtaşı gibi tortul kaya katmanları vardır. İçindeki deniz yosunu, deniz kabuğu ve balık fosillerinden de anlaşıldığı gibi, bu kayalar denizin altında oluşmuştur. Bir zamanlar büyük bir denizin yer aldığı bölgede, Colorado yaylası zaman içinde yükselerek bugünkü düzeyine ulaşmış ve büyük bir hızla akan Colorado Irmağı Büyük Kanyon'u aşındıra aşındıra günümüz deki durumuna getirmiştir. Kanyonun yamaç ları araştırmacılara, jeoloji açısından yer kabuğu tarihinin en kapsamlı kayıtlarından birini sağlar.

Colorado yaylasında bir zamanlar Amerika Yerlileri yaşardı. Bunlardan Yumanlar kabi lesi bugün de, Büyük Kanyon'a açılan bir yan kanyonda varlığını sürdürür. Ayrıca bu yöre de tarih öncesi mağara insanlarına ait pek çok kalıntı vardır. İspanyol kâşif Garcia Lopez de Cârdenas, 1540'ta kanyonu gören ilk Avrupalı oldu. 1869'da, Binbaşı John Wesley Powell başkan lığında bir grup kayıklarla, hızlı akan tehlikeli sulardan inip kanyonu inceledi. Binbaşı Powell daha sonra bölgenin ilk haritasını çizdi.
1919'da, kanyon çevresindeki 2.613 km'lik alan ulusal park olarak ayrılmış, günümüzde bu alan Büyük Kanyon Ulusal Anıtı ve Mermer Kanyon Ulusal Anıtı alanlarının da eklenmesiyle oldukça genişlemiştir. Kanyon nun güney ve kuzey yakalarından bölgeye her yıl milyonlarca turist gelir. Turistler dar patikalardan aşağı katırlarla Colorado Irmağı kıyısına inerler. Irmaktaki motorlu sal gezileri ile kanyon üzerinde havadan yapılan geziler de çok ilgi çeker.



CAPE TOWN - AFRİKA



Eğer imkanınız varsa, bu yerleri mutlaka görmelisiniz...
     Cape Town, Güney Afrika'nın en büyük şehri. Bu başkent, Güney Afrika'nın tam güneybatı ucunda yer alıyor. Cape Town'da Afrika, Hollanda ve İngiliz kültürleri harmanlamış durumda. 1488'de Portekizli keşifçi Bartelemeu Dias tarafından keşfedildi.
1652'de Güney Afrika'da kurulan ilk Avrupa yerleşimiydi. Güney Afrika Birliği kurulduktan sonra ülkenin yasama başkenti oldu. 1945'ten sonra olan Apartheid rejimi zencilerin kendi halinde bırakılmasına neden oldu. 1990'da ırk ayrımcılığı bittikten sonra zenciler daha çok topluma çıktı ve resmi görevlere girdi. Şehrin bir bölümü çağdaş gökdelenlerle doluyken; diğer kesimleri gecekondu mahallelerinden oluşuyor. Ayrıca Fransız göçmenlerin kurduğu bağ evleri de meşhur.






ÇİN SEDDİ



         7 Temmuz 2007 tarihinde, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçildi. Çin'in kuzeybatısı boyunca uzanıyor. Dünyanın en uzun savunma duvarı. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlıyor, Pekin'in kuzeyinden geçerek batıya yöneliyor, Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanıyor ve Gobi Çölü'nün güneyinden batıya yönelerek devam ediyor.

Çin Seddi'nin temeli 20'den fazla ayrı ayrı krallık tarafından atıldı. Chu, Qi, Yan, Wei, Han, Zhao, Qin Krallıkları birbirinden korumak için sınırlarında ilk setler inşa ettiler. Qin, Zhao, Yan krallıkları ise XiongNu, DongHu, LinHu, LouFaın saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını koruma amacıyla da inşa ettiler. Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huanga, burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi ve daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirerek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam ettiler.



PERITO MORENO BUZULU- ARJANTİN



Perito Moreno Buzulu, (İspanyolca: Glaciar Perito Moreno) Arjantin'in güneybatısında, deniz seviyesinden sadece 1500 m yüksekte, Patagonya’nın Campo de Hielo Sur buzul bölgesinin bir uzantısıdır. Adını Patagonya araştırmacısı Francisco Pascasio Moreno‘dan alır. En yakın büyük yerleşim yeri 80 km mesafedeki El Calafate olup, burası mili park içinden buzula yapılan turların ideal çıkış noktasıdır.Buzul, Los Glaciares Milli Parkı'nın ve tüm Arjantin'in başlıca görülmeye değer noktalarından biridir. Perito Moreno, Antarktika ve Grönland dışında, az sayıda bilinen buzullardan biri olup, sürekli büyüyen bir buzuldur. Bunun sebebi de Büyük Okyanus'dan gelen bulutların Andlar'a çok kuvvetli yağışlar bırakmasıdır.60 km'lik buz kitlesi günde yaklaşık 1 m öne sürüklenir. Bu, masif kütlede sürekli olarak çatırdama ve kırılma gürültüleriyle göze çarpar. Düzenli olarak da, yaklaşık 60 m yükseklik (hemen hemen Boğaz Köprüsü yüksekliği) ve 5 km genişlikteki ön cephede büyük parçalar kırılır. Bu durum gölde kabarık dalgalara sebebiyet verir.Sürekli olarak ileri sürüklenme sebebiyle buzul, her dört yılda bir Lago Argentino’nun yan kolu Brazo Rico ’yu bloke eder. Böylece nehirlerle beslenen güney kısmının bu kolundaki su seviyesi hızlıca yükselir. Nihayetinde bu da kısa bir süre sonra buzulun ön kısmının tamamının parçalanmasına yol açar. Bu önceden zor kestirilebilen gösteri, dünyanın en ünlü tabiat oyunlarından biridir ve her seferinde bir çok turist ve belgesel filmciyi buzula çeker. Buzulun son gösterileri 1988, Mart 2004 ve son olarak ta Mart 2006 yılında gerçekleşmiştir.Buzul, daha önce onu keşfeden Alman jeolog Rudolph Hauthal'in verdiği isim ile "Bismarc Buzulu" iken, daha sonra kaşif ve antropolog olarak verdiği hizmetlerin onuruna Perito Moreno‘nun adını almıştır.





PETRA ANTİK KENTİ - ÜRDÜN


2 bin yıllık bir sırrı saklıyor Ürdün çölleri. Sapasağlam ama insansız evler, gülkurusu rengindeki kayalara oyulmuş dev binalar, hiç ummadıkları anda şiddetli bir sesle helak olan Semud kavminin feci akıbetini fısıldıyor ziyaretçilerine. Hz.Salih Peygamberin yaşadığı yer olarak ta bilinen ve Ortadoğu'nun en görülmeye değer turistik cazibesi Petra, Ürdün'ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir.Petra ile ilgili Ürdün’deki yaygın kanı ise Kur’an—ı Kerim’de yok edildiği bildirilen kavimlerden Semud’un yurdu olduğu yönünde. Semud kavminin yurdu Kur’an’da Hicir ismiyle anılıyor.
Hazreti Hud’un gösterdiği yola iman etmemekte ayak direyen Ad kavminin helakinden sonra bu bölgeye yerleşen Semud kavmi de zaman içinde azgınlığa sapmıştı. Yaklaşık 10 bin kişilik nüfusa sahip olduğu tahmin edilen Petra’da yaşayan Semud kavmi, Ad kavminin dillere destan yurdu İrem gibi azap yüklü fırtına ile yıkılıp gitmesin diye evlerini kayalara oymuşlardı. Salih (a.s) onları putperestlikten çıkıp Allah’a iman etmeye çağırdı. Kur’an’da anlatıldığı şekliyle Semudlular, ‘Sen de bizim gibi bir insansın, eğer doğru isen bize bir mucize göster’ dediler. Mucize olarak gözlerinin önünde kayadan bir deve yaratıldı. Fakat onlar azgınlıklarından vazgeçmeyip deveyi kesip yediler. Salih Aleyhisselam Semud kavminin başına gelecek felaketi haber verip inananlarla birlikte şehri terk etti. Geride kalanların ilk gün yüzleri sarardı, ikinci gün kızardı, üçüncü gün ise kapkara oldu. Bu belirtilerden felaketin gelmekte olduğunu anlayarak büyük bir korkuya kapıldılar. Korkudan çıldıranlar, hatta ölenler oldu. Sonunda korkunç bir ses gelerek Semud kavmini helak etti. Bir anda gelen o şiddetli ses Semud’un kayalara oyulmuş yurdunu sonsuz sessizliğe boğdu.
Hazreti Peygamber’in (s.a.v), ashabı ile Tebük seferine giderken yolu bu bölgeye uğradığında bölgeyi tanıttığı, hatta Hazreti Salih’in devesinin çıktığı kayayı bile gösterdiği kaynaklarda kayıtlıdır. Bu rivayetlerde dikkat çeken bir nokta da Peygamber Aleyhisselam’ın ashabını azaba sahne olan bu mekanda fazla oyalanmamaları, buradan su içmemeleri konusunda uyarmasıdır.M.Ö. 400 ile M.S. 106 yılları arasında Nebatiler'e başkentlik yapmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. M.S. 400 yıllarından sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından kent tekrar bulunmuştur.Petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. el-Khazna ve Roma döneminde yapılan anfitiyatro en bilinen yapılardır. Ayrıca Indiana Jones üçlemesinin sonuncusu olan "Indiana Jones ve Son Macera" filminin çekildiği yerdir.


Dünyada Hangi Mevsim Nereye Gidilir?
Tatile gitmek için dünyada her zaman aranılan, özlenilen en güzel yerlerden bazılarını sizler için araştırdık... örneğin yaz aylarında “geceyarısı Güneşi”nden yararlanmak için Kuzey Avrupa ülkelerine gidebilirsiniz. Yaz aylarında gezmek için ayrıca en ideal ülkeler arasında: Kuzey Avrupa ülkeleri ve Britanya Adaları, Hint Okyanusu, Doğu Afrika, Dominikan yada Kanarya adaları. Tatile çıkmanın pek çok sebebi olabilir, tabi bu durumun en güzel yanı herhalde sevdiğiniz şehri, özleyeceğiniz kişileri bir süre için göremeyecek olmanızdır. Ancak kısa süreliğine de olsa, insanın belli dönemlerde acayip ihtiyaç duyduğu mas mavi bir deniz, veya yakıcı güneşin ışınları altında pırıl pırıl bir sahilin kumsalı size bu özlemi unutturabilir.
Ocak
Mesela ocak ayinda ılıman iklimin hüküm sürdüğü Hawaii adası, veya meltemlerin etkisinde kalan Bahamalar ve Senegal kış aylarında güneşin tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir yer. Yağışların henüz başlamadığı Kenya yada kısa süre sonra toz fırtınaları ve şiddetli kasırgaların baş göstereceği Pakistan gezileri için son fırsat. Endonezya, Tunus, ve İspanya’da görülen yağışlar ve rüzgar, bu bölgelere yapılacak gezileri başka tarihe ertelemedeki en büyük etken. Senegal, Hawaii, Bahamalar, Doğu Afrika, Pakistan.
Şubat
Kurak bir iklimin sürdüğü Meksika ve Senegal’de yaz tüm hızıyla sürüyor. Güneşli Batı Afrika Sahillerinde yeniden denizin tadını çıkarabilirsiniz. Orta Amerika, Batı Afrika, Doğu Afrika, Hindistan.
MartMart ayı, ilkbaharın habercisi. Kuzey Afrika çöllerinde gezinti için en uygun mevsim, Bahamalar ve Martinik ise şimdiden en gözde destinasyonlardan. Karayipler ve Meksika seyahatleri için ideal mevsim yavaş yavaş sona ermeye başlarken, Mauritus Adası ve Moritanya için mart ayından itibaren ölü mevsim başlıyor. Kuzey Afrika, Bahamalar, Martinik, Peru, Karayipler, Meksika.
Nisan
Dünyadaki gezilecek yerler arasında Tibet özellikle tavsiye edilebilir. Japon Adaları’nda kiraz ağaçları nisan ayından itibaren çiçek açmaya başlıyor. Akdeniz sahilleri sakin; şimdi turist akınına uğramadan denize girebilirsiniz. Karayip adaları’nda ise güzel havaların sonuna yetişebilirsiniz. Çin, Japonya, Akdeniz, Lübnan, Ürdün, Mısır ve Türkiye gibi Akdeniz ülkeleri için de geçerli.
Mayıs                                 
Güneşli ve ılık ilkbahar günlerinin başlaması ile birlikte Britanya adaları ya da Kuzey Avrupa, ideal tatil seçenekleri olabilir. Tam tersine, Orta Amerika ve Karayipler, sonbahara dek süren yağışların başlamasıyla birlikte gündemden düşüyor. Batı Afrika içinse mayıs ayı, yağmurlar başlamadan gitmeniz için son fırsat. Büyük Britanya, Kuzey Avrupa, İsveç, Norveç, Finlandiya, Madagaskar.


Haziran
Sonbahara kadar Hint Okyanusu’nda yer alan adalar, özellikle de Polinezya gezmek için ideal destinasyonlar arasında... ayrıca Polinezya, Hint Okyanusu, yada Atlas Okyanusunda kanarya adaları veya İsveç.
Temmuz
İrlanda ve Britanya Adaları da, yılın en güzel aylarını yaşıyor; yağmur artık veda etmiş, bunaltmayan sıcaklar günlük yaşama renk katıyor. Bir süre sonra güz yağmurları başlar. Bu yüzden, fırsatı kaçırmayın... Muson yağmurları ise çoktan Güneydoğu Asya ve Orta Amerika’da etkisini göstermeye başladı. Bu bölgelere gitmek için program yaptıysanız, muson yağmurlarının tüm şiddetiyle sürdüğünü bilmeli, önleminizi alarak yola çıkmalısınız. Finlandiya, İsveç, Bolivya, Brezilya, Amerika, İrlanda, İngiltere, İskoçya.
Ağustos
Yaz aylarında “geceyarısı güneşi”nden yararlanmak için Kuzey Avrupa ülkelerine gitmek çok keyifli olabilir. Hep sisli puslu havasıyla bilinen Londra’yı biraz olsun farklı görebilirsiniz ağustos ayında. Eylülde yağmur mevsiminin başlayacağı Doğu Afrika’ya gitmek isteyenler için, ağustos ayı son fırsat... Orta Amerika ile Uzak ve Yakındoğu ülkelerinde ise ölü sezon başladı. Kuzey Avrupa ülkeleri ve Britanya Adaları, Hint Okyanusu, Doğu Afrika.
Eylül
Eylül ile birlikte yaz sıcakları son bulup havalar yumuşarken. Orta Avrupa ve Kuzey Amerika tatil için en ideal bölgeleri oluşturuyorlar. Artık sıcaklığın düşmeye başladığı Kuzey Avrupa ve kısa süre kuru iklimin sona ereceği Endonezya için ise Eylül son şans... Yağmurlar ise Orta Amerika, Karayipler ve musonların başladığı Güneydoğu Asya’da ölü sezon yaşatıyor. Orta Avrupa, Akdeniz Havzası, İspanya, Yunanistan, İtalya, Tunus, Fas, Mısır, İsrail, Kuzey Amerika.
Ekim
Ekim ayında ilkbahar güney yarım küreye yerleşir. Güneşle buluşmak için Güney Afrika’ya, Güney Amerika’ya ve Avustralya’ya uzanmanın tam zamanı. Güneydoğu Asya ve Karayip adaları içinse ekim, yağmurların başlangıcı demek. Güney Afrika, Arjantin, Avustralya.
Kasım
Batı Afrika ve Hindistan’da yağış mevsimi sona eriyor.Dolayısıyla hem bu ülkeleri, hem de boğucu yaz sıcaklarının yavaş yavaş yerini ılıman bir iklime bıraktığı Mısır’ı ziyaret etmenin tam zamanı. Bir ay daha yağmurlu geçecek olan Orta Amerika ülkeleriyle ağır bir kış geçiran Uzak-Doğu’ya yapacağınız gezileri bir süre daha erteleyebilirsiniz. Senegal, Hindistan, Mısır, Hint Okyanusu, Uzak-Doğu, Orta Amerika sonbaharda gezilecek ülkeler arasında.
Aralık
Asya ve Uzakdoğu turları için en uygun mevsim aralık. Bali, Singapur ve Tayland muson yağmurlarına veda ettiğinden gökyüzü her zaman masmavi. Karayipler’in kuzeyi ile Küba ve Jamaika’da da rahatça denize girebilirsiniz. Mısır turlarınız için ise son günler. Çin’de kış mevsimi sert geçmeye başladığından turizm için ölü bir mevsim. Güneydoğu Asya, Büyük Antiler.
Dünyanın dört bir yanında yer alan, insan elinin çok az değdiği, eğer yakınlarına gidecekseniz mutlaka ziyaret etmeniz önerilen en güzel plajlar belirlendi. İşte o plajlar...  Anse Source d’Argent, Seyşel Adaları...
DÜNYADA EN ÇOK ZİYARET EDİLEN ÜLKELER 2008
1 Fransa 81.9 milyon turist ağırladı2 İspanya  59.2 milyon turist3 USA, Kuzey Amerika 56.0 milyon turist4 Çin Halk Cumhuriyeti 54.7 milyon turist5 Italya 43.7 milyon turist ziyaret etti6 İngilter 30.7 milyon turist7 Almanya 24.4 milyon turist ağırladı8 Ukrayna 23.1 milyon turist9 Turkiye 22.2 milyon turist ziyaret etti10 Meksiko 21.4 milyon turist ağırladı.


HİNDİSTAN TURU ROTA SEÇENEKLERİ


Dünya’nın en özel ülkelerinden biri olan Hindistan’da neredeyse her metrekare turistik zenginlik abidesi. Unesco Kültür Mirasları listesindeki zenginliklerden çok sayıdakine ev sahipliği yapan ülke, çılgın kültürü, renkli yaşamı, tarihi değerleri ve nispeten hâlâ kendini koruyan yapısıyla gezginlere sınırsız seçenek sunuyor. Hindistan’da sadece gezerek 40 gün geçirseniz bile her günü birbirinden farklı yaşayacağınızı ve asla yetmeyeceğini üzülerek belirtelim. Bizim ancak 7 gecemiz vardı, deli gibi araştırmalar yaptık ve en efektif şekilde rotamızı çizdiğimize inandık, küçük bir hata da yapmışız ki olacak o kadar. Tüm tecrübemizi, ileride kendimizin de yararlanacağı alternatiflerle ve gitmediğimiz rota bilgileriyle birleştirerek kendi turunuzu çizmek için yardımcı olmaya çalışalım.

* Görseller alıntıdır.

ALTIN ÜÇGEN

Elbette en klasik rota “Altın Üçgen” ismi verilen, Delhi-Agra-Jaipur hattı Hindistan’da görülecek yerler listelerinin başında.. Altın üçgen, geometride eş kenar iki kenarın üçüncü kenara oranının φ’ye eşit olduğu eşkenar üçgendir. Gerçekten haritaya baktığınızda bu rotadaki ‘kenarların’ yakın bir oranda olduğunu görebiliyoruz. İsim muhtemelen buradan geliyor. Muhteşem ülkenin başkentinden başlayan bu rota Taj Mahal’i geçerek pembe şehir Jaipur’da sonlanıyor. Vakti ve ulaşım imkanı olan gezginler, bonus olarak Fatehpur Sikri’yi de ekliyor. (Biz de öyle yaptık)



RAJASTAN EYALETİ

Hindistan’ın batısında kalan bölge. Pakistan’ın büyük sınır komşusu olan eyalet özellikle bu ülkeden kara geçişleriyle gezginler tarafından sıklıkla kullanılıyor.  Altın üçgenle kesişen en önemli kent. “Rajalar Ülkesi” anlamına gelen isim “Krallar Ülkesi” demek. Rajastan Hindistan geneline göre çok daha sıcak insanları ve çok güzel şehirleriyle öne çıkıyor. ,

Süre Önerisi: Jaipur için 1,5 gün gerekli. Diğer şehirler için de 1’er gün yeterli.

Rajastan_1

VARANASİ

Uttar Pradesh eyaletinde bulunan şehir, Hindular için en kutsal şehirdir. Hindistan’ın en eski, dünyanın da sayılı eski yerleşimlerinden biridir. Hindu “hacı”lar, tüm Hindistan’dan Varanasi’ye ölülerini yakmak ve kutsal Ganj nehrinde yıkanmak için gelir.  Biz rotamıza katamadığımız için çok üzüldük. Kuzey Hindistan ve altın üçgeni içeren bir tur yapıyorsanız burayı kesinlikle görün. Sabahın ilk ışıklarında Ganj’da yıkanmaya gelen insanlar ve nehir boyu devam eden ölü yakma törenleri dünyada görebileceğiniz en enteresan görüntülerden biri.

Süre Önerisi: 1 tam gün gün yeterli.


MAHARASHTRA EYALETİ

Hindistan’ın en zengin bölgesi olan eyalet aynı zamanda en kalabalık yerleşimlerin de başında geliyor. Bollywood’un ev sahibi Mumbai (Bombay) başlı başına bir çılgınlık. Bu bölgenin de gezginlere göre tek gezilecek yeri. Biz de gitme şansına eriştik. 

Süre Önerisi: Mumbai için 1,5 gün yeterli. Fazlasında da alternatif geziler sunar, ancak maliyeti ülke geneline göre yüksektir.


GOA EYALETİ

Hindistan’ın batı yakasında bulunan, cennet sahilleriyle ünlü en küçük eyaleti, Hindistan’ın genelinden kültürel, tarihi ve yerleşim olarak da oldukça farklı. Hindistan’ın genelinden farklı olarak uzun süre Portekiz sömürgesi altında kalması, katolik ve hindu karışımı bir halk yaratmıştır. Goa’daki katolik kiliseleri Unesco dünya kültür mirasları listesinde yer almaktadır. 60’larda hippilerin ziyareti sonrasında ünlenen, “Goa Trance” adında bir müzik türüne de ilham olan bölge, hayallerimizin ön sıralarında yer alıyor.

Süre Önerisi: Yerleşsek mi?


KERALA EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalet, geniş kum sahilleri ve palmiye ağaçlarıyla tropik bir cennet. Okuma oranı, kadın-erkek eşitsizliği, gelir dağılımı, din kavgaları, temizlik, güvenlik, turist kazıklama gibi konuların hepsinde Hindistan’ın en gelişmiş eyaletidir. Bunun sebebi Kerala’nın uzun süredir Hindistan Komunist Partisi tarafından yönetiliyor olmasıdır. 1957’de seçilen komunist hükümet, dünya’da demokratik seçimle gelen en eski ikinci komunist rejimdir. (Birincisi 1947’de San Marino’dur.) Ekolojik turizmin Hindistan’daki merkezidir. En ünlü turistik aktivite tüm eyalete yayılmış durgun su birikintilerinde (backwater) ev tipi botlarla yapılan gezintilerdir. En çok ziyaret edilen şehir, eyaletin ekonomik merkezi Kochi‘dir. Alapuzha durgun suların yoğun olduğu şehirdir, ve Asya’nın Venediği olarak anılır. Thiruvananthapuram, eyaletin başkentidir ve Hindistan’ın en eski şehirlerinden biridir.

Süre Önerisi: 2 gün, yoksa buraya mı yerleşsek?

Kerela_1

PENCAP EYALETİ

Hindistan’ın kuzeybatısında yer alan eyalet, sikh dininin doğum yeridir ve halkın çoğunluğu bu dine mensuptur. En önemli noktası Amritsar’dır. Burada bulunan Altın Tapınak (Golden Temple) sikhler için en önemli dini noktadır, ve fotoğraflarından görebildiğimiz kadarıyla çok etkileyicidir.

Süre Önerisi: Amritsar için 1 gün.


BATI BENGAL EYALETİ

Hindistan’ın kuzeydoğusunda bulunan eyaletin başkenti, Hindistan’ın üçüncü en büyük şehri olan Kolkata‘dır. Kolkata birçokları tarafından Hindistan’ın kültür başkenti olarak adlandırılmaktadır. Eyalette 1977’den 2011’e kadar Komünist Parti’nin başı çektiği sol blok yönetimde kalmıştır ve dünyanın seçilmiş en uzun komünist yönetimi olmuştur.

Süre Önerisi: Kolkata için 1,5 gün.

Kolkata

TAMİL NADU EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalette MÖ 1500 yılından beri Tamil halkının yaşamaktadır. Bölgede yaygın dil, tamil dilidir. Başkenti Chennai dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir. Plajları, hindu tapınakları, kiliseleri ve parklarıyla meşhurdur. Sadece Gopuram’yı görmek için bile gidilebilir.

Süre Önerisi: Chennai için 1,5 gün

Tamil Nadu

UTTARAKHAND EYALETİ

Hindistan’ın kuzey eyaleti, önemli hindu tapınakları barındırmasıyla “Tanrıların ülkesi” olarak adlandırılmaktadır. Tibet’le sınır komşusudur ve Himalaya dağlarını barındırmasıyla ünlüdür. Haridwar, Ganj nehrinin kenarında hindular için en kutsal şehirlerden biridir, ve insanlığın en büyük festivali burada gerçekleşir. 2013  yılındaki Kumbh Mela festivaline yaklaşık 80 milyon insan katılmıştır. Rishikesh de dünyanın yoga merkezi olarak bilinmektedir, ve Beatles grubunun ziyaretiyle ünlenmiştir.

Süre Önerisi: Haridwar ve Rishikesh için 2 gün.

UTTARAKHAND

MADHYA PRADESH EYALETİ

Hindistan’ın tam ortasında yer alan eyaletin en ünlü destinasyonu Khajuraho tapınaklarıdır. Kamasutra işlemeleriyle ünlü tapınaklar, Hindistan’ın en önemli turistik merkezlerinden biridir. Unesco dünya kültür mirasları listesinde de yer almaktadır.

Süre Önerisi: 1 gün kadar tapınaklarda derine inmeksizin yeterli. Derinleşme limitine bağlı olarak 1 haftaya kadar uzar herhalde.


DİKKAT!

Süre öneriler makul hızda temel geziyi kapsar. Özel meraka yönelik keşif turundaysanız katlanması gerekir. Şehirler, bölgeler ve eyaletler arası ulaşım süresini ve ekstra mola dinlenmelerini de planınızı yaparken göz önünde bulundurmakta fayda var.

Yapacağımız tanıtımda sıralamanın hiçbir önemi yoktur. Kriter olarak ise herkesin çok bilmediği coğrafi bölgeler ele alınmıştır. Gezilesi görülesi yerler içersinde en turistik 10 yeri sizler için özenle sıralamaya çalıştık. Hem kısa anlatımlarımızla hem de bilgilendirici kısa notlarımızla sizlere bir turistik yerler rehberi olmaya çalıştık. Gezi rehberiolarakta kullanabileceğiniz yazımızda turistlik yerler arasında Avrupa, Asya, Amerika gibi tüm kıtalardan kesintiler sunmaya çalıştık. Siz de daha henüz tatilinizi planlamadıysanız,Top 10 gezilmesi ge görülmesi gereken turistik yerler listemize bir göz atmalısınız…

1. Rila Manastırı, Sofya – Görülmesi Gereken Turistik Yerler

bulgaristan-bayragi-philodox.netBulgaristan Sofya şehri içersinde yer alan tarihi Rila Manastırı Doğu Roma Mimarisi ile eşi ve benzeri olmayan bir yapıttır. Rila Manastırı (Orjinal ismi ile Rila Monastery) Komşumuz Bulgaristan’ın ebat bakımından en büyük ve en bilinen (ünlü-popüler) Doğu Ortadoks manastırı olarak karşımızdadır. Bulgaristan’ın başkenti olan Sofya’ya uzaklığı 117 km. Olan ve Sofya’nın güney şeridinde yer alan bu harika Manastır, deniz seviyesinden de 1147 m. yüksektedir. Rila Manastırı, Rilska ve Drushlyavitsa küçük dağ nehircikleri ile adeta sarılmıştır.

10. yüzyılda, Ortodoks Kilisesi sakinleri tarafından büyük saygı duyulan ve ünlü bir keşiş olan St John of Rila tarafından yaptırılmıştır. Bulunduğu ve yaşamını sürdürdüğü evi, bir vakit sonra kutsal bir hal alarak manastır olmuştur. 19. Yüzyıl başlarında hızla ve süratle yok olan bu manastır, 1834 – 1862 tarihleri içersinde tekrardan inşa edilmeye çalışılmıştır. Bulgar Rönesansı (Yüzyıl olarak : 18.-19. yüzyıllar) itibari ile slav mimarisinin ve Bulgar kültürünün bir mirası olarak günümüze dek turistik yerler olarak anıtlaşmıştır.

Rila Manastırı’nın baş kilisesi 19. Yy.’da yaptırılmıştır. Burada, çok değerli altın kaplama ile bezenmiş beş kubbe, üç sunak ve bunlarında yanında iki yan şapel yer almaktadır. Burada gezerken ahşap işlemelerini de görmeden geçmeyiniz. Bu harika Rila Manastırı kilisi 14-19. Yüzyıllarından kalma birbirinden güzel ve önemli ikonlara da sahiptir. Rila Manastırı, 1334 yılından kalma 23 metre yükseklikteki Hrelyu Kulesine de sahiptir. Tüm bunlardan hariç, 250 adet el yazması, 9000'den çok eski basım kitap ile çok çok zengin bir de kütüphaneye sahiptir. Eğer siz de dünya üzerinde görülmesi gereken yerleri merak ediyorsanız, Philodox.Net olarak size tavsiyemiz muhakkak Sofya’daki Rila Manastırını ziyaret etmelisiniz. Acele edin! Çünkü, böylesine ihtişamlı turistlik yerler artık günümüzde maalesef nesilleri tükenmektedir.


 

 


2. Kuala Lumpur – Malezya Turistik Yerleri


Dünyanın en yüksek gökdelenleri nerededir? ve ayrıcaMalezya turistik yerler hangileridir? Diye merak ediyor iseniz, 452 metre uzuluğundaki ikiz gökdelenlerden olan Petronas Kuleleri burada yer almaktadır. Kuala Lumpur, Malezya’nın başkenti olup, ayrıca en kalabalık şehridir. Bu şehir 1800’lü yılların başlarında kalay madenleri keşfiyle bir madenci şehridir. Kuala Lumpur’un Türkçe anlamı ise “Çamurlu Kavşak” olarak karşımıza çıkar. Bu şehir hem eski hem de modernizeyi bünyesinde aynı anda yaşatmaktadır. Dünyada görülmesi ve gezilmesi gereken turistik yerler listemizin ilk 10 sırasında yer vermemizin asıl nedeni ise, ülkemizde çok kimsenin bu muhteşem yerlerden haberdar olmamasıdır. Siz de eğer Dünya’nın en güzel yerleri nereleridir? Diye kendinize bir soru yöneltiyorsanız, mutlaka tarihi antik çağlara uzanan, eşsiz güzellikleriyle göz dolduran Kuala Lumpur şehrini ziyaret etmelisiniz.



3. Monte Carlo – Monaco Tarihi Turistik Yerler

monaco-bayragi-philodox.netFransız Rivierası, kumarhaneler şehri Monaco’nun en önemli şehridir. Zenginliği ile göz kamaştıran bu şehir sadece 25.000 kişi yaşamaktadır. Ancak ülke nüfusunun 35.000 olduğu göz önünde bulundurulursa, bu rakam hayli büyüktür. Ayrıca Nice’nin kuzeydoğusuna denk gelir. Kumarhaneler 1856 yılına kadar dayanır. Gezilmesi görülmesi gereken turistik yerlerarasında tarihi opera binası, lüks ve göz alıcı kumarhaneleri, uluslararası spor klubü yer almaktadır. Hemen siz de bu inanılmaz güzellikteki Monte Carlo şehrini gezilecek görülecek yerler arasına alınız ve en kısa zamanda bir turistlik yerler doğrultusunda bir gezi düzenleyiniz. Pişman olmayacaksınız.

Monte-Carlo-Monaco-turistik-yerler-philodox.net

4. Dubrovnik – Hırvatistan Turistik Geziler

hirvatistan-bayragi-philodox.netBalkan turları denilince akla ilk gelen tarihi mekanlardan biridir Dubrovnik. Adriyatik denizinin hemen yanıbaşındaki görkemli şehir de denilebilir. Hırvatistan’ın en önemli şehri ve en turistlik yeri konumundadır. Daha önceleri kimsenin adını bilmediği Dubrovnik, artık Hırvatistan’ın Avrupa birliğine girmesinden sonra bir turist şehri olmayı başarmış ve tüm dünyadan turist çekmeyi başarmıştır. Tarih olarak 7. Yüzyıla dayandığı söylenmektedir. Şehrin eskiden bilinen adı ise Ragusa’dır. Dubrovnik şehrinin nüfusu 41.641 kişidir. Akdeniz iklimin hakim olduğu bu şehirde hem denizin, güneşin tadını çıkarabilir, hem de harika zaman geçirebilirsiniz. Emin olunuz ki Hırvatistan’ın incisi olan Dubrovnik, dünyanın görülesi turistik yerler listesine girmeyi anlının akıyla hak ediyor.


croatia-dubrovnik-deniz-turistik-yerler-philodox.net

5. Credit Nehri, Ontario – Canada Turistik Mekanları

kanada-bayragi-philodox.netCredit nehri, Canada-Ontorio’nun kuzeyine doğru uzanan hemen Niagara şelalelerinin üst tarafında yer alır. Döküldüğü alan bakımından 1000 metrekaredir. Credit nehri uzunluğu ise 1500 kilometredir. Yeşil tonların hakimiyetiyle süslenen bu doğa harikası yer görülmesi gereken 10 yer listemizdeki sağlam yerini almıştır. Fransızca bu nehir Rivière au Créditolarak adlandırılmıştır. Siz de harika turistik yerler ile bir gezi heyecanı yaşamak istiyorsanız, hemen bavullarını ve fotoğraf makinelerinizi hazırlayıp, ilk uçakla Credit nehrini ziyarette bulunabilirsiniz.


6. Heceta Head, Oregon – ABD Turistik Yerleri

amerika-bayragi-philodox.netGün batımı nerede izlenir?, Dünyada görülmesi gereken yerler nereleridir? Sorularının cevabı olarak sizlere Heceta Head’i gösterebiliriz. İnanılmaz deniz feneri ve gün batımı seyri için halukulade bir yerdir. Lane şehri Oregon’da bulunan, pasifik okyanusunun hemen üzerinde 300 metre yükseklikteki harika mekandır. Dünya tarihi yerler listesine de girmeyi başaran Heceta Head ziyaretçilerini bekliyor. Hemen siz de bir tura başvurarak ister gurup halinde, isterseniz de kendi başınıza gidip gezebileceğiniz eşsiz bir yerdir. Turistik yerlerbakımından çokça zengin olan Heceta Head sizleri bekliyor.


7. Kyoto – Japonya Görülmesi Gereken Yerler

japonya-bayragi-philodox.netAdını devamlı protokollerden duyduğumuz Kyoto, Japonyanın en doğal şehirlerden bir tanesidir. Honshu adasının merkezindedir. Nüfusu yaklaşık 1,5 milyon civarındadır veKiraz Çiçeği Festivali ile ünlüdür. Bu inanılmaz şehrin milattan önce 10.000 yıllarına dayandığı söylenir. Tarih ve doğanın buluştuğu turistik yerler de gezintiye çıkmak istiyorsanız, burası tam size göre…

 

 


kyoto-japonya-turistik-yerler-philodox.net

8. Queensland – Avustralya Gezilmesi Gereken Yerler

avustralya-bayragi-philodox.netAvustralya’nın 2. Büyük ve 3. En kalabalık şehridir Queensland. Ülkenin kuzeydoğusunda yer alan Queensland, Avustralya’nın en en önemli şehirlerindendir. 60.000 yıl önce kurulduğu tahmin ediliyor. Fransız gezginler tarafından bulunan bu turistik yerler (şehir) turistlerin daha uzun süre ilgi odağında olacağı görülüyor. Siz de bu gezegenimizin görülmesi gereken turistik yerlerini merak ediyorsanız, planlarınıza Queensland’i eklemenizi tavsiye ederiz.

 

 

queensland-turistik-yerler-philodox.net

9. Angkor Wat – Kamboçya Turizm Rehberi

kombocya-bayragi-philodox.netUzak diyarlara yolculuk yapmak istiyorsanız, görmediğiniz turistik kentlere ilgi duyuyorsanız, doğayı ve yağmuru seviyorsanız, yağmur ormanları ile bezenmiş büyülü bir dünya olarak Angkor Wat karşımıza çıkıyor. Tapınak şehir de denilen Angkor Wat, budistlerin ve hinduların ilahi kıldığı mekandır.Otontik tatil geçirmek isteyenler için gezilmesi görülmesi gereken turistik yerler listenize almanızda büyük fayda var.

 

 

angkor-wat-turistik-yerler-philodox.net

10. Budva – Karadağ Turistik Mekanlar

karadag-bayragi-philodox.netEvrenin ve Dünyanın en genç, en dinamik devleti olarak karşımıza çıkıyor Budva. Doğasıyla binlerce turisti her yıl büyüleyen Budva, Karadağ’ın da en eski ve en önemli şehirlerindendir. 3500 yıllık Budva Adriatik sularının en eski üyelerindendir. Adını Sırbistan Karadağ tarafından alan Budva gezilesi görülesi yerler arasındadır. Bu harika turistik yerler ile tecrübenize tecrübe katabileceksiniz.

 

 


Gezilmesi Görülmesi Gereken 10 Ülke Hakkında Son Söz

Tatil planları Philodox.Net’in sizlere sunduğu bu listeyi görmeden yapılması tavsiye olunmaz. Bu orjinal ve eşsiz güzellikleri gelin hep beraber derinlemesine inceleyelim. Sizlerle kısa bir dünya turuna çıkalım. tarafından sizlere özgün bir liste hazırlamaya çalıştık. Bu listemizde 7 kıtadan dünyanın gezilmesi ve görülmesi gereken turistik yerler  paylaştık. Eğer siz de bir tura çıkmak istiyorsanız, listemizdeki bu 10 ülkeden birine seyahat edebilir, yorumlarınızı sitemiz üzerinde paylaşabilirsiniz. Yazımızdan en iyi 10 turistik yerler listesi nasıl yapılır?, en iyi turistik yerler nereleridir?, ucuz turistik yerler nerededir? soruları yer alıyorsa, bu yazımızın size yardımcı olacağını düşünüyoruz. Eğer yazımızı beğendiyseniz veya ilginç bulduysanız aşağıdaki sosyal medya butonlarını kullanarak çevrenizdekilerle paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımızda buluşuncaya dek hoşçakalın!



Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri


Bu aralar “turist gibi gezmemenin” moda haline dönüştüğünü biliyoruz. Doğruya doğru, biz de lokal olanı keşfetmekten daha büyük bir haz duyuyoruz, çünkü o zaman gerçekten bir şey “keşfetmiş” gibi hissediyoruz. Ancak bu demek değil ki turistik yerleri görme işini bir kenara bırakıyoruz. Hal böyle olunca, gittiğimiz şehirlerin en ikonik, en popüler yapılarını da gözden kaçırmamaya çalışıyoruz. (Zaten genellikle şehir sizi oraya gitmeye zorluyor) Aşağıda göreceğiniz üzere bu simgelerden bazılarına ayar oluyor, bazılarına bakmalara doyamıyor, bazılarını ise hikayesini okuduktan sonra daha anlamlı bulmaya başlıyoruz. Hazır bu tip bir araştırmaya girmişken sizinle de dünyanın en popüler şehir simgelerinin hikayelerini paylaşalım, sizler için de bir anlam ifade etsinler istedik, buyursunlar efenim, karşınızda Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri.

eiffel kulesi yapılış Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri1. Paris – Eiffel Kulesi

Artık romantizmle özdeşleşmesinden, Fransızların asla İngilizce konuşmamasından dem vurulmasından ya da Laduree’nin önünde fotoğraf çektiren kırmızı bereli kızlarımızdan sıkıntı bastığına göre, en azından bir diğer Paris klişesi olan Eiffel Kulesi’ne daha anlamlı bakmanın vakti geldi. Şu anda önünde sarmaş dolaş fotoğraf çektirmeyen çiftlerin itinayla dövüldüğü kule, aslında pek de romantik bir hikayeye sahip değil tabi.

Bundan tam 126 yıl önce tamamlanan ve günümüzde yılda 7 milyona yakın ziyaretçi çeken bu turist magneti, Gustave Eiffel’in firması tarafından Fransız İhtilali’nin 100. yılı kutlamaları dahilinde şehirde düzenlenen bir fuarın giriş kapısı olması amacıyla inşa edilmiş. 324 metre uzunluğundaki kulenin yapım aşamasındaki masrafları tahmin edilenden 1 milyon Frank(çık) daha yukarıda çıkınca büyük bir panik yaşanmış, ancak ilk 5 ay içinde 1,9 milyon kişi tarafından ziyaret edilince masrafların büyük bir kısmı da karşılanmış olmuş. Bu arada, yukarıda Gustave Eiffel’in “firması tarafından” vurgusunu yapmış olmamızın bir sebebi var, çünkü günümüzde yapının mimarı da Mösyö Eiffel olarak bilinmesine rağmen birçok kaynakta da tasarlayan kişinin o olmadığı iddiaları yer alıyor.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Eiffel Kulesi, açılış tarihinden beri neredeyse 250 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Biraz da tarihi bilgi verelim: 2. Dünya Savaşı döneminde, Nazi istilası sürecinde kulenin asansörünün kabloları kesilerek Nazi sembolü “Swatiska’nın” kulenin tepesine yerleştirilmesi önlenmeye çalışılmış. Asansör olmayınca 1665 basamağı çıkacak kadar akıllarını kaçırmışlar mıydı, onu biz de bilemiyoruz.

Biraz da manyaklaşalım: 2008 yılında “obje fetişisti” olan bir kadın, resmi olarak Eiffel Kulesi ile evlenmiş ve müstakbel kocası için soyadını La Tour Eiffel olarak değiştirmiş.


IMG 4754 Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri2. New York City – Özgürlük Anıtı 

Özgürlük Anıtı ya da orijinal adıyla Statue of Liberty, New York’a giden her turistin görmeyi görev bellediği, karşı konulamaz bir havaya sahip. Daha önce potansiyel turistler olarak türlü türlü filmde yıkıldığını, devrildiğini, yandığını, uzaylılar Dünya’ya saldırdı mı ilk darbe alan yerin burası olduğunu gördüğümüzden midir bilinmez, kendisiyle bir bağımız da oluşmuş durumda, haliyle gittiniz mi görmeden, yamacına gitmeden edemiyorsunuz. Tipik bir Amerikalıya sorsanız “gitmesen de olur DUDE” cevabını alma ihtimaliniz çok yüksek, açıkçası bize sorsanız da uzaktan görmek yetiyor da artıyor bile, ama yine de hikayesini es geçmek olmazdı. Yılda 4 milyon kişi yanılıyor olamaz!

Frederic Bartholdi tarafından tasarlanan ve kaidesi bile birlikte 93 metre uzunluğuna ulaşan heykelin yapımından, yukarıda “senin için şöyle böyle diyorlar Gustave’cığım” diye atıp tuttuğumuz Gustave Eiffel de eksik kalmamış ve Fransa’nın Amerika’ya hediyesi olarak verilmiş. Roma mitolojisinde yer alan özgürlük tanrıçası Libertas’tan esinlenilerek yapılan heykelin tacındaki 7 sivri uç, 7 kıtayı temsil ediyor ve elinde, üzerine Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihinin yazdığı bir tablet tutuyor.

Tarihi bilgi: Anıt, 19. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle göçmenler için bambaşka bir anlam ifade etmeye başlamış, çünkü o dönemde yaklaşık 9 milyon kişinin göç ettiği Amerika’ya yaklaşıldığında göçmenlerin hedefe ulaşmayı başardıklarını fark etmelerini sağlayan ilk simge tabi ki Özgürlük Anıtı’ymış.

Hüzünlü bir şeyler: Şu ana dek anıtın tepesinden kendini atan ve intihar girişimi beklediği yönde sonuçlanan 3 kişi var.

Anlamsız bilgi: Lady Liberty’nin ayak numarasını merak edenler varsa, 859!


colosseum roma Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri

3. Roma- Kolezyum

Dünyanın en popüler şehir simgeleri listemizin en iddialı, en “yiyorsa laf edin” yapılarından biri olan Colosseum, Roma’nın hatta komple İtalya’nın en önemli simgesi durumunda. Hakkında onlarca efsane, onlarca hikaye var ancak biz onları hiç karıştırmadan öncelikle gerçek yapılış amacını ve tarihini şöyle bir anlatalım istiyoruz.

Kolezyum’un tarihi pek eskilere, M.Ö 72-80 yılları arasında kadar dayanıyor. Aslında birçok film ve romandan da bildiğiniz üzere, o dönemde var olan gladyatörlerin savaşması, hayvanların dövüştürülmesi, çeşitli infazların, halka yönelik gösterilerin gerçekleşmesi ve halkın bu “gösterileri” alanı çevreleyerek izleyebilmesi amacıyla inşa edilmiş. Köleler ve mahkumlar tarafından bir amfi tiyatro şeklinde inşa edilen yapı yaklaşık 50.000 kişiyi ağırlayabilecek bir büyüklükte. (Tarihçiler insanların çok yüksek ihtimalle oldukça sıkışmış bir halde oturduklarını tahmin ediyor) Tabi böyle bir dönemde “Ricardo gel erken gidelim de en önden yer kapalım” gibi bir muhabbet olmadığını da tahmin ediyorsunuzdur, zira halkın Kolezyum’daki oturma dağılımı da mensubu oldukları sınıfa göre belirleniyordu.

Yüreğinize su serpelim: Yaygın efsanenin aksine, Kolezyum’da insanların aslanların önüne atılması gibi aşırı brutal bir durum yaşandığına dair herhangi bir kanıt yok. Uydurmayın, İlber Ortaylı ağzınızı kırar.

Manyakça bilgi: Eğer Kolezyum’un en ihtişamlı dönemlerinde gladyatör olsaydınız, başınıza gelebilecek en kötü senaryo, yapının “batı kapısından” çıkmanız olacaktı, çünkü burası arenada hayatını kaybeden insanların ve hayvanların çıkarıldığı kapı olarak biliniyordu.



4. Brüksel – Manneken Pis

Geldik en ayar olduğumuz şehir simgesi Manneken Pis, yani “işeyen çocuk” heykeline. Kendisini görünce yanlış yere geldiğimizi düşündüğümüz, 2-3 dakika bakındıktan sonra kendimizce Brüksel ile küçük çaplı bir kavgaya tutuştuğumuz, “ulan nasıl oldu da bu kadar ünlü oldu bu heykelcik” diye hayretler içinde kaldığımız Manneken Pis’in hikayesini keşfetmek bize de biraz olsun iyi geldi. En azından artık neden ünlü olduğunu biraz olsun anlayabiliyoruz. (hak verdiğimizden değil ya, neyse)

Aslına bakarsanız Manneken Pis ile ilgili birçok efsane var, çoğunun uydurma olduğunu anlamak için bu konuda uzman olmak falan gerekmiyor, ancak yine de bir şekilde hakkında konuşulmasını sağladığı için başarılı olarak kabul edilebilirler. Bunlardan en yaygın olanı, savaş döneminde küçük bir çocuğun şehri kuşatan askerlerin attığı büyük bombalardan birinin üzerine işeyerek şehri kurtarmış ve bu sebeple şehre heykelinin dikilmiş olduğu. Ne kadar doğrudur bilemiyoruz (tabi ki doğru değil) ancak halk buna inanmayı sevdiği gibi, heykele her sene yılın farklı dönemlerde farklı kıyafetler giydiriliyor ve kıyafetleri şehir müzesinde sergileniyor.

Dalga geçmelik bilgi: Bulunduğu noktaya yerleştirildiğinden beri Manneken Pis bol bol çalınıyor. Şu anda gidip göreceğiniz versiyonu ise aslında bir replika, ancak onu bile sık sık çalıyor ya da kırıyorlar. Ayıp ile komik arasındaki ince çizgide kaldık, gülmeden edemeyeceğiz. (Valla biz yapmadık)


berlin duvarı Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri5. Berlin – Berlin Duvarı

Berlin’e ayak basan her bireyde karmaşık duygular yaratan Berlin Duvarı, Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını engellemek için 1961 yılında inşa edilmeye başlandı. “Utanç duvarı” olarak anılmasının çok daha yerinde bir karar olduğu Berliner Mauer, neredeyse dün diye tabir edilebilecek 1989 yılındaki yıkılış tarihine kadar orada kalmayı başardı ve birçok hüzünlü hikayenin de kaynağı oldu. Aslında basit bir tel örgü çekilmesiyle başlayan süreç, bu tel örgülerin duvara çevrilmesi, ardından duvarın doğu tarafından batıya kaçmaya çalışan kişilerin daha kolay görülebilmesi için beyaza boyanması ve gözlem kulelerinin çoğaltılmasıyla daha da sıkı bir hale geldi. Süreç boyunca yaklaşık 5000 kişi bunca önleme rağmen duvarın diğer tarafına tüneller kazarak, bavulların içine girerek ya da bagajların içine saklanarak geçmeyi başarsa da, 200’ün üzerinde insan da geçmeye çalışırken hayatını kaybetti.

Gezginlere yararlı bilgi: Günümüzde duvarın 1,3 km’lik bir bölümü

“East Side Gallery” adı altında, üzerinde çeşitli sanatçıların çalışmalarının bulunduğu bir alan olarak ziyaret edilebiliyor, kesinlikle kaçırmayın!


Gezmeyenlere de yararlı bilgi: İlgisini çekenler için şurada konuyla ilgili kaçış hikayelerini de kapsayan bir belgesel var. Bizim anlatamadıklarımızın daha detaylı bir versiyonu diyelim. İyi seyirler efenim.


6. Kopenhag – Küçük Deniz Kızı Heykeli

kopenhag deniz kızı heykeli Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleriİşte Manneken Pis ile kapışacak bir diğer “bu muymuş yani” sembolü daha. En azından adında “küçük” olduğunu söyleyerek hayal kırıklığı derecemizi biraz daha aza indirgiyorlar, onun için kendilerine bir teşekkürü borç biliriz. Tabi ki küçük olan her şeyi beğenmiyor değiliz (hayır manidar espri yapmıyoruz), ancak bunlar da bu kadar ikonik hale gelmek için biraz komik kalıyor sanki. Yine de Manneken Pis’e göre çok daha estetik bir heykel olduğunu kabul etmek gerekiyor, orası ayrı.

Küçük deniz kızı heykelinin hikayesine gelecek olursak: Carl Jacobsen, Kopenhag’da bulunan Royal Danish Theatre’da bir bale gösterisi izliyor ve gösteriden çok etkileniyor. Söz konusu heykelin yapılması için bir girişimde bulunmaya karar veriyor ve balerin Ellen Price’tan bu heykel için modellik yapmasını rica ediyor. Ellen Price sanat için soyunmayı kabul edecek, sizin bildiğiniz kızlardan olmadığı için bu öneriyi kabul etmeyince, Ellen Price’tan esinlenilmesine rağmen nü model olarak heykeltıraş Edvard Eriksen’ın eşi model alınıyor. Sonradan ortaya türlü efsane çıkar ve bunlardan en yaygını küçük denizkızının karada yaşamakta olan bir prense aşık olduğu ve bu sebeple ona en yakın olabileceği noktada oturduğu söylenir durur.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Heykel üzerinde bulunduğu kayaya yerleştirildiği günden beri defalarca saldırıya uğramış. Kafası kesilmiş, kolu koparılmış hatta protesto amaçlı üzerine çarşaf bile örtülmüş. İnsanları anlamak zor tabi.

londra big ben Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri7. Londra – Big Ben Saat Kulesi

Daha Londra’nın L’sini söylediğimizde gözünüzde canlanan görüntünün içinde Big Ben’in olduğuna adımız gibi eminiz. O zaman bu ikonik simgeden de bahsetmeden geçmek olmazdı diyerek konuya girelim.

Bu noktada önce yanlış bilinen bir gerçeği düzeltmeyi görev biliriz! Çoğumuz Big Ben’i saat kulesinin adı olarak bilsek de, aslında Big Ben kulenin büyük çanına verilen isim, fakat zaman içinde halk arasında komple kule için kullanılan bir isme dönüşmüş. Kulenin orijinal adı Elizabeth Tower. (Zaten bıraksak İngiltere’deki her şeyin adını Elizabeth koyacaklar) Westminster Sarayı 1830’lu yıllarda çıkan bir yangın sonucu zarar gördüğünde, hatta neredeyse yerle bir olduğunda, yeni binaya daha ihtişamlı ve ilgi çekici olması amacıyla bir saat kulesi eklenmesinin daha iyi olacağını düşünmüşler. Muhtemelen bu kadar da ilgi çekeceğini düşünmemişlerdi tabi.

Çılgın bir bilgi daha: Londra’nın en ünlü saati olmak kolay değil. Bu yüzden her sene saatle ilgili ayarlamaların yapıldığı dönemde oldukça ciddi bir sürece girildiği gibi, sarayın içinde bulunan tam 2000 adet saat de teker teker Big Ben’e göre ayarlanıyor.

Basın gidin dedirtecek bilgi: Big Ben Saat Kulesi’nin dışından 58 tane fotoğraf çekebilirsiniz, ancak İngiliz vatandaşı değilseniz içini gezdirmiyorlarmış. YOK YA.

sidney opera binası Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri8. Sidney – Opera Binası

Biz AKM neden kapandı, neden açılamadı aşamalarını henüz (!) atlatamamışken, yılda yaklaşın 3000 etkinliğe ev sahipliği yaparak aklımızı alan Sidney Opera Binası, aslında öyle çok da çılgın bir hikayeye sahip değil. Dünyaca ünlü binanın mimarı Jorn Utzon, bu projenin mimari olarak seçilmeden önce 3 juri tarafından geri çevrilmesine rağmen, 4. jurinin kararı ile 232 diğer yarışmacı arasından sıyrılmayı başarmış ve muhtemelen hayatının en önemli projesine imza atmış. (Eminiz bu işi yalnızca 5000 Pound’a yaptığına pişman olmuştur.) Normalde 4,1 milyon pound’a inşa edilmesi planlanırken proje sonunda toplam bütçe yaklaşık 60 milyon pound’u bulunca işler Jorn Bey için biraz karışsa da, yapının Unesco Dünya Mirası listesine de dahil olması ve yılda ortalama 2 milyon kişinin etkinliklere seyirci olarak katılması ile, herkesin gönlünü almayı başarmıştır diye tahmin ediyoruz.

Kıskançlıktan öldüren bilgi: Queen, tam 4 kez Sidney Opera Binası’nda sahne almış. Sidney’i göremediğimize mi yanalım, Queen’i kaçırdığımıza mı üzülelim biz de şaşırdık.

Dünyadaki kaynakları kimin tükettiğini bulduk: Binanın tam 1000 odası var ve yılda 15.000 ampul değiştiriliyor.

Ben abartıp orada yaşamaya hallendim diyenlere şurada yerlisiyle, daha doğrusu Türkiye’den Sidney’e göç etmiş bir Türk ile yapılmış bir röportajımız da var.

PIZA Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri9. Pisa – Pisa Kulesi

Halini görünce insanı bir gülme tutan, turistlerin saçma sapan ittirmeli pozlarına maruz kalmaktan neye yaradığını bile kimsenin bilmediği Pisa Kulesi’nin hikayesi de tahmin ettiğiniz üzere biraz gülünç. Normalde tabi ki dik olması hedeflenerek 1173 yılında inşa edilmeye başlanan kule, 3. katı inşa edilirken, esrarengiz bir şekilde eğilmeye başlamış çünkü kulenin üzerine inşa edilmekte olduğu toprağın bu yapının ayakta kalabilmesi için elverişsiz olduğu ortaya çıkmış. Fakat bu onları durdurmak için yeterince geçerli bir sebep olmamış. Savaş nedeniyle bir süre ara verildikten sonra (yaklaşık 100 yıl kadar) inşaata tekrar başlamışlar. Ancak toparlamaya çalıştıkça işler iyice saçma bir hal almış ve kule günümüzdeki “yamuk” görüntüsüne kavuşmuş. Aslına bakarsanız normalde pek de ilgi çekmeyecek bir şehrin günümüzde ciddi bir turist popülasyonunu kendine çekiyor olmasının ana sebebi olduğu için, bilinçli bir şekilde yapmamış olsalar da, birçok açıdan mimarlarını tebrik etmek gerekiyor.

Battıkça batıyorlar: Zemin nedeniyle Pisa Kulesi’nin eğilip bükülmesi bir yana, yanındaki katedral ve vaftizhane de yavaş yavaş batmaya başlamış. Bakalım bundan yüzyıllar sonra ne olacak?

Güvenli mi? Pisa Kulesi 90’lı yıllarda bir süre tadilat için kapatılmış ve sağlamlaştırılmış. Dolayısıyla içine girmenin güvenli olduğu söyleniyor. Ancak biz yine de sorumluluk kabul etmiyoruz. Sonra OitheBlog girin dedi girdik, yazıklar olsun size demeyin.

tac mahal Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri10. Agra/Hindistan – Tac Mahal

Hindistan’ın en ünlü yapısı Tac Mahal’ın hikayesini seveceksiniz, çünkü oldukça masalsı bir havası var. O dönemki imparatorluğun hükümdarı olan Şah Cihan, üçüncü ama en sevdiği karısı (ne kadar ince bir adam) olan Mümtaz Mahal’ı 14. çocuklarını doğurduktan sonra kaybeder. Karısını kaybedince uzun süre yas tutan Şah Cihan, sonunda onun adına heybetli bir anıt yaptırmaya ve anısını sonsuza kadar yaşatmaya karar verir. İnşasına 1632 yılında başlanan Tac Mahal’ın yapılması yaklaşık 20 yıl sürer, yapımında 20.000’e yakın işçi çalışır ve binayı oluşturan taşların taşınabilmesi için binlerce fil kullanılır. İşin kötüsü bu hüzünlü hikaye, burada kalmıyor, çünkü Şah Cihan, bir süre sonra hastalanıyor, yerine geçmek isteyen oğlu ise bu durumdan yararlanarak babasını hapse attırıyor. Ölene dek hapiste kalan Şah Cihan’ın hapis tutulduğu yerden dışarı bakınca ise karısı için yaptırdığı Tac Mahal görünüyor. Hikayeden çıkarılacak sonuç: 3 kadın ile evlenmeyin.

Çevreci bilgi: Günümüzde, yılda 3 milyona yakın kişi tarafından ziyaret edilen Tac Mahal’in dışı beyaz mermerden yapıldığı için civarındaki fabrikaların yarattığı hava kirliliği binanın olumsuz yönde etkilenmesine neden olunca, konuyla ilgili birçok kampanya başlatılılır ve binayı koruma amacıyla birçok fabrika kapatılır.

İster inan ister inanma bilgisi: Rivayete göre Şah Cihan, Tac Mahal’in tam karşısına, aynı yapının siyah mermer ile yapılmış bir versiyonunu inşa ettirmek istemiş, ancak oğlu ile olan çekişmesi bu yapının var olmasının önüne geçmiş.

st basils katedrali Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri11. Moskova – Aziz Vasil Katedrali 

Çoğumuzun Kremlin Sarayı ile karıştırdığı, soğana benzeyen renkli kubbeleriyle ünlü, rengarenk ve bir kilise için gereksiz tatlılıktaki Aziz Vasil Katedrali, özelden genele doğru gidecek olursak Kızıl Meydan’ın, Moskova’nın hatta komple Rusya’nın en ünlü yapısı. Zaten güzelliği ve ihtişamı karşısında bu kadar ünlü bir hale gelmemesi son derece anormal bir durum olurdu.

Daha uluslararası adıyla Saint Basil’s Cathedral, dengesiz kişiliği ile nam salmış “Korkunç İvan” tarafından Rusya’nın kazandığı zaferleri kutlama amaçlı yaptırılıyor. Hansel ve Gretel’den fırlamış görünümlü katedralin en ilgi çekici tarafı olan 8 kubbesinin her biri de, savaşlarda kazanılan 8 ayrı zaferi temsil ediyor. İlk yapıldığı dönemlerde som altından olan kubbeler, 1670 yılında farklı renklere boyanıyor, 1860 yılında bu renkler daha da karmaşık bir hale getiriliyor ve bugünkü görüntülerini alıyorlar. Şu an bir müze olarak hizmet veriyor ve Kremlin Sarayı’nın hemen yanında ziyaret etmeniz için sizi bekliyor. (Size o Rusya biletini baktırtacağız)

Klişeye boğuyoruz: Katedralin İtalyan mimarı Barma’nın benzer güzellikte bir yapıyı başka bir noktaya daha yapamaması için Korkunç İvan tarafından gözlerinin oydurulduğu gibi bir efsane var. Ancak bu efsane dünyanın her ülkesindeki her güzel yapının mimarı için söylenip durduğuna göre, galiba o aralar akım haline gelmiş bir efsane biçimi-imiş.

çin seddi Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri12. Çin Seddi

6000 küsür km uzunluğu ile var olan en ilginç ve en ünlü savunma duvarlarından biri olan Çin Seddi aynı zamanda tahmin edebileceğiniz üzere dünyanın en uzun savunma duvarı olma özelliğini de taşıyor. Bilinenin aksine, tarihçilere göre Çin Seddi’ni tek bir duvar olarak değil, 2000 yıl boyunca sistematik olarak yapılmış ve birleştirilmiş birçok duvar olarak değerlendirmek gerekiyor. Peki nasıl oldu da iş bu noktaya geldi diyecek olursanız, aslında olay M.Ö. 8. yüzyılda Çin’de bulunan 7 krallığın arasında geçen savaşa kadar dayanıyor. Savaş süresinde krallıklar kendilerini korumak adına topraklarının etrafını duvarlar ile çevirmeye başlıyorlar. Fakat tüm bu savaş sürecinin sonucunda Qin Krallığı tüm diğer krallıklara karşı zafer kazanmayı başararak Çin İmparatorluğu’nu kurunca ülkenin başındaki Qin Shi Huang, sınırları genişlemiş olan imparatorluğun kuzey bölümüne de bir duvar örülmesi emrini veriyor ve süreç bu şekilde başlıyor. Genel olarak bakıldığında duvarın örülmesinde tüm bu yılları kapsayan süreçte 1.000.000’a yakın işçi çalıştığı ve 300.000’e yakın işçinin de inşa sırasında hayatını kaybettiği söyleniyor. Bunca çaba başarılı oluyor mu diye soracak olursanız, hayır, özellikle Moğolları ülke sınırlarından uzak tutmakta oldukça güçlük çekiliyor. Özellikle Cengiz Han gibi bir adam devreye girince, bu sefer Çin İmparatorluğu, kuzey duvarını daha da güçlendirme kararı alıyor ve uzadıkça uzuyor. Günümüzde en iyi korunabilmiş ve en çok ziyaret edilen kısmı ise Ming Hanedanlığı’ndan kalan bölüm.

Ürkütücü bilgi: Çin Seddi’nin yapımında kullanılan harçta insan kemikleri kullanıldığı gibi manyakça bir söylenti olsa da, bu aslında yapım aşaması sırasında hayatını kaybetmiş olan işçilerin duvar yakınına gömülmüş olmasının abartılmış halidir.

Bir yanlışı düzeltelim: Hayır, Çin Seddi Ay’dan bakınca görünmüyor, bu mümkün değil. (Evet biz de inanmak istiyorduk)

hollywood land Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri13. Los Angeles – Hollywood Yazısı

Meşhur Hollywood Sign bu günlerini görmeden önce, 1900’lerin başlarında, çiftçilerin, kovboyların ve yerel halkın yaşadığı “buralar eskiden dutluktu” muhabbetinin kolaylıkla çevrilebileceği türden bir yerdi. Fakat zamanla bölgenin olumlu hava şartları ve çekim yapmaya/stüdyo kurmaya elverişli alanlara sahip olması nedeniyle yavaş yavaş stüdyoların dikkatini çekmeye başladı ve 20’li yıllardan itibaren bu işlerin merkezi haline geldi. Kasaba görünümündeki kentin yerini ışıklı tabelalar ve ihtişamlı binalar aldıkça, insanların buraya olan ilgisi de pek tabi tavan yaptı. Bu gelişim sürecinde bölgeye yatırım yapan emlak zenginlerinden birisi, “Hollywoodland” adlı gayrimenkul projesi için bir billboard, yani tabela yaptırmaya karar verir. Akabinde Büyük Buhran ve savaş gibi ciddi süreçler araya girince, söz konusu firma batar ve Hollywood Land tabelası da kaderine terk edilir. Yine de tabelanın yıllardır orada var olması, onun ikonik bir hale gelmesini sağlamayı başarmıştır ve onu yaptıran firma ile özdeşleştirilmeden, şehrin bir simgesi haline dönüşür. Aslında yer yer bu ikonu pek sallamadıkları ve çürümeye bıraktıkları bile olmuş ancak eksik olmasın Playboy’un kurucusu Hugh Hefner gibi kişilerin desteğiyle yenilenmiş. Canım benim demek tek derdi popo değil adamın.

Eğlenceli olmayan bilgi: 1932 yılında Peg Entwistle adlı Broadway oyuncusu, şansını denemek için Los Angeles’a taşınmış ve burada oyunculuk yapmaya başlamış ancak bir türlü istediği başarıyı yakalayamayınca aynı yıl Hollywood tabelasının “H” harfinin üzerine çıkarak kendini aşağı bırakmış ve hayatını kaybetmiş.

Eğlenceli olan bilgi: Tabelanın adeta çürümeye bırakıldığı önemsiz dönemlerinde, Hollywood yazısı bazı şakacı arkadaşlar tarafından “Hollyweed” olarak değiştirilerek, Los Angeles’ta esrarın legal hale getirilmesi için küçük bir çaba gösterilmiş.


statue of jesus in rio de janeiro Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri14. Rio de Janeiro – Kurtarıcı İsa Heykeli 

Orijinal adıyla Cristo Redentor, Rio’ya ayak basan her insanın mutlaka peşine düştüğü, dünyanın en ünlü heykellerinden ve dini sembollerinden biri. Oldukça ihtişamlı ve heybetli bir heykel olduğu için aslına bakarsanız çoğumuz tarafından dini bir sembol olarak değerlendirilmekten çok görsel ve sanatsal değeri nedeniyle ilgi çekiyor. Corcovado Dağı üzerinde yükselen heykelin inşasına tam olarak 1922 yılında konuyla ilgili bir yarışmanın yapılmasının ardından başlanmış ancak işin fikir babası 1850’li yıllarda bu işi kafaya koymuş olan Fransız bir rahip olarak biliniyor. Yarışmayı kazanan Heitor Da Silva Costa’nın önderliğinde 9-10 yıla yakın sürede tamamlanan ve kaidesiyle birlikte 38 metre uzunluğuna erişen heykelin kollarını açmış bir şekilde tasvir edilmesi ise barışı ve İsa’nın herkesi kucakladığını temsil etmek amacı ile yapılmış.

Güldürdü: 2010 yılında kimliği belirsiz bir kişi İsa heykelinin üzerine sprey boyayla bir şeyler karaladığı için ülke çapında aranmaya başladığı gibi, olay belediye başkanının televizyonda çıkıp “Onu bulacağız!” açıklamaları yapacağı kadar da büyümüş. Onlar kızmış ama, biz güldük.

Korkuttu: Kurtarıcı İsa Heykeli’ne, daha önce birkaç kez yıldırım düşmüş. Bunlardan en yakın zamanda gerçekleşeni İsa’nın 2 parmağının kopmasına neden olmuş. Buradan kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

keops piramidi ve sfenks Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri15. Gize/Mısır – Keops Piramidi

Size piramitlerin tarihi çok da başarılı anlatamayabiliriz, kimsenin sırrını çözemediği şeyi bizim çözmüş olmamızı bekleyeceğinizi de sanmıyoruz. Ancak şu güne dek çözülebilen ve bilinen kısımlarını şöyle bir özet geçmeyi deneyeceğiz.

Mısır’ın Gize kentinde bulunan üç büyük piramidin en eskisi ve en büyüğü olan Keops Piramidi aslında Kral Khufu için bir anıt mezar olarak inşa edilmiş. Günümüzde 152 metre yüksekliğinde olmasına rağmen 9 metre kadarını erozyon nedeniyle kaybettiği söyleniyor. 4000 yıl kadar dünyanın en yüksek yapısı olma özelliğini taşıyan ve 2,3 milyon kireç taşındanan oluşan piramidin yapımı M.Ö 2540 civarında başlamış ve tahminlere göre 23 yıl kadar sürmüş. Taşların nasıl taşındığı, nasıl yerleştirildiği ve genel olarak bu yapının nasıl oluşturulduğu konusunda birçok hipotez olsa da, henüz gizemini koruyor.

Ağızları açık bırakan bilgi: Keops Piramidi’nin taşları kullanılarak, neredeyse 30 tane Empire State binası inşa edilebiliyor. Sırf bu sebepten bile “bu adamlar bu işi o dönemde nasıl başarmış yahu?” sorusunu 80 kez sorasımız geliyor.

Turistlere bilgi: Büyük Gize Sfenks’i de tam olarak bu bölgede bulunuyor ve Sfenks’in yüzünün Khufu’nun oğlu Kefren’den esinlenilerek yaratıldığı tahmin ediliyor.

 

Not: Tahmin edersiniz ki bu yazıyı çeşitli kaynaklardan araştırma yaparak hazırladık. Doğru olmadığını düşündüğünüz bir bilgi içeriyor olabilir, ancak her eseri birçok farklı kaynaktan bakıp en doğru olanını yazının içine eklemeye çalıştığımızı bilin istedik.



Dünya’nın en özel ülkelerinden biri olan Hindistan’da neredeyse her metrekare turistik zenginlik abidesi. Unesco Kültür Mirasları listesindeki zenginliklerden çok sayıdakine ev sahipliği yapan ülke, çılgın kültürü, renkli yaşamı, tarihi değerleri ve nispeten hâlâ kendini koruyan yapısıyla gezginlere sınırsız seçenek sunuyor. Hindistan’da sadece gezerek 40 gün geçirseniz bile her günü birbirinden farklı yaşayacağınızı ve asla yetmeyeceğini üzülerek belirtelim. Bizim ancak 7 gecemiz vardı, deli gibi araştırmalar yaptık ve en efektif şekilde rotamızı çizdiğimize inandık, küçük bir hata da yapmışız ki olacak o kadar. Tüm tecrübemizi, ileride kendimizin de yararlanacağı alternatiflerle ve gitmediğimiz rota bilgileriyle birleştirerek kendi turunuzu çizmek için yardımcı olmaya çalışalım.

* Görseller alıntıdır.

ALTIN ÜÇGEN

Elbette en klasik rota “Altın Üçgen” ismi verilen, Delhi-Agra-Jaipur hattı Hindistan’da görülecek yerler listelerinin başında.. Altın üçgen, geometride eş kenar iki kenarın üçüncü kenara oranının φ’ye eşit olduğu eşkenar üçgendir. Gerçekten haritaya baktığınızda bu rotadaki ‘kenarların’ yakın bir oranda olduğunu görebiliyoruz. İsim muhtemelen buradan geliyor. Muhteşem ülkenin başkentinden başlayan bu rota Taj Mahal’i geçerek pembe şehir Jaipur’da sonlanıyor. Vakti ve ulaşım imkanı olan gezginler, bonus olarak Fatehpur Sikri’yi de ekliyor. (Biz de öyle yaptık)


Golden_2

RAJASTAN EYALETİ

Hindistan’ın batısında kalan bölge. Pakistan’ın büyük sınır komşusu olan eyalet özellikle bu ülkeden kara geçişleriyle gezginler tarafından sıklıkla kullanılıyor.  Altın üçgenle kesişen Jaipur en önemli kent. “Rajalar Ülkesi” anlamına gelen isim “Krallar Ülkesi” demek. Rajastan Hindistan geneline göre çok daha sıcak insanları ve çok güzel şehirleriyle öne çıkıyor.  Jaipur’un yanı sıra Udaipur, Ajmer , Pushkar, Jaisalmer ve Jodhpur şehirleri diğer turistik destinasyonlar. keşfetsene’de sadece Jaipur gezi notları yer alıyor.

Süre Önerisi: Jaipur için 1,5 gün gerekli. Diğer şehirler için de 1’er gün yeterli.

Rajastan_1

VARANASİ

Uttar Pradesh eyaletinde bulunan şehir, Hindular için en kutsal şehirdir. Hindistan’ın en eski, dünyanın da sayılı eski yerleşimlerinden biridir. Hindu “hacı”lar, tüm Hindistan’dan Varanasi’ye ölülerini yakmak ve kutsal Ganj nehrinde yıkanmak için gelir.  Biz rotamıza katamadığımız için çok üzüldük. Kuzey Hindistan ve altın üçgeni içeren bir tur yapıyorsanız burayı kesinlikle görün. Sabahın ilk ışıklarında Ganj’da yıkanmaya gelen insanlar ve nehir boyu devam eden ölü yakma törenleri dünyada görebileceğiniz en enteresan görüntülerden biri.

Süre Önerisi: 1 tam gün gün yeterli.

Varanasi_1

MAHARASHTRA EYALETİ

Hindistan’ın en zengin bölgesi olan eyalet aynı zamanda en kalabalık yerleşimlerin de başında geliyor. Bollywood’un ev sahibi Mumbai (Bombay) başlı başına bir çılgınlık. Bu bölgenin de gezginlere göre tek gezilecek yeri. Biz de gitme şansına eriştik. 

 Mumbai için 1,5 gün yeterli. Fazlasında da alternatif geziler sunar, ancak maliyeti ülke geneline göre yüksektir.

Mumbai_1

GOA EYALETİ

Hindistan’ın batı yakasında bulunan, cennet sahilleriyle ünlü en küçük eyaleti, Hindistan’ın genelinden kültürel, tarihi ve yerleşim olarak da oldukça farklı. Hindistan’ın genelinden farklı olarak uzun süre Portekiz sömürgesi altında kalması, katolik ve hindu karışımı bir halk yaratmıştır. Goa’daki katolik kiliseleri Unesco dünya kültür mirasları listesinde yer almaktadır. 60’larda hippilerin ziyareti sonrasında ünlenen, “Goa Trance” adında bir müzik türüne de ilham olan bölge, hayallerimizin ön sıralarında yer alıyor.

Süre Önerisi: Yerleşsek mi?


KERALA EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalet, geniş kum sahilleri ve palmiye ağaçlarıyla tropik bir cennet. Okuma oranı, kadın-erkek eşitsizliği, gelir dağılımı, din kavgaları, temizlik, güvenlik, turist kazıklama gibi konuların hepsinde Hindistan’ın en gelişmiş eyaletidir. Bunun sebebi Kerala’nın uzun süredir Hindistan Komunist Partisi tarafından yönetiliyor olmasıdır. 1957’de seçilen komunist hükümet, dünya’da demokratik seçimle gelen en eski ikinci komunist rejimdir. (Birincisi 1947’de San Marino’dur.) Ekolojik turizmin Hindistan’daki merkezidir. En ünlü turistik aktivite tüm eyalete yayılmış durgun su birikintilerinde (backwater) ev tipi botlarla yapılan gezintilerdir. En çok ziyaret edilen şehir, eyaletin ekonomik merkezi Kochi‘dir. Alapuzha durgun suların yoğun olduğu şehirdir, ve Asya’nın Venediği olarak anılır. Thiruvananthapuram, eyaletin başkentidir ve Hindistan’ın en eski şehirlerinden biridir.

Süre Önerisi: 2 gün, yoksa buraya mı yerleşsek?

Kerela_1

PENCAP EYALETİ

Hindistan’ın kuzeybatısında yer alan eyalet, sikh dininin doğum yeridir ve halkın çoğunluğu bu dine mensuptur. En önemli noktası Amritsar’dır. Burada bulunan Altın Tapınak (Golden Temple) sikhler için en önemli dini noktadır, ve fotoğraflarından görebildiğimiz kadarıyla çok etkileyicidir.

Süre Önerisi: Amritsar için 1 gün.

Pencap

BATI BENGAL EYALETİ

Hindistan’ın kuzeydoğusunda bulunan eyaletin başkenti, Hindistan’ın üçüncü en büyük şehri olan Kolkata‘dır. Kolkata birçokları tarafından Hindistan’ın kültür başkenti olarak adlandırılmaktadır. Eyalette 1977’den 2011’e kadar Komünist Parti’nin başı çektiği sol blok yönetimde kalmıştır ve dünyanın seçilmiş en uzun komünist yönetimi olmuştur.

Süre Önerisi: Kolkata için 1,5 gün.

Kolkata

TAMİL NADU EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalette MÖ 1500 yılından beri Tamil halkının yaşamaktadır. Bölgede yaygın dil, tamil dilidir. Başkenti Chennai dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir. Plajları, hindu tapınakları, kiliseleri ve parklarıyla meşhurdur. Sadece Gopuram’yı görmek için bile gidilebilir.

Süre Önerisi: Chennai için 1,5 gün

Tamil Nadu

UTTARAKHAND EYALETİ

Hindistan’ın kuzey eyaleti, önemli hindu tapınakları barındırmasıyla “Tanrıların ülkesi” olarak adlandırılmaktadır. Tibet’le sınır komşusudur ve Himalaya dağlarını barındırmasıyla ünlüdür. Haridwar, Ganj nehrinin kenarında hindular için en kutsal şehirlerden biridir, ve insanlığın en büyük festivali burada gerçekleşir. 2013  yılındaki Kumbh Mela festivaline yaklaşık 80 milyon insan katılmıştır. Rishikesh de dünyanın yoga merkezi olarak bilinmektedir, ve Beatles grubunun ziyaretiyle ünlenmiştir.

Süre Önerisi: Haridwar ve Rishikesh için 2 gün.

UTTARAKHAND

MADHYA PRADESH EYALETİ

Hindistan’ın tam ortasında yer alan eyaletin en ünlü destinasyonu Khajuraho tapınaklarıdır. Kamasutra işlemeleriyle ünlü tapınaklar, Hindistan’ın en önemli turistik merkezlerinden biridir. Unesco dünya kültür mirasları listesinde de yer almaktadır.

Süre Önerisi: 1 gün kadar tapınaklarda derine inmeksizin yeterli. Derinleşme limitine bağlı olarak 1 haftaya kadar uzar herhalde.



HİNDİSTAN TURU ROTA SEÇENEKLERİ

Dünya’nın en özel ülkelerinden biri olan Hindistan’da neredeyse her metrekare turistik zenginlik abidesi. Unesco Kültür Mirasları listesindeki zenginliklerden çok sayıdakine ev sahipliği yapan ülke, çılgın kültürü, renkli yaşamı, tarihi değerleri ve nispeten hâlâ kendini koruyan yapısıyla gezginlere sınırsız seçenek sunuyor. Hindistan’da sadece gezerek 40 gün geçirseniz bile her günü birbirinden farklı yaşayacağınızı ve asla yetmeyeceğini üzülerek belirtelim. Bizim ancak 7 gecemiz vardı, deli gibi araştırmalar yaptık ve en efektif şekilde rotamızı çizdiğimize inandık, küçük bir hata da yapmışız ki olacak o kadar. Tüm tecrübemizi, ileride kendimizin de yararlanacağı alternatiflerle ve gitmediğimiz rota bilgileriyle birleştirerek kendi turunuzu çizmek için yardımcı olmaya çalışalım.

* Görseller alıntıdır.

ALTIN ÜÇGEN

Elbette en klasik rota “Altın Üçgen” ismi verilen, Delhi-Agra-Jaipur hattı Hindistan’da görülecek yerler listelerinin başında.. Altın üçgen, geometride eş kenar iki kenarın üçüncü kenara oranının φ’ye eşit olduğu eşkenar üçgendir. Gerçekten haritaya baktığınızda bu rotadaki ‘kenarların’ yakın bir oranda olduğunu görebiliyoruz. İsim muhtemelen buradan geliyor. Muhteşem ülkenin başkentinden başlayan bu rota Taj Mahal’i geçerek pembe şehir Jaipur’da sonlanıyor. Vakti ve ulaşım imkanı olan gezginler, bonus olarak Fatehpur Sikri’yi de ekliyor. (Biz de öyle yaptık)


Süre önerisi: 4 gece iyi, 5 gece süperdir. Fazlasında da değerli birçok şeyler bulunur.

Golden_2

RAJASTAN EYALETİ

Hindistan’ın batısında kalan bölge. Pakistan’ın büyük sınır komşusu olan eyalet özellikle bu ülkeden kara geçişleriyle gezginler tarafından sıklıkla kullanılıyor.  Altın üçgenle kesişen  en önemli kent. “Rajalar Ülkesi” anlamına gelen isim “Krallar Ülkesi” demek. Rajastan Hindistan geneline göre çok daha sıcak insanları ve çok güzel şehirleriyle öne çıkıyor.  Jaipur’un yanı sıra Udaipur, Ajmer , Pushkar, Jaisalmer ve Jodhpur şehirleri diğer turistik destinasyonlar. keşfetsene’de sadece  yer alıyor.

Süre Önerisi: Jaipur için 1,5 gün gerekli. Diğer şehirler için de 1’er gün yeterli.

Rajastan_1

VARANASİ

Uttar Pradesh eyaletinde bulunan şehir, Hindular için en kutsal şehirdir. Hindistan’ın en eski, dünyanın da sayılı eski yerleşimlerinden biridir. Hindu “hacı”lar, tüm Hindistan’dan Varanasi’ye ölülerini yakmak ve kutsal Ganj nehrinde yıkanmak için gelir.  Biz rotamıza katamadığımız için çok üzüldük. Kuzey Hindistan ve altın üçgeni içeren bir tur yapıyorsanız burayı kesinlikle görün. Sabahın ilk ışıklarında Ganj’da yıkanmaya gelen insanlar ve nehir boyu devam eden ölü yakma törenleri dünyada görebileceğiniz en enteresan görüntülerden biri.

Süre Önerisi: 1 tam gün gün yeterli.

Varanasi_1

MAHARASHTRA EYALETİ

Hindistan’ın en zengin bölgesi olan eyalet aynı zamanda en kalabalık yerleşimlerin de başında geliyor. Bollywood’un ev sahibi Mumbai (Bombay) başlı başına bir çılgınlık. Bu bölgenin de gezginlere göre tek gezilecek yeri. Biz de gitme şansına eriştik. 

Süre Önerisi: Mumbai için 1,5 gün yeterli. Fazlasında da alternatif geziler sunar, ancak maliyeti ülke geneline göre yüksektir.

Mumbai_1

GOA EYALETİ

Hindistan’ın batı yakasında bulunan, cennet sahilleriyle ünlü en küçük eyaleti, Hindistan’ın genelinden kültürel, tarihi ve yerleşim olarak da oldukça farklı. Hindistan’ın genelinden farklı olarak uzun süre Portekiz sömürgesi altında kalması, katolik ve hindu karışımı bir halk yaratmıştır. Goa’daki katolik kiliseleri yer almaktadır. 60’larda hippilerin ziyareti sonrasında ünlenen, “Goa Trance” adında bir müzik türüne de ilham olan bölge, hayallerimizin ön sıralarında yer alıyor.

Süre Önerisi: Yerleşsek mi?


KERALA EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalet, geniş kum sahilleri ve palmiye ağaçlarıyla tropik bir cennet. Okuma oranı, kadın-erkek eşitsizliği, gelir dağılımı, din kavgaları, temizlik, güvenlik, turist kazıklama gibi konuların hepsinde Hindistan’ın en gelişmiş eyaletidir. Bunun sebebi Kerala’nın uzun süredir Hindistan Komunist Partisi tarafından yönetiliyor olmasıdır. 1957’de seçilen komunist hükümet, dünya’da demokratik seçimle gelen en eski ikinci komunist rejimdir. (Birincisi 1947’de San Marino’dur.) Ekolojik turizmin Hindistan’daki merkezidir. En ünlü turistik aktivite tüm eyalete yayılmış durgun su birikintilerinde (backwater) ev tipi botlarla yapılan gezintilerdir. En çok ziyaret edilen şehir, eyaletin ekonomik merkezi Kochi‘dir. Alapuzha durgun suların yoğun olduğu şehirdir, ve Asya’nın Venediği olarak anılır. Thiruvananthapuram, eyaletin başkentidir ve Hindistan’ın en eski şehirlerinden biridir.

Süre Önerisi: 2 gün, yoksa buraya mı yerleşsek?

Kerela_1

PENCAP EYALETİ

Hindistan’ın kuzeybatısında yer alan eyalet, sikh dininin doğum yeridir ve halkın çoğunluğu bu dine mensuptur. En önemli noktası Amritsar’dır. Burada bulunan Altın Tapınak (Golden Temple) sikhler için en önemli dini noktadır, ve fotoğraflarından görebildiğimiz kadarıyla çok etkileyicidir.

Süre Önerisi: Amritsar için 1 gün.

Pencap

BATI BENGAL EYALETİ

Hindistan’ın kuzeydoğusunda bulunan eyaletin başkenti, Hindistan’ın üçüncü en büyük şehri olan Kolkata‘dır. Kolkata birçokları tarafından Hindistan’ın kültür başkenti olarak adlandırılmaktadır. Eyalette 1977’den 2011’e kadar Komünist Parti’nin başı çektiği sol blok yönetimde kalmıştır ve dünyanın seçilmiş en uzun komünist yönetimi olmuştur.

Süre Önerisi: Kolkata için 1,5 gün.

Kolkata

TAMİL NADU EYALETİ

Hindistan’ın güneyinde yer alan eyalette MÖ 1500 yılından beri Tamil halkının yaşamaktadır. Bölgede yaygın dil, tamil dilidir. Başkenti Chennai dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinden biridir. Plajları, hindu tapınakları, kiliseleri ve parklarıyla meşhurdur. Sadece Gopuram’yı görmek için bile gidilebilir.

Süre Önerisi: Chennai için 1,5 gün

Tamil Nadu

UTTARAKHAND EYALETİ

Hindistan’ın kuzey eyaleti, önemli hindu tapınakları barındırmasıyla “Tanrıların ülkesi” olarak adlandırılmaktadır. Tibet’le sınır komşusudur ve Himalaya dağlarını barındırmasıyla ünlüdür. Haridwar, Ganj nehrinin kenarında hindular için en kutsal şehirlerden biridir, ve insanlığın en büyük festivali burada gerçekleşir. 2013  yılındaki Kumbh Mela festivaline yaklaşık 80 milyon insan katılmıştır. Rishikesh de dünyanın yoga merkezi olarak bilinmektedir, ve Beatles grubunun ziyaretiyle ünlenmiştir.

Süre Önerisi: Haridwar ve Rishikesh için 2 gün.

UTTARAKHAND

MADHYA PRADESH EYALETİ

Hindistan’ın tam ortasında yer alan eyaletin en ünlü destinasyonu Khajuraho tapınaklarıdır. Kamasutra işlemeleriyle ünlü tapınaklar, Hindistan’ın en önemli turistik merkezlerinden biridir. 

Süre Önerisi: 1 gün kadar tapınaklarda derine inmeksizin yeterli. Derinleşme limitine bağlı olarak 1 haftaya kadar uzar herhalde.


DİKKAT!

Süre öneriler makul hızda temel geziyi kapsar. Özel meraka yönelik keşif turundaysanız katlanması gerekir. Şehirler, bölgeler ve eyaletler arası ulaşım süresini ve ekstra mola dinlenmelerini de planınızı yaparken göz önünde bulundurmakta fayda var.



Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri



Bu aralar “turist gibi gezmemenin” moda haline dönüştüğünü biliyoruz. Doğruya doğru, biz de lokal olanı keşfetmekten daha büyük bir haz duyuyoruz, çünkü o zaman gerçekten bir şey “keşfetmiş” gibi hissediyoruz. Ancak bu demek değil ki turistik yerleri görme işini bir kenara bırakıyoruz. Hal böyle olunca, gittiğimiz şehirlerin en ikonik, en popüler yapılarını da gözden kaçırmamaya çalışıyoruz. (Zaten genellikle şehir sizi oraya gitmeye zorluyor) Aşağıda göreceğiniz üzere bu simgelerden bazılarına ayar oluyor, bazılarına bakmalara doyamıyor, bazılarını ise hikayesini okuduktan sonra daha anlamlı bulmaya başlıyoruz. Hazır bu tip bir araştırmaya girmişken sizinle de dünyanın en popüler şehir simgelerinin hikayelerini paylaşalım, sizler için de bir anlam ifade etsinler istedik, buyursunlar efenim, karşınızda Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri.

eiffel kulesi yapılış Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri1. Paris – Eiffel Kulesi

Artık romantizmle özdeşleşmesinden, Fransızların asla İngilizce konuşmamasından dem vurulmasından ya da Laduree’nin önünde fotoğraf çektiren kırmızı bereli kızlarımızdan sıkıntı bastığına göre, en azından bir diğer Paris klişesi olan Eiffel Kulesi’ne daha anlamlı bakmanın vakti geldi. Şu anda önünde sarmaş dolaş fotoğraf çektirmeyen çiftlerin itinayla dövüldüğü kule, aslında pek de romantik bir hikayeye sahip değil tabi.

Bundan tam 126 yıl önce tamamlanan ve günümüzde yılda 7 milyona yakın ziyaretçi çeken bu turist magneti, Gustave Eiffel’in firması tarafından Fransız İhtilali’nin 100. yılı kutlamaları dahilinde şehirde düzenlenen bir fuarın giriş kapısı olması amacıyla inşa edilmiş. 324 metre uzunluğundaki kulenin yapım aşamasındaki masrafları tahmin edilenden 1 milyon Frank(çık) daha yukarıda çıkınca büyük bir panik yaşanmış, ancak ilk 5 ay içinde 1,9 milyon kişi tarafından ziyaret edilince masrafların büyük bir kısmı da karşılanmış olmuş. Bu arada, yukarıda Gustave Eiffel’in “firması tarafından” vurgusunu yapmış olmamızın bir sebebi var, çünkü günümüzde yapının mimarı da Mösyö Eiffel olarak bilinmesine rağmen birçok kaynakta da tasarlayan kişinin o olmadığı iddiaları yer alıyor.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Eiffel Kulesi, açılış tarihinden beri neredeyse 250 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Biraz da tarihi bilgi verelim: 2. Dünya Savaşı döneminde, Nazi istilası sürecinde kulenin asansörünün kabloları kesilerek Nazi sembolü “Swatiska’nın” kulenin tepesine yerleştirilmesi önlenmeye çalışılmış. Asansör olmayınca 1665 basamağı çıkacak kadar akıllarını kaçırmışlar mıydı, onu biz de bilemiyoruz.

Biraz da manyaklaşalım: 2008 yılında “obje fetişisti” olan bir kadın, resmi olarak Eiffel Kulesi ile evlenmiş ve müstakbel kocası için soyadını La Tour Eiffel olarak değiştirmiş.


IMG 4754 Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri2. New York City – Özgürlük Anıtı 

Özgürlük Anıtı ya da orijinal adıyla Statue of Liberty, New York’a giden her turistin görmeyi görev bellediği, karşı konulamaz bir havaya sahip. Daha önce potansiyel turistler olarak türlü türlü filmde yıkıldığını, devrildiğini, yandığını, uzaylılar Dünya’ya saldırdı mı ilk darbe alan yerin burası olduğunu gördüğümüzden midir bilinmez, kendisiyle bir bağımız da oluşmuş durumda, haliyle gittiniz mi görmeden, yamacına gitmeden edemiyorsunuz. Tipik bir Amerikalıya sorsanız “gitmesen de olur DUDE” cevabını alma ihtimaliniz çok yüksek, açıkçası bize sorsanız da uzaktan görmek yetiyor da artıyor bile, ama yine de hikayesini es geçmek olmazdı. Yılda 4 milyon kişi yanılıyor olamaz!

Frederic Bartholdi tarafından tasarlanan ve kaidesi bile birlikte 93 metre uzunluğuna ulaşan heykelin yapımından, yukarıda “senin için şöyle böyle diyorlar Gustave’cığım” diye atıp tuttuğumuz Gustave Eiffel de eksik kalmamış ve Fransa’nın Amerika’ya hediyesi olarak verilmiş. Roma mitolojisinde yer alan özgürlük tanrıçası Libertas’tan esinlenilerek yapılan heykelin tacındaki 7 sivri uç, 7 kıtayı temsil ediyor ve elinde, üzerine Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihinin yazdığı bir tablet tutuyor.

Tarihi bilgi: Anıt, 19. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle göçmenler için bambaşka bir anlam ifade etmeye başlamış, çünkü o dönemde yaklaşık 9 milyon kişinin göç ettiği Amerika’ya yaklaşıldığında göçmenlerin hedefe ulaşmayı başardıklarını fark etmelerini sağlayan ilk simge tabi ki Özgürlük Anıtı’ymış.

Hüzünlü bir şeyler: Şu ana dek anıtın tepesinden kendini atan ve intihar girişimi beklediği yönde sonuçlanan 3 kişi var.

Anlamsız bilgi: Lady Liberty’nin ayak numarasını merak edenler varsa, 859!


colosseum roma Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri

3. Roma- Kolezyum

Dünyanın en popüler şehir simgeleri listemizin en iddialı, en “yiyorsa laf edin” yapılarından biri olan Colosseum, Roma’nın hatta komple İtalya’nın en önemli simgesi durumunda. Hakkında onlarca efsane, onlarca hikaye var ancak biz onları hiç karıştırmadan öncelikle gerçek yapılış amacını ve tarihini şöyle bir anlatalım istiyoruz.

Kolezyum’un tarihi pek eskilere, M.Ö 72-80 yılları arasında kadar dayanıyor. Aslında birçok film ve romandan da bildiğiniz üzere, o dönemde var olan gladyatörlerin savaşması, hayvanların dövüştürülmesi, çeşitli infazların, halka yönelik gösterilerin gerçekleşmesi ve halkın bu “gösterileri” alanı çevreleyerek izleyebilmesi amacıyla inşa edilmiş. Köleler ve mahkumlar tarafından bir amfi tiyatro şeklinde inşa edilen yapı yaklaşık 50.000 kişiyi ağırlayabilecek bir büyüklükte. (Tarihçiler insanların çok yüksek ihtimalle oldukça sıkışmış bir halde oturduklarını tahmin ediyor) Tabi böyle bir dönemde “Ricardo gel erken gidelim de en önden yer kapalım” gibi bir muhabbet olmadığını da tahmin ediyorsunuzdur, zira halkın Kolezyum’daki oturma dağılımı da mensubu oldukları sınıfa göre belirleniyordu.

Yüreğinize su serpelim: Yaygın efsanenin aksine, Kolezyum’da insanların aslanların önüne atılması gibi aşırı brutal bir durum yaşandığına dair herhangi bir kanıt yok. Uydurmayın, İlber Ortaylı ağzınızı kırar.

Manyakça bilgi: Eğer Kolezyum’un en ihtişamlı dönemlerinde gladyatör olsaydınız, başınıza gelebilecek en kötü senaryo, yapının “batı kapısından” çıkmanız olacaktı, çünkü burası arenada hayatını kaybeden insanların ve hayvanların çıkarıldığı kapı olarak biliniyordu.



4. Brüksel – Manneken Pis

Geldik en ayar olduğumuz şehir simgesi Manneken Pis, yani “işeyen çocuk” heykeline. Kendisini görünce yanlış yere geldiğimizi düşündüğümüz, 2-3 dakika bakındıktan sonra kendimizce Brüksel ile küçük çaplı bir kavgaya tutuştuğumuz, “ulan nasıl oldu da bu kadar ünlü oldu bu heykelcik” diye hayretler içinde kaldığımız Manneken Pis’in hikayesini keşfetmek bize de biraz olsun iyi geldi. En azından artık neden ünlü olduğunu biraz olsun anlayabiliyoruz. (hak verdiğimizden değil ya, neyse)

Aslına bakarsanız Manneken Pis ile ilgili birçok efsane var, çoğunun uydurma olduğunu anlamak için bu konuda uzman olmak falan gerekmiyor, ancak yine de bir şekilde hakkında konuşulmasını sağladığı için başarılı olarak kabul edilebilirler. Bunlardan en yaygın olanı, savaş döneminde küçük bir çocuğun şehri kuşatan askerlerin attığı büyük bombalardan birinin üzerine işeyerek şehri kurtarmış ve bu sebeple şehre heykelinin dikilmiş olduğu. Ne kadar doğrudur bilemiyoruz (tabi ki doğru değil) ancak halk buna inanmayı sevdiği gibi, heykele her sene yılın farklı dönemlerde farklı kıyafetler giydiriliyor ve kıyafetleri şehir müzesinde sergileniyor.

Dalga geçmelik bilgi: Bulunduğu noktaya yerleştirildiğinden beri Manneken Pis bol bol çalınıyor. Şu anda gidip göreceğiniz versiyonu ise aslında bir replika, ancak onu bile sık sık çalıyor ya da kırıyorlar. Ayıp ile komik arasındaki ince çizgide kaldık, gülmeden edemeyeceğiz. (Valla biz yapmadık)


berlin duvarı Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri5. Berlin – Berlin Duvarı

Berlin’e ayak basan her bireyde karmaşık duygular yaratan Berlin Duvarı, Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını engellemek için 1961 yılında inşa edilmeye başlandı. “Utanç duvarı” olarak anılmasının çok daha yerinde bir karar olduğu Berliner Mauer, neredeyse dün diye tabir edilebilecek 1989 yılındaki yıkılış tarihine kadar orada kalmayı başardı ve birçok hüzünlü hikayenin de kaynağı oldu. Aslında basit bir tel örgü çekilmesiyle başlayan süreç, bu tel örgülerin duvara çevrilmesi, ardından duvarın doğu tarafından batıya kaçmaya çalışan kişilerin daha kolay görülebilmesi için beyaza boyanması ve gözlem kulelerinin çoğaltılmasıyla daha da sıkı bir hale geldi. Süreç boyunca yaklaşık 5000 kişi bunca önleme rağmen duvarın diğer tarafına tüneller kazarak, bavulların içine girerek ya da bagajların içine saklanarak geçmeyi başarsa da, 200’ün üzerinde insan da geçmeye çalışırken hayatını kaybetti.

Gezginlere yararlı bilgi: Günümüzde duvarın 1,3 km’lik bir bölümü

“East Side Gallery” adı altında, üzerinde çeşitli sanatçıların çalışmalarının bulunduğu bir alan olarak ziyaret edilebiliyor, kesinlikle kaçırmayın!


Gezmeyenlere de yararlı bilgi: İlgisini çekenler için şurada konuyla ilgili kaçış hikayelerini de kapsayan bir belgesel var. Bizim anlatamadıklarımızın daha detaylı bir versiyonu diyelim. İyi seyirler efenim.


6. Kopenhag – Küçük Deniz Kızı Heykeli

kopenhag deniz kızı heykeli Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleriİşte Manneken Pis ile kapışacak bir diğer “bu muymuş yani” sembolü daha. En azından adında “küçük” olduğunu söyleyerek hayal kırıklığı derecemizi biraz daha aza indirgiyorlar, onun için kendilerine bir teşekkürü borç biliriz. Tabi ki küçük olan her şeyi beğenmiyor değiliz (hayır manidar espri yapmıyoruz), ancak bunlar da bu kadar ikonik hale gelmek için biraz komik kalıyor sanki. Yine de Manneken Pis’e göre çok daha estetik bir heykel olduğunu kabul etmek gerekiyor, orası ayrı.

Küçük deniz kızı heykelinin hikayesine gelecek olursak: Carl Jacobsen, Kopenhag’da bulunan Royal Danish Theatre’da bir bale gösterisi izliyor ve gösteriden çok etkileniyor. Söz konusu heykelin yapılması için bir girişimde bulunmaya karar veriyor ve balerin Ellen Price’tan bu heykel için modellik yapmasını rica ediyor. Ellen Price sanat için soyunmayı kabul edecek, sizin bildiğiniz kızlardan olmadığı için bu öneriyi kabul etmeyince, Ellen Price’tan esinlenilmesine rağmen nü model olarak heykeltıraş Edvard Eriksen’ın eşi model alınıyor. Sonradan ortaya türlü efsane çıkar ve bunlardan en yaygını küçük denizkızının karada yaşamakta olan bir prense aşık olduğu ve bu sebeple ona en yakın olabileceği noktada oturduğu söylenir durur.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Heykel üzerinde bulunduğu kayaya yerleştirildiği günden beri defalarca saldırıya uğramış. Kafası kesilmiş, kolu koparılmış hatta protesto amaçlı üzerine çarşaf bile örtülmüş. İnsanları anlamak zor tabi.

londra big ben Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri7. Londra – Big Ben Saat Kulesi

Daha Londra’nın L’sini söylediğimizde gözünüzde canlanan görüntünün içinde Big Ben’in olduğuna adımız gibi eminiz. O zaman bu ikonik simgeden de bahsetmeden geçmek olmazdı diyerek konuya girelim.

Bu noktada önce yanlış bilinen bir gerçeği düzeltmeyi görev biliriz! Çoğumuz Big Ben’i saat kulesinin adı olarak bilsek de, aslında Big Ben kulenin büyük çanına verilen isim, fakat zaman içinde halk arasında komple kule için kullanılan bir isme dönüşmüş. Kulenin orijinal adı Elizabeth Tower. (Zaten bıraksak İngiltere’deki her şeyin adını Elizabeth koyacaklar) Westminster Sarayı 1830’lu yıllarda çıkan bir yangın sonucu zarar gördüğünde, hatta neredeyse yerle bir olduğunda, yeni binaya daha ihtişamlı ve ilgi çekici olması amacıyla bir saat kulesi eklenmesinin daha iyi olacağını düşünmüşler. Muhtemelen bu kadar da ilgi çekeceğini düşünmemişlerdi tabi.

Çılgın bir bilgi daha: Londra’nın en ünlü saati olmak kolay değil. Bu yüzden her sene saatle ilgili ayarlamaların yapıldığı dönemde oldukça ciddi bir sürece girildiği gibi, sarayın içinde bulunan tam 2000 adet saat de teker teker Big Ben’e göre ayarlanıyor.

Basın gidin dedirtecek bilgi: Big Ben Saat Kulesi’nin dışından 58 tane fotoğraf çekebilirsiniz, ancak İngiliz vatandaşı değilseniz içini gezdirmiyorlarmış. YOK YA.

sidney opera binası Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri8. Sidney – Opera Binası

Biz AKM neden kapandı, neden açılamadı aşamalarını henüz (!) atlatamamışken, yılda yaklaşın 3000 etkinliğe ev sahipliği yaparak aklımızı alan Sidney Opera Binası, aslında öyle çok da çılgın bir hikayeye sahip değil. Dünyaca ünlü binanın mimarı Jorn Utzon, bu projenin mimari olarak seçilmeden önce 3 juri tarafından geri çevrilmesine rağmen, 4. jurinin kararı ile 232 diğer yarışmacı arasından sıyrılmayı başarmış ve muhtemelen hayatının en önemli projesine imza atmış. (Eminiz bu işi yalnızca 5000 Pound’a yaptığına pişman olmuştur.) Normalde 4,1 milyon pound’a inşa edilmesi planlanırken proje sonunda toplam bütçe yaklaşık 60 milyon pound’u bulunca işler Jorn Bey için biraz karışsa da, yapının Unesco Dünya Mirası listesine de dahil olması ve yılda ortalama 2 milyon kişinin etkinliklere seyirci olarak katılması ile, herkesin gönlünü almayı başarmıştır diye tahmin ediyoruz.

Kıskançlıktan öldüren bilgi: Queen, tam 4 kez Sidney Opera Binası’nda sahne almış. Sidney’i göremediğimize mi yanalım, Queen’i kaçırdığımıza mı üzülelim biz de şaşırdık.

Dünyadaki kaynakları kimin tükettiğini bulduk: Binanın tam 1000 odası var ve yılda 15.000 ampul değiştiriliyor.

Ben abartıp orada yaşamaya hallendim diyenlere yerlisiyle, daha doğrusu Türkiye’den Sidney’e göç etmiş bir Türk ile yapılmış bir röportajımız da var.

PIZA Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri9. Pisa – Pisa Kulesi

Halini görünce insanı bir gülme tutan, turistlerin saçma sapan ittirmeli pozlarına maruz kalmaktan neye yaradığını bile kimsenin bilmediği Pisa Kulesi’nin hikayesi de tahmin ettiğiniz üzere biraz gülünç. Normalde tabi ki dik olması hedeflenerek 1173 yılında inşa edilmeye başlanan kule, 3. katı inşa edilirken, esrarengiz bir şekilde eğilmeye başlamış çünkü kulenin üzerine inşa edilmekte olduğu toprağın bu yapının ayakta kalabilmesi için elverişsiz olduğu ortaya çıkmış. Fakat bu onları durdurmak için yeterince geçerli bir sebep olmamış. Savaş nedeniyle bir süre ara verildikten sonra (yaklaşık 100 yıl kadar) inşaata tekrar başlamışlar. Ancak toparlamaya çalıştıkça işler iyice saçma bir hal almış ve kule günümüzdeki “yamuk” görüntüsüne kavuşmuş. Aslına bakarsanız normalde pek de ilgi çekmeyecek bir şehrin günümüzde ciddi bir turist popülasyonunu kendine çekiyor olmasının ana sebebi olduğu için, bilinçli bir şekilde yapmamış olsalar da, birçok açıdan mimarlarını tebrik etmek gerekiyor.

Battıkça batıyorlar: Zemin nedeniyle Pisa Kulesi’nin eğilip bükülmesi bir yana, yanındaki katedral ve vaftizhane de yavaş yavaş batmaya başlamış. Bakalım bundan yüzyıllar sonra ne olacak?

Güvenli mi? Pisa Kulesi 90’lı yıllarda bir süre tadilat için kapatılmış ve sağlamlaştırılmış. Dolayısıyla içine girmenin güvenli olduğu söyleniyor. Ancak biz yine de sorumluluk kabul etmiyoruz. Sonra OitheBlog girin dedi girdik, yazıklar olsun size demeyin.

tac mahal Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri10. Agra/Hindistan – Tac Mahal

Hindistan’ın en ünlü yapısı Tac Mahal’ın hikayesini seveceksiniz, çünkü oldukça masalsı bir havası var. O dönemki imparatorluğun hükümdarı olan Şah Cihan, üçüncü ama en sevdiği karısı (ne kadar ince bir adam) olan Mümtaz Mahal’ı 14. çocuklarını doğurduktan sonra kaybeder. Karısını kaybedince uzun süre yas tutan Şah Cihan, sonunda onun adına heybetli bir anıt yaptırmaya ve anısını sonsuza kadar yaşatmaya karar verir. İnşasına 1632 yılında başlanan Tac Mahal’ın yapılması yaklaşık 20 yıl sürer, yapımında 20.000’e yakın işçi çalışır ve binayı oluşturan taşların taşınabilmesi için binlerce fil kullanılır. İşin kötüsü bu hüzünlü hikaye, burada kalmıyor, çünkü Şah Cihan, bir süre sonra hastalanıyor, yerine geçmek isteyen oğlu ise bu durumdan yararlanarak babasını hapse attırıyor. Ölene dek hapiste kalan Şah Cihan’ın hapis tutulduğu yerden dışarı bakınca ise karısı için yaptırdığı Tac Mahal görünüyor. Hikayeden çıkarılacak sonuç: 3 kadın ile evlenmeyin.

Çevreci bilgi: Günümüzde, yılda 3 milyona yakın kişi tarafından ziyaret edilen Tac Mahal’in dışı beyaz mermerden yapıldığı için civarındaki fabrikaların yarattığı hava kirliliği binanın olumsuz yönde etkilenmesine neden olunca, konuyla ilgili birçok kampanya başlatılılır ve binayı koruma amacıyla birçok fabrika kapatılır.

İster inan ister inanma bilgisi: Rivayete göre Şah Cihan, Tac Mahal’in tam karşısına, aynı yapının siyah mermer ile yapılmış bir versiyonunu inşa ettirmek istemiş, ancak oğlu ile olan çekişmesi bu yapının var olmasının önüne geçmiş.

st basils katedrali Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri11. Moskova – Aziz Vasil Katedrali 

Çoğumuzun Kremlin Sarayı ile karıştırdığı, soğana benzeyen renkli kubbeleriyle ünlü, rengarenk ve bir kilise için gereksiz tatlılıktaki Aziz Vasil Katedrali, özelden genele doğru gidecek olursak Kızıl Meydan’ın, Moskova’nın hatta komple Rusya’nın en ünlü yapısı. Zaten güzelliği ve ihtişamı karşısında bu kadar ünlü bir hale gelmemesi son derece anormal bir durum olurdu.

Daha uluslararası adıyla Saint Basil’s Cathedral, dengesiz kişiliği ile nam salmış “Korkunç İvan” tarafından Rusya’nın kazandığı zaferleri kutlama amaçlı yaptırılıyor. Hansel ve Gretel’den fırlamış görünümlü katedralin en ilgi çekici tarafı olan 8 kubbesinin her biri de, savaşlarda kazanılan 8 ayrı zaferi temsil ediyor. İlk yapıldığı dönemlerde som altından olan kubbeler, 1670 yılında farklı renklere boyanıyor, 1860 yılında bu renkler daha da karmaşık bir hale getiriliyor ve bugünkü görüntülerini alıyorlar. Şu an bir müze olarak hizmet veriyor ve Kremlin Sarayı’nın hemen yanında ziyaret etmeniz için sizi bekliyor. (Size o Rusya biletini baktırtacağız)

Klişeye boğuyoruz: Katedralin İtalyan mimarı Barma’nın benzer güzellikte bir yapıyı başka bir noktaya daha yapamaması için Korkunç İvan tarafından gözlerinin oydurulduğu gibi bir efsane var. Ancak bu efsane dünyanın her ülkesindeki her güzel yapının mimarı için söylenip durduğuna göre, galiba o aralar akım haline gelmiş bir efsane biçimi-imiş.

çin seddi Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri12. Çin Seddi

6000 küsür km uzunluğu ile var olan en ilginç ve en ünlü savunma duvarlarından biri olan Çin Seddi aynı zamanda tahmin edebileceğiniz üzere dünyanın en uzun savunma duvarı olma özelliğini de taşıyor. Bilinenin aksine, tarihçilere göre Çin Seddi’ni tek bir duvar olarak değil, 2000 yıl boyunca sistematik olarak yapılmış ve birleştirilmiş birçok duvar olarak değerlendirmek gerekiyor. Peki nasıl oldu da iş bu noktaya geldi diyecek olursanız, aslında olay M.Ö. 8. yüzyılda Çin’de bulunan 7 krallığın arasında geçen savaşa kadar dayanıyor. Savaş süresinde krallıklar kendilerini korumak adına topraklarının etrafını duvarlar ile çevirmeye başlıyorlar. Fakat tüm bu savaş sürecinin sonucunda Qin Krallığı tüm diğer krallıklara karşı zafer kazanmayı başararak Çin İmparatorluğu’nu kurunca ülkenin başındaki Qin Shi Huang, sınırları genişlemiş olan imparatorluğun kuzey bölümüne de bir duvar örülmesi emrini veriyor ve süreç bu şekilde başlıyor. Genel olarak bakıldığında duvarın örülmesinde tüm bu yılları kapsayan süreçte 1.000.000’a yakın işçi çalıştığı ve 300.000’e yakın işçinin de inşa sırasında hayatını kaybettiği söyleniyor. Bunca çaba başarılı oluyor mu diye soracak olursanız, hayır, özellikle Moğolları ülke sınırlarından uzak tutmakta oldukça güçlük çekiliyor. Özellikle Cengiz Han gibi bir adam devreye girince, bu sefer Çin İmparatorluğu, kuzey duvarını daha da güçlendirme kararı alıyor ve uzadıkça uzuyor. Günümüzde en iyi korunabilmiş ve en çok ziyaret edilen kısmı ise Ming Hanedanlığı’ndan kalan bölüm.

Ürkütücü bilgi: Çin Seddi’nin yapımında kullanılan harçta insan kemikleri kullanıldığı gibi manyakça bir söylenti olsa da, bu aslında yapım aşaması sırasında hayatını kaybetmiş olan işçilerin duvar yakınına gömülmüş olmasının abartılmış halidir.

Bir yanlışı düzeltelim: Hayır, Çin Seddi Ay’dan bakınca görünmüyor, bu mümkün değil. (Evet biz de inanmak istiyorduk)


13. Los Angeles – Hollywood Yazısı

Meşhur Hollywood Sign bu günlerini görmeden önce, 1900’lerin başlarında, çiftçilerin, kovboyların ve yerel halkın yaşadığı “buralar eskiden dutluktu” muhabbetinin kolaylıkla çevrilebileceği türden bir yerdi. Fakat zamanla bölgenin olumlu hava şartları ve çekim yapmaya/stüdyo kurmaya elverişli alanlara sahip olması nedeniyle yavaş yavaş stüdyoların dikkatini çekmeye başladı ve 20’li yıllardan itibaren bu işlerin merkezi haline geldi. Kasaba görünümündeki kentin yerini ışıklı tabelalar ve ihtişamlı binalar aldıkça, insanların buraya olan ilgisi de pek tabi tavan yaptı. Bu gelişim sürecinde bölgeye yatırım yapan emlak zenginlerinden birisi, “Hollywoodland” adlı gayrimenkul projesi için bir billboard, yani tabela yaptırmaya karar verir. Akabinde Büyük Buhran ve savaş gibi ciddi süreçler araya girince, söz konusu firma batar ve Hollywood Land tabelası da kaderine terk edilir. Yine de tabelanın yıllardır orada var olması, onun ikonik bir hale gelmesini sağlamayı başarmıştır ve onu yaptıran firma ile özdeşleştirilmeden, şehrin bir simgesi haline dönüşür. Aslında yer yer bu ikonu pek sallamadıkları ve çürümeye bıraktıkları bile olmuş ancak eksik olmasın Playboy’un kurucusu Hugh Hefner gibi kişilerin desteğiyle yenilenmiş. Canım benim demek tek derdi popo değil adamın.

Eğlenceli olmayan bilgi: 1932 yılında Peg Entwistle adlı Broadway oyuncusu, şansını denemek için Los Angeles’a taşınmış ve burada oyunculuk yapmaya başlamış ancak bir türlü istediği başarıyı yakalayamayınca aynı yıl Hollywood tabelasının “H” harfinin üzerine çıkarak kendini aşağı bırakmış ve hayatını kaybetmiş.

Eğlenceli olan bilgi: Tabelanın adeta çürümeye bırakıldığı önemsiz dönemlerinde, Hollywood yazısı bazı şakacı arkadaşlar tarafından “Hollyweed” olarak değiştirilerek, Los Angeles’ta esrarın legal hale getirilmesi için küçük bir çaba gösterilmiş.


statue of jesus in rio de janeiro Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri14. Rio de Janeiro – Kurtarıcı İsa Heykeli 

Orijinal adıyla Cristo Redentor, Rio’ya ayak basan her insanın mutlaka peşine düştüğü, dünyanın en ünlü heykellerinden ve dini sembollerinden biri. Oldukça ihtişamlı ve heybetli bir heykel olduğu için aslına bakarsanız çoğumuz tarafından dini bir sembol olarak değerlendirilmekten çok görsel ve sanatsal değeri nedeniyle ilgi çekiyor. Corcovado Dağı üzerinde yükselen heykelin inşasına tam olarak 1922 yılında konuyla ilgili bir yarışmanın yapılmasının ardından başlanmış ancak işin fikir babası 1850’li yıllarda bu işi kafaya koymuş olan Fransız bir rahip olarak biliniyor. Yarışmayı kazanan Heitor Da Silva Costa’nın önderliğinde 9-10 yıla yakın sürede tamamlanan ve kaidesiyle birlikte 38 metre uzunluğuna erişen heykelin kollarını açmış bir şekilde tasvir edilmesi ise barışı ve İsa’nın herkesi kucakladığını temsil etmek amacı ile yapılmış.

Güldürdü: 2010 yılında kimliği belirsiz bir kişi İsa heykelinin üzerine sprey boyayla bir şeyler karaladığı için ülke çapında aranmaya başladığı gibi, olay belediye başkanının televizyonda çıkıp “Onu bulacağız!” açıklamaları yapacağı kadar da büyümüş. Onlar kızmış ama, biz güldük.

Korkuttu: Kurtarıcı İsa Heykeli’ne, daha önce birkaç kez yıldırım düşmüş. Bunlardan en yakın zamanda gerçekleşeni İsa’nın 2 parmağının kopmasına neden olmuş. Buradan kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

keops piramidi ve sfenks Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri15. Gize/Mısır – Keops Piramidi

Size piramitlerin tarihi çok da başarılı anlatamayabiliriz, kimsenin sırrını çözemediği şeyi bizim çözmüş olmamızı bekleyeceğinizi de sanmıyoruz. Ancak şu güne dek çözülebilen ve bilinen kısımlarını şöyle bir özet geçmeyi deneyeceğiz.

Mısır’ın Gize kentinde bulunan üç büyük piramidin en eskisi ve en büyüğü olan Keops Piramidi aslında Kral Khufu için bir anıt mezar olarak inşa edilmiş. Günümüzde 152 metre yüksekliğinde olmasına rağmen 9 metre kadarını erozyon nedeniyle kaybettiği söyleniyor. 4000 yıl kadar dünyanın en yüksek yapısı olma özelliğini taşıyan ve 2,3 milyon kireç taşındanan oluşan piramidin yapımı M.Ö 2540 civarında başlamış ve tahminlere göre 23 yıl kadar sürmüş. Taşların nasıl taşındığı, nasıl yerleştirildiği ve genel olarak bu yapının nasıl oluşturulduğu konusunda birçok hipotez olsa da, henüz gizemini koruyor.

Ağızları açık bırakan bilgi: Keops Piramidi’nin taşları kullanılarak, neredeyse 30 tane Empire State binası inşa edilebiliyor. Sırf bu sebepten bile “bu adamlar bu işi o dönemde nasıl başarmış yahu?” sorusunu 80 kez sorasımız geliyor.

Turistlere bilgi: Büyük Gize Sfenks’i de tam olarak bu bölgede bulunuyor ve Sfenks’in yüzünün Khufu’nun oğlu Kefren’den esinlenilerek yaratıldığı tahmin ediliyor.

 

Not: Tahmin edersiniz ki bu yazıyı çeşitli kaynaklardan araştırma yaparak hazırladık. Doğru olmadığını düşündüğünüz bir bilgi içeriyor olabilir, ancak her eseri birçok farklı kaynaktan bakıp en doğru olanını yazının içine eklemeye çalıştığımızı bilin istedik.


Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri



Bu aralar “turist gibi gezmemenin” moda haline dönüştüğünü biliyoruz. Doğruya doğru, biz de lokal olanı keşfetmekten daha büyük bir haz duyuyoruz, çünkü o zaman gerçekten bir şey “keşfetmiş” gibi hissediyoruz. Ancak bu demek değil ki turistik yerleri görme işini bir kenara bırakıyoruz. Hal böyle olunca, gittiğimiz şehirlerin en ikonik, en popüler yapılarını da gözden kaçırmamaya çalışıyoruz. (Zaten genellikle şehir sizi oraya gitmeye zorluyor) Aşağıda göreceğiniz üzere bu simgelerden bazılarına ayar oluyor, bazılarına bakmalara doyamıyor, bazılarını ise hikayesini okuduktan sonra daha anlamlı bulmaya başlıyoruz. Hazır bu tip bir araştırmaya girmişken sizinle de dünyanın en popüler şehir simgelerinin hikayelerini paylaşalım, sizler için de bir anlam ifade etsinler istedik, buyursunlar efenim, karşınızda Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri.

eiffel kulesi yapılış Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri1. Paris – Eiffel Kulesi

Artık romantizmle özdeşleşmesinden, Fransızların asla İngilizce konuşmamasından dem vurulmasından ya da Laduree’nin önünde fotoğraf çektiren kırmızı bereli kızlarımızdan sıkıntı bastığına göre, en azından bir diğer Paris klişesi olan Eiffel Kulesi’ne daha anlamlı bakmanın vakti geldi. Şu anda önünde sarmaş dolaş fotoğraf çektirmeyen çiftlerin itinayla dövüldüğü kule, aslında pek de romantik bir hikayeye sahip değil tabi.

Bundan tam 126 yıl önce tamamlanan ve günümüzde yılda 7 milyona yakın ziyaretçi çeken bu turist magneti, Gustave Eiffel’in firması tarafından Fransız İhtilali’nin 100. yılı kutlamaları dahilinde şehirde düzenlenen bir fuarın giriş kapısı olması amacıyla inşa edilmiş. 324 metre uzunluğundaki kulenin yapım aşamasındaki masrafları tahmin edilenden 1 milyon Frank(çık) daha yukarıda çıkınca büyük bir panik yaşanmış, ancak ilk 5 ay içinde 1,9 milyon kişi tarafından ziyaret edilince masrafların büyük bir kısmı da karşılanmış olmuş. Bu arada, yukarıda Gustave Eiffel’in “firması tarafından” vurgusunu yapmış olmamızın bir sebebi var, çünkü günümüzde yapının mimarı da Mösyö Eiffel olarak bilinmesine rağmen birçok kaynakta da tasarlayan kişinin o olmadığı iddiaları yer alıyor.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Eiffel Kulesi, açılış tarihinden beri neredeyse 250 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş.

Biraz da tarihi bilgi verelim: 2. Dünya Savaşı döneminde, Nazi istilası sürecinde kulenin asansörünün kabloları kesilerek Nazi sembolü “Swatiska’nın” kulenin tepesine yerleştirilmesi önlenmeye çalışılmış. Asansör olmayınca 1665 basamağı çıkacak kadar akıllarını kaçırmışlar mıydı, onu biz de bilemiyoruz.

Biraz da manyaklaşalım: 2008 yılında “obje fetişisti” olan bir kadın, resmi olarak Eiffel Kulesi ile evlenmiş ve müstakbel kocası için soyadını La Tour Eiffel olarak değiştirmiş.


IMG 4754 Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri2. New York City – Özgürlük Anıtı 

Özgürlük Anıtı ya da orijinal adıyla Statue of Liberty, New York’a giden her turistin görmeyi görev bellediği, karşı konulamaz bir havaya sahip. Daha önce potansiyel turistler olarak türlü türlü filmde yıkıldığını, devrildiğini, yandığını, uzaylılar Dünya’ya saldırdı mı ilk darbe alan yerin burası olduğunu gördüğümüzden midir bilinmez, kendisiyle bir bağımız da oluşmuş durumda, haliyle gittiniz mi görmeden, yamacına gitmeden edemiyorsunuz. Tipik bir Amerikalıya sorsanız “gitmesen de olur DUDE” cevabını alma ihtimaliniz çok yüksek, açıkçası bize sorsanız da uzaktan görmek yetiyor da artıyor bile, ama yine de hikayesini es geçmek olmazdı. Yılda 4 milyon kişi yanılıyor olamaz!

Frederic Bartholdi tarafından tasarlanan ve kaidesi bile birlikte 93 metre uzunluğuna ulaşan heykelin yapımından, yukarıda “senin için şöyle böyle diyorlar Gustave’cığım” diye atıp tuttuğumuz Gustave Eiffel de eksik kalmamış ve Fransa’nın Amerika’ya hediyesi olarak verilmiş. Roma mitolojisinde yer alan özgürlük tanrıçası Libertas’tan esinlenilerek yapılan heykelin tacındaki 7 sivri uç, 7 kıtayı temsil ediyor ve elinde, üzerine Amerika Bağımsızlık Bildirgesi’nin tarihinin yazdığı bir tablet tutuyor.

Tarihi bilgi: Anıt, 19. yüzyılın ortalarından itibaren özellikle göçmenler için bambaşka bir anlam ifade etmeye başlamış, çünkü o dönemde yaklaşık 9 milyon kişinin göç ettiği Amerika’ya yaklaşıldığında göçmenlerin hedefe ulaşmayı başardıklarını fark etmelerini sağlayan ilk simge tabi ki Özgürlük Anıtı’ymış.

Hüzünlü bir şeyler: Şu ana dek anıtın tepesinden kendini atan ve intihar girişimi beklediği yönde sonuçlanan 3 kişi var.

Anlamsız bilgi: Lady Liberty’nin ayak numarasını merak edenler varsa, 859!


colosseum roma Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri

3. Roma- Kolezyum

Dünyanın en popüler şehir simgeleri listemizin en iddialı, en “yiyorsa laf edin” yapılarından biri olan Colosseum, Roma’nın hatta komple İtalya’nın en önemli simgesi durumunda. Hakkında onlarca efsane, onlarca hikaye var ancak biz onları hiç karıştırmadan öncelikle gerçek yapılış amacını ve tarihini şöyle bir anlatalım istiyoruz.

Kolezyum’un tarihi pek eskilere, M.Ö 72-80 yılları arasında kadar dayanıyor. Aslında birçok film ve romandan da bildiğiniz üzere, o dönemde var olan gladyatörlerin savaşması, hayvanların dövüştürülmesi, çeşitli infazların, halka yönelik gösterilerin gerçekleşmesi ve halkın bu “gösterileri” alanı çevreleyerek izleyebilmesi amacıyla inşa edilmiş. Köleler ve mahkumlar tarafından bir amfi tiyatro şeklinde inşa edilen yapı yaklaşık 50.000 kişiyi ağırlayabilecek bir büyüklükte. (Tarihçiler insanların çok yüksek ihtimalle oldukça sıkışmış bir halde oturduklarını tahmin ediyor) Tabi böyle bir dönemde “Ricardo gel erken gidelim de en önden yer kapalım” gibi bir muhabbet olmadığını da tahmin ediyorsunuzdur, zira halkın Kolezyum’daki oturma dağılımı da mensubu oldukları sınıfa göre belirleniyordu.

Yüreğinize su serpelim: Yaygın efsanenin aksine, Kolezyum’da insanların aslanların önüne atılması gibi aşırı brutal bir durum yaşandığına dair herhangi bir kanıt yok. Uydurmayın, İlber Ortaylı ağzınızı kırar.

Manyakça bilgi: Eğer Kolezyum’un en ihtişamlı dönemlerinde gladyatör olsaydınız, başınıza gelebilecek en kötü senaryo, yapının “batı kapısından” çıkmanız olacaktı, çünkü burası arenada hayatını kaybeden insanların ve hayvanların çıkarıldığı kapı olarak biliniyordu.



4. Brüksel – Manneken Pis

Geldik en ayar olduğumuz şehir simgesi Manneken Pis, yani “işeyen çocuk” heykeline. Kendisini görünce yanlış yere geldiğimizi düşündüğümüz, 2-3 dakika bakındıktan sonra kendimizce Brüksel ile küçük çaplı bir kavgaya tutuştuğumuz, “ulan nasıl oldu da bu kadar ünlü oldu bu heykelcik” diye hayretler içinde kaldığımız Manneken Pis’in hikayesini keşfetmek bize de biraz olsun iyi geldi. En azından artık neden ünlü olduğunu biraz olsun anlayabiliyoruz. (hak verdiğimizden değil ya, neyse)

Aslına bakarsanız Manneken Pis ile ilgili birçok efsane var, çoğunun uydurma olduğunu anlamak için bu konuda uzman olmak falan gerekmiyor, ancak yine de bir şekilde hakkında konuşulmasını sağladığı için başarılı olarak kabul edilebilirler. Bunlardan en yaygın olanı, savaş döneminde küçük bir çocuğun şehri kuşatan askerlerin attığı büyük bombalardan birinin üzerine işeyerek şehri kurtarmış ve bu sebeple şehre heykelinin dikilmiş olduğu. Ne kadar doğrudur bilemiyoruz (tabi ki doğru değil) ancak halk buna inanmayı sevdiği gibi, heykele her sene yılın farklı dönemlerde farklı kıyafetler giydiriliyor ve kıyafetleri şehir müzesinde sergileniyor.

Dalga geçmelik bilgi: Bulunduğu noktaya yerleştirildiğinden beri Manneken Pis bol bol çalınıyor. Şu anda gidip göreceğiniz versiyonu ise aslında bir replika, ancak onu bile sık sık çalıyor ya da kırıyorlar. Ayıp ile komik arasındaki ince çizgide kaldık, gülmeden edemeyeceğiz. (Valla biz yapmadık)


berlin duvarı Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri5. Berlin – Berlin Duvarı

Berlin’e ayak basan her bireyde karmaşık duygular yaratan Berlin Duvarı, Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya’ya kaçmalarını engellemek için 1961 yılında inşa edilmeye başlandı. “Utanç duvarı” olarak anılmasının çok daha yerinde bir karar olduğu Berliner Mauer, neredeyse dün diye tabir edilebilecek 1989 yılındaki yıkılış tarihine kadar orada kalmayı başardı ve birçok hüzünlü hikayenin de kaynağı oldu. Aslında basit bir tel örgü çekilmesiyle başlayan süreç, bu tel örgülerin duvara çevrilmesi, ardından duvarın doğu tarafından batıya kaçmaya çalışan kişilerin daha kolay görülebilmesi için beyaza boyanması ve gözlem kulelerinin çoğaltılmasıyla daha da sıkı bir hale geldi. Süreç boyunca yaklaşık 5000 kişi bunca önleme rağmen duvarın diğer tarafına tüneller kazarak, bavulların içine girerek ya da bagajların içine saklanarak geçmeyi başarsa da, 200’ün üzerinde insan da geçmeye çalışırken hayatını kaybetti.

Gezginlere yararlı bilgi: Günümüzde duvarın 1,3 km’lik bir bölümü

“East Side Gallery” adı altında, üzerinde çeşitli sanatçıların çalışmalarının bulunduğu bir alan olarak ziyaret edilebiliyor, kesinlikle kaçırmayın!


Gezmeyenlere de yararlı bilgi: İlgisini çekenler için şurada konuyla ilgili kaçış hikayelerini de kapsayan bir belgesel var. Bizim anlatamadıklarımızın daha detaylı bir versiyonu diyelim. İyi seyirler efenim.


6. Kopenhag – Küçük Deniz Kızı Heykeli

kopenhag deniz kızı heykeli Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleriİşte Manneken Pis ile kapışacak bir diğer “bu muymuş yani” sembolü daha. En azından adında “küçük” olduğunu söyleyerek hayal kırıklığı derecemizi biraz daha aza indirgiyorlar, onun için kendilerine bir teşekkürü borç biliriz. Tabi ki küçük olan her şeyi beğenmiyor değiliz (hayır manidar espri yapmıyoruz), ancak bunlar da bu kadar ikonik hale gelmek için biraz komik kalıyor sanki. Yine de Manneken Pis’e göre çok daha estetik bir heykel olduğunu kabul etmek gerekiyor, orası ayrı.

Küçük deniz kızı heykelinin hikayesine gelecek olursak: Carl Jacobsen, Kopenhag’da bulunan Royal Danish Theatre’da bir bale gösterisi izliyor ve gösteriden çok etkileniyor. Söz konusu heykelin yapılması için bir girişimde bulunmaya karar veriyor ve balerin Ellen Price’tan bu heykel için modellik yapmasını rica ediyor. Ellen Price sanat için soyunmayı kabul edecek, sizin bildiğiniz kızlardan olmadığı için bu öneriyi kabul etmeyince, Ellen Price’tan esinlenilmesine rağmen nü model olarak heykeltıraş Edvard Eriksen’ın eşi model alınıyor. Sonradan ortaya türlü efsane çıkar ve bunlardan en yaygını küçük denizkızının karada yaşamakta olan bir prense aşık olduğu ve bu sebeple ona en yakın olabileceği noktada oturduğu söylenir durur.

Sizi küçük sürprizlerle şaşırtalım: Heykel üzerinde bulunduğu kayaya yerleştirildiği günden beri defalarca saldırıya uğramış. Kafası kesilmiş, kolu koparılmış hatta protesto amaçlı üzerine çarşaf bile örtülmüş. İnsanları anlamak zor tabi.

londra big ben Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri7. Londra – Big Ben Saat Kulesi

Daha Londra’nın L’sini söylediğimizde gözünüzde canlanan görüntünün içinde Big Ben’in olduğuna adımız gibi eminiz. O zaman bu ikonik simgeden de bahsetmeden geçmek olmazdı diyerek konuya girelim.

Bu noktada önce yanlış bilinen bir gerçeği düzeltmeyi görev biliriz! Çoğumuz Big Ben’i saat kulesinin adı olarak bilsek de, aslında Big Ben kulenin büyük çanına verilen isim, fakat zaman içinde halk arasında komple kule için kullanılan bir isme dönüşmüş. Kulenin orijinal adı Elizabeth Tower. (Zaten bıraksak İngiltere’deki her şeyin adını Elizabeth koyacaklar) Westminster Sarayı 1830’lu yıllarda çıkan bir yangın sonucu zarar gördüğünde, hatta neredeyse yerle bir olduğunda, yeni binaya daha ihtişamlı ve ilgi çekici olması amacıyla bir saat kulesi eklenmesinin daha iyi olacağını düşünmüşler. Muhtemelen bu kadar da ilgi çekeceğini düşünmemişlerdi tabi.

Çılgın bir bilgi daha: Londra’nın en ünlü saati olmak kolay değil. Bu yüzden her sene saatle ilgili ayarlamaların yapıldığı dönemde oldukça ciddi bir sürece girildiği gibi, sarayın içinde bulunan tam 2000 adet saat de teker teker Big Ben’e göre ayarlanıyor.

Basın gidin dedirtecek bilgi: Big Ben Saat Kulesi’nin dışından 58 tane fotoğraf çekebilirsiniz, ancak İngiliz vatandaşı değilseniz içini gezdirmiyorlarmış. YOK YA.

sidney opera binası Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri8. Sidney – Opera Binası

Biz AKM neden kapandı, neden açılamadı aşamalarını henüz (!) atlatamamışken, yılda yaklaşın 3000 etkinliğe ev sahipliği yaparak aklımızı alan Sidney Opera Binası, aslında öyle çok da çılgın bir hikayeye sahip değil. Dünyaca ünlü binanın mimarı Jorn Utzon, bu projenin mimari olarak seçilmeden önce 3 juri tarafından geri çevrilmesine rağmen, 4. jurinin kararı ile 232 diğer yarışmacı arasından sıyrılmayı başarmış ve muhtemelen hayatının en önemli projesine imza atmış. (Eminiz bu işi yalnızca 5000 Pound’a yaptığına pişman olmuştur.) Normalde 4,1 milyon pound’a inşa edilmesi planlanırken proje sonunda toplam bütçe yaklaşık 60 milyon pound’u bulunca işler Jorn Bey için biraz karışsa da, yapının Unesco Dünya Mirası listesine de dahil olması ve yılda ortalama 2 milyon kişinin etkinliklere seyirci olarak katılması ile, herkesin gönlünü almayı başarmıştır diye tahmin ediyoruz.

Kıskançlıktan öldüren bilgi: Queen, tam 4 kez Sidney Opera Binası’nda sahne almış. Sidney’i göremediğimize mi yanalım, Queen’i kaçırdığımıza mı üzülelim biz de şaşırdık.

Dünyadaki kaynakları kimin tükettiğini bulduk: Binanın tam 1000 odası var ve yılda 15.000 ampul değiştiriliyor.

Ben abartıp orada yaşamaya hallendim diyenlere yerlisiyle, daha doğrusu Türkiye’den Sidney’e göç etmiş bir Türk ile yapılmış bir röportajımız da var.

PIZA Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri9. Pisa – Pisa Kulesi

Halini görünce insanı bir gülme tutan, turistlerin saçma sapan ittirmeli pozlarına maruz kalmaktan neye yaradığını bile kimsenin bilmediği Pisa Kulesi’nin hikayesi de tahmin ettiğiniz üzere biraz gülünç. Normalde tabi ki dik olması hedeflenerek 1173 yılında inşa edilmeye başlanan kule, 3. katı inşa edilirken, esrarengiz bir şekilde eğilmeye başlamış çünkü kulenin üzerine inşa edilmekte olduğu toprağın bu yapının ayakta kalabilmesi için elverişsiz olduğu ortaya çıkmış. Fakat bu onları durdurmak için yeterince geçerli bir sebep olmamış. Savaş nedeniyle bir süre ara verildikten sonra (yaklaşık 100 yıl kadar) inşaata tekrar başlamışlar. Ancak toparlamaya çalıştıkça işler iyice saçma bir hal almış ve kule günümüzdeki “yamuk” görüntüsüne kavuşmuş. Aslına bakarsanız normalde pek de ilgi çekmeyecek bir şehrin günümüzde ciddi bir turist popülasyonunu kendine çekiyor olmasının ana sebebi olduğu için, bilinçli bir şekilde yapmamış olsalar da, birçok açıdan mimarlarını tebrik etmek gerekiyor.

Battıkça batıyorlar: Zemin nedeniyle Pisa Kulesi’nin eğilip bükülmesi bir yana, yanındaki katedral ve vaftizhane de yavaş yavaş batmaya başlamış. Bakalım bundan yüzyıllar sonra ne olacak?

Güvenli mi? Pisa Kulesi 90’lı yıllarda bir süre tadilat için kapatılmış ve sağlamlaştırılmış. Dolayısıyla içine girmenin güvenli olduğu söyleniyor. Ancak biz yine de sorumluluk kabul etmiyoruz. Sonra OitheBlog girin dedi girdik, yazıklar olsun size demeyin.

tac mahal Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri10. Agra/Hindistan – Tac Mahal

Hindistan’ın en ünlü yapısı Tac Mahal’ın hikayesini seveceksiniz, çünkü oldukça masalsı bir havası var. O dönemki imparatorluğun hükümdarı olan Şah Cihan, üçüncü ama en sevdiği karısı (ne kadar ince bir adam) olan Mümtaz Mahal’ı 14. çocuklarını doğurduktan sonra kaybeder. Karısını kaybedince uzun süre yas tutan Şah Cihan, sonunda onun adına heybetli bir anıt yaptırmaya ve anısını sonsuza kadar yaşatmaya karar verir. İnşasına 1632 yılında başlanan Tac Mahal’ın yapılması yaklaşık 20 yıl sürer, yapımında 20.000’e yakın işçi çalışır ve binayı oluşturan taşların taşınabilmesi için binlerce fil kullanılır. İşin kötüsü bu hüzünlü hikaye, burada kalmıyor, çünkü Şah Cihan, bir süre sonra hastalanıyor, yerine geçmek isteyen oğlu ise bu durumdan yararlanarak babasını hapse attırıyor. Ölene dek hapiste kalan Şah Cihan’ın hapis tutulduğu yerden dışarı bakınca ise karısı için yaptırdığı Tac Mahal görünüyor. Hikayeden çıkarılacak sonuç: 3 kadın ile evlenmeyin.

Çevreci bilgi: Günümüzde, yılda 3 milyona yakın kişi tarafından ziyaret edilen Tac Mahal’in dışı beyaz mermerden yapıldığı için civarındaki fabrikaların yarattığı hava kirliliği binanın olumsuz yönde etkilenmesine neden olunca, konuyla ilgili birçok kampanya başlatılılır ve binayı koruma amacıyla birçok fabrika kapatılır.

İster inan ister inanma bilgisi: Rivayete göre Şah Cihan, Tac Mahal’in tam karşısına, aynı yapının siyah mermer ile yapılmış bir versiyonunu inşa ettirmek istemiş, ancak oğlu ile olan çekişmesi bu yapının var olmasının önüne geçmiş.

st basils katedrali Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri11. Moskova – Aziz Vasil Katedrali 

Çoğumuzun Kremlin Sarayı ile karıştırdığı, soğana benzeyen renkli kubbeleriyle ünlü, rengarenk ve bir kilise için gereksiz tatlılıktaki Aziz Vasil Katedrali, özelden genele doğru gidecek olursak Kızıl Meydan’ın, Moskova’nın hatta komple Rusya’nın en ünlü yapısı. Zaten güzelliği ve ihtişamı karşısında bu kadar ünlü bir hale gelmemesi son derece anormal bir durum olurdu.

Daha uluslararası adıyla Saint Basil’s Cathedral, dengesiz kişiliği ile nam salmış “Korkunç İvan” tarafından Rusya’nın kazandığı zaferleri kutlama amaçlı yaptırılıyor. Hansel ve Gretel’den fırlamış görünümlü katedralin en ilgi çekici tarafı olan 8 kubbesinin her biri de, savaşlarda kazanılan 8 ayrı zaferi temsil ediyor. İlk yapıldığı dönemlerde som altından olan kubbeler, 1670 yılında farklı renklere boyanıyor, 1860 yılında bu renkler daha da karmaşık bir hale getiriliyor ve bugünkü görüntülerini alıyorlar. Şu an bir müze olarak hizmet veriyor ve Kremlin Sarayı’nın hemen yanında ziyaret etmeniz için sizi bekliyor. (Size o Rusya biletini baktırtacağız)

Klişeye boğuyoruz: Katedralin İtalyan mimarı Barma’nın benzer güzellikte bir yapıyı başka bir noktaya daha yapamaması için Korkunç İvan tarafından gözlerinin oydurulduğu gibi bir efsane var. Ancak bu efsane dünyanın her ülkesindeki her güzel yapının mimarı için söylenip durduğuna göre, galiba o aralar akım haline gelmiş bir efsane biçimi-imiş.

çin seddi Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri12. Çin Seddi

6000 küsür km uzunluğu ile var olan en ilginç ve en ünlü savunma duvarlarından biri olan Çin Seddi aynı zamanda tahmin edebileceğiniz üzere dünyanın en uzun savunma duvarı olma özelliğini de taşıyor. Bilinenin aksine, tarihçilere göre Çin Seddi’ni tek bir duvar olarak değil, 2000 yıl boyunca sistematik olarak yapılmış ve birleştirilmiş birçok duvar olarak değerlendirmek gerekiyor. Peki nasıl oldu da iş bu noktaya geldi diyecek olursanız, aslında olay M.Ö. 8. yüzyılda Çin’de bulunan 7 krallığın arasında geçen savaşa kadar dayanıyor. Savaş süresinde krallıklar kendilerini korumak adına topraklarının etrafını duvarlar ile çevirmeye başlıyorlar. Fakat tüm bu savaş sürecinin sonucunda Qin Krallığı tüm diğer krallıklara karşı zafer kazanmayı başararak Çin İmparatorluğu’nu kurunca ülkenin başındaki Qin Shi Huang, sınırları genişlemiş olan imparatorluğun kuzey bölümüne de bir duvar örülmesi emrini veriyor ve süreç bu şekilde başlıyor. Genel olarak bakıldığında duvarın örülmesinde tüm bu yılları kapsayan süreçte 1.000.000’a yakın işçi çalıştığı ve 300.000’e yakın işçinin de inşa sırasında hayatını kaybettiği söyleniyor. Bunca çaba başarılı oluyor mu diye soracak olursanız, hayır, özellikle Moğolları ülke sınırlarından uzak tutmakta oldukça güçlük çekiliyor. Özellikle Cengiz Han gibi bir adam devreye girince, bu sefer Çin İmparatorluğu, kuzey duvarını daha da güçlendirme kararı alıyor ve uzadıkça uzuyor. Günümüzde en iyi korunabilmiş ve en çok ziyaret edilen kısmı ise Ming Hanedanlığı’ndan kalan bölüm.

Ürkütücü bilgi: Çin Seddi’nin yapımında kullanılan harçta insan kemikleri kullanıldığı gibi manyakça bir söylenti olsa da, bu aslında yapım aşaması sırasında hayatını kaybetmiş olan işçilerin duvar yakınına gömülmüş olmasının abartılmış halidir.

Bir yanlışı düzeltelim: Hayır, Çin Seddi Ay’dan bakınca görünmüyor, bu mümkün değil. (Evet biz de inanmak istiyorduk)


13. Los Angeles – Hollywood Yazısı

Meşhur Hollywood Sign bu günlerini görmeden önce, 1900’lerin başlarında, çiftçilerin, kovboyların ve yerel halkın yaşadığı “buralar eskiden dutluktu” muhabbetinin kolaylıkla çevrilebileceği türden bir yerdi. Fakat zamanla bölgenin olumlu hava şartları ve çekim yapmaya/stüdyo kurmaya elverişli alanlara sahip olması nedeniyle yavaş yavaş stüdyoların dikkatini çekmeye başladı ve 20’li yıllardan itibaren bu işlerin merkezi haline geldi. Kasaba görünümündeki kentin yerini ışıklı tabelalar ve ihtişamlı binalar aldıkça, insanların buraya olan ilgisi de pek tabi tavan yaptı. Bu gelişim sürecinde bölgeye yatırım yapan emlak zenginlerinden birisi, “Hollywoodland” adlı gayrimenkul projesi için bir billboard, yani tabela yaptırmaya karar verir. Akabinde Büyük Buhran ve savaş gibi ciddi süreçler araya girince, söz konusu firma batar ve Hollywood Land tabelası da kaderine terk edilir. Yine de tabelanın yıllardır orada var olması, onun ikonik bir hale gelmesini sağlamayı başarmıştır ve onu yaptıran firma ile özdeşleştirilmeden, şehrin bir simgesi haline dönüşür. Aslında yer yer bu ikonu pek sallamadıkları ve çürümeye bıraktıkları bile olmuş ancak eksik olmasın Playboy’un kurucusu Hugh Hefner gibi kişilerin desteğiyle yenilenmiş. Canım benim demek tek derdi popo değil adamın.

Eğlenceli olmayan bilgi: 1932 yılında Peg Entwistle adlı Broadway oyuncusu, şansını denemek için Los Angeles’a taşınmış ve burada oyunculuk yapmaya başlamış ancak bir türlü istediği başarıyı yakalayamayınca aynı yıl Hollywood tabelasının “H” harfinin üzerine çıkarak kendini aşağı bırakmış ve hayatını kaybetmiş.

Eğlenceli olan bilgi: Tabelanın adeta çürümeye bırakıldığı önemsiz dönemlerinde, Hollywood yazısı bazı şakacı arkadaşlar tarafından “Hollyweed” olarak değiştirilerek, Los Angeles’ta esrarın legal hale getirilmesi için küçük bir çaba gösterilmiş.


statue of jesus in rio de janeiro Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri14. Rio de Janeiro – Kurtarıcı İsa Heykeli 

Orijinal adıyla Cristo Redentor, Rio’ya ayak basan her insanın mutlaka peşine düştüğü, dünyanın en ünlü heykellerinden ve dini sembollerinden biri. Oldukça ihtişamlı ve heybetli bir heykel olduğu için aslına bakarsanız çoğumuz tarafından dini bir sembol olarak değerlendirilmekten çok görsel ve sanatsal değeri nedeniyle ilgi çekiyor. Corcovado Dağı üzerinde yükselen heykelin inşasına tam olarak 1922 yılında konuyla ilgili bir yarışmanın yapılmasının ardından başlanmış ancak işin fikir babası 1850’li yıllarda bu işi kafaya koymuş olan Fransız bir rahip olarak biliniyor. Yarışmayı kazanan Heitor Da Silva Costa’nın önderliğinde 9-10 yıla yakın sürede tamamlanan ve kaidesiyle birlikte 38 metre uzunluğuna erişen heykelin kollarını açmış bir şekilde tasvir edilmesi ise barışı ve İsa’nın herkesi kucakladığını temsil etmek amacı ile yapılmış.

Güldürdü: 2010 yılında kimliği belirsiz bir kişi İsa heykelinin üzerine sprey boyayla bir şeyler karaladığı için ülke çapında aranmaya başladığı gibi, olay belediye başkanının televizyonda çıkıp “Onu bulacağız!” açıklamaları yapacağı kadar da büyümüş. Onlar kızmış ama, biz güldük.

Korkuttu: Kurtarıcı İsa Heykeli’ne, daha önce birkaç kez yıldırım düşmüş. Bunlardan en yakın zamanda gerçekleşeni İsa’nın 2 parmağının kopmasına neden olmuş. Buradan kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

keops piramidi ve sfenks Dünyanın En Ünlü Şehir Simgeleri ve Hikayeleri15. Gize/Mısır – Keops Piramidi

Size piramitlerin tarihi çok da başarılı anlatamayabiliriz, kimsenin sırrını çözemediği şeyi bizim çözmüş olmamızı bekleyeceğinizi de sanmıyoruz. Ancak şu güne dek çözülebilen ve bilinen kısımlarını şöyle bir özet geçmeyi deneyeceğiz.

Mısır’ın Gize kentinde bulunan üç büyük piramidin en eskisi ve en büyüğü olan Keops Piramidi aslında Kral Khufu için bir anıt mezar olarak inşa edilmiş. Günümüzde 152 metre yüksekliğinde olmasına rağmen 9 metre kadarını erozyon nedeniyle kaybettiği söyleniyor. 4000 yıl kadar dünyanın en yüksek yapısı olma özelliğini taşıyan ve 2,3 milyon kireç taşındanan oluşan piramidin yapımı M.Ö 2540 civarında başlamış ve tahminlere göre 23 yıl kadar sürmüş. Taşların nasıl taşındığı, nasıl yerleştirildiği ve genel olarak bu yapının nasıl oluşturulduğu konusunda birçok hipotez olsa da, henüz gizemini koruyor.

Ağızları açık bırakan bilgi: Keops Piramidi’nin taşları kullanılarak, neredeyse 30 tane Empire State binası inşa edilebiliyor. Sırf bu sebepten bile “bu adamlar bu işi o dönemde nasıl başarmış yahu?” sorusunu 80 kez sorasımız geliyor.



Paris Gezilecek Yerler


Paris Gezilecek ve Görülecek Yerler

Paris Gezilecek Yerler ve Görülecek Yerler yazımızda, Paris Hakkında Bilgi ve Paris Gezi Rehberini bulabilirsiniz.

Fransa’nın başkenti Paris aynı zamanda romantizmin ve modanın da başkenti sayılıyor. Şehir yılın her mevsimi ziyaretçilerine farklı güzellikler sunuyor. Dünya’nın en gözalıcı ve etkileyici şehirlerinden Paris'i yılda ortalama 30 milyon turist ziyaret ediyor.

Paris Gezi Rehberi

Seine Nehri tarafından ikiye bölünen Paris’te görmeden dönmeyin denilebilecek bir çok yer bulunuyor. Eiffel Kulesi, Notre Dame Katedrali, Champs-Élysées caddesi, Concorde Meydanı, Montmartre Tepesi ve Louvre Müzesi yapılacak bir Paris gezisinin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Paris’te gezmek için en uygun yol Metroyu kullanmak ama şehir içi otobüslerini de tercih edebilirsiniz.

1) Paris Seine Nehri

Paris Gezilecek Yerler yazımızın ilk sırasında şehri Kuzey ve Güney olarak ikiye ayıran Seine Nehrinde yapılacak bir tekne turu yer alıyor. Seine Nehri'nin çevresi, Dünya Mirası listesinde bulunuyor. Tekne turunda Eiffel Kulesini, Notre Dame Katedralini, Louvre Müzesini ve Seine Nehrini süsleyen zarif köprüleri görüp, fotoğraflamak mümkün.

Tekne turunuzu yemekli ve akşam saatlerinde de tercih edebilirsiniz ve böylece ışıklar içersinde Paris manzarasını seyredebilirsiniz.


Paris Gezi RehberiParis Eyfel Kulesi ManzarasıParis Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

 

2) Notre Dame Cathedral / Notre Dame Katedrali:

Paris Görülecek Yerler arasında bulunan Notre Dame Catedrali'nde eskiden Kral ve Kraliçelerin taç giyme törenleri yapılırmış. Seine Nehri’nin kıyısında bulunan yapı, bütün Dünya’ya yayılan şöhretinin büyük bir kısmını Victor Hugo’nun “Notre Dame’ın Kamburu” romanına borçlu.

Süslü ve ihtişamlı görüntüsüyle dikkat çeken Notre Dame Katedrali 1163 – 1345 yılları arasında inşa edilmiş. Özelikle iki yanında bulunan kuleler oldukça gösterişli bir mimariye sahip.

Metro:

Durak de Ville – Ligne 1 & Ligne 11 Rue de Renard and Rue de Rivoli

Durak: Cite – Ligne 4 - Boulevard du Palais

Durak: Saint Paul – Ligne 1 - Rue de Rivoli

Durak: Pont Marie – Ligne 7 - Quai de l'Hotel de Ville

Durak: Sully Morland - Ligne 7 - Boulevard de Henri IV & Quai des Celestins

Otobüs:

Hatlar: 70, 72 and 74, Durak: Hôtel de Ville,


Paris Gezi RehberiParis Notre Dame

 

3) Ile de la Cite ve Ile Saint Louis

Paris Gezilecek Yerler arasında üçüncü sırada bulunan Ile de la Cite ve Ile Saint Louis Seine Nehri üzerinde bulunan adalardır. Ile de la Cite üzerinde Notre Dame Katedrali bulunur. Seine Nehri üzerinde tekne turu ile gezerken görebilirsiniz veya bu adaları ziyaret edebilirsiniz.


Paris Gezilecek NoktalarParis Gezilecek Noktalar

4) Charles de Gaulle Meydanı & Zafer Takı

Paris Gezilecek Yerler yazımızın dördüncü sırasında bulunan Charles de Gaulle Meydanı ve Zafer Takı aralarında Champs-Elysees’in de bulunduğu 12 caddenin kesiştiği noktada bulunuyor.

Charles de Gaulle meydanı’nın ortasında bulunan Arc de triomphe de l'Étoile (Zafer Takı), Napolyon (Napoleon) tarafından yaptırılmış. Üzerine Napolyon’un kazandığı zaferler ve genarellerinin isimleri yazılan bu anıt, 50 m yüksekliğinde. Anıtın üzerine çıkarak Paris’in en ünlü caddelerinin manzarasını seyretmek mümkün.

Metro:

İstasyon : George V


Paris Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

 

5) Avenue des Champs-Élysées (Şanzelize Caddesi)

Charles de Gaulle anıtı ile Concorde Meydanı arasında 2 km boyunca uzanan Champs-Elysees, Paris’in ve bütün Dünya’nın en güzel ve şık caddeleri arasında yer alıyor. Caddenin iki kenarında bulunan ağaçlar buraya her mevsim ayrı bir güzellik katıyor. Gece ışıklandırmaları ile de dikkat çeken caddede bulunan şık restaurant ve kafelerde oturup kahvenizi yudumlarken, etrafı seyretmek oldukça keyifli olacaktır. Sinemalar, gece kulüpleri ve en pahalı markaların mağazalarının da bulunduğu caddede gece ve gündüz hayat bütün hızıyla devam ediyor.

Metro:


Paris Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

 

6) Place de la Concorde (Concorde Meydanı)

Paris Gezilecek Yerleri arasında altıncı sırasında Paris’in en önemli ve büyük meydanlarından biri olan Concorde Meydanı bulunuyor. Meydan, Fransız Devrimi sırasında 16. Lui ve Kraliçe Maria Antuannette’in de aralarında bulunduğu 1119 kişinin burada giyotinle idam edilmesiyle ünlü. Ortasında bulunan 23 m yüksekliğindeki 3200 yıllık dikilitaş, Mısır Valisi Muhammed Ali tarafından hediye edilmiş ve Ramses’in Luxor tapınağından buraya getirilmiş

Paris Gezi RehberiParis Concorde Meydanı

 

7) Musée du Louvre, Palais Royal (Louvre Müzesi)

Dünya’nın en büyük ve en önemli müzelerinden biri olan Louvre Müzesi, Seine nehrinin kenarında bulunuyor. Yılda yaklaşık 8 milyon kişi bu müzeyi geziyor. Aralarında Osmanlı eserlerinin de bulunduğu, Mısır, Uzakdoğu, Yunan ve Avrupa sanat tarihine ait yaklaşık 35.000 esere ev sahipliği yapan bu müzeyi gezmek için, yarım güne ihtiyacınız olabilir. Ünlü tablo Mona Lisa da bu müzenin eserleri arasında yer alıyor.

Burası, 14. Louis Versailles sarayını yaptırana kadar Kraliyet ailesinin sarayı olarak kullanılıyormuş. Fransız Devrimcileri tarafından 1793 yılında halka açık bir müzeye dönüştürülmüş. Müzenin girişinde bulunan modern cam piramit ise Louvre Sarayı’nın tarihi görüntüsüyle tezat oluşturan mimarisiyle oldukça dikkat çekiyor.

Metro:

Durak: Palais Royal - Musée du Louvre, M1, M7


Paris Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

8) Paris Opera Binası (Opéra-Garnier)

Paris Gezilecek Yerler arasında yedinci sıarda bulunan Paris Opera binası Mimar Charles Garnier tarafından tasarlanmış ve Neobarok stilinde 1875 yılında inşa edilmiş. Bina Paris’te görülmeye değer görkemli eserlerden bir tanesi.


Paris Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

9) Paris Montmartre Tepesi

Montmartre Tepesi, sanatçılar tepesi olarak da biliniyor. Bölgedeki sokaklarda bulunan ressamlara portrenizi yaptırabilirsiniz veya sergiledikleri eserleri seyredebilirsiniz. Şansınız varsa sokak müzisyenlerinin performansına denk gelip bir konser dinleyebilirsiniz. Bu bölge Picasso, Monet, Salvador Dali gibi bir çok sanatçıya ev sahipliği yapmış olmasıyla da ünlü ve muhteşem Paris manzarasını yukarıdan seyredip, fotoğraflayabileceğiniz bir konuma sahip.

Metro:

Anvers , M2 & Abbesses , M12

Bu istasyonlarda indikten sonra Montmartre Tepesine yürüyebilirsiniz veya Finiküler’i kullanarak tepeye ulaşabilirsiniz.

Blanche, M2

Bu istasyonda inerseniz, ünlü Moulin Rouge Kabaresi’nin yapıldığı mekanı görebilirsiniz.


Paris Gezi RehberiParis Montmartre Tepesi-Sacra Couer

 

10) Sacre Coeur Bazilikası

Montmartre Tepesi üzerine kurulmuş olan beyaz kilise Sacre Coeur’un yapımına Mimar Paul Abadie tarafından başlanmış. 1914 yılında tamamlanan ve 1. Dünya savaşından sonra ziyarete açılan Bazilika yılda yaklaşık 10 milyon turist tarafından ziyaret ediliyor.

Metro:

Anvers , M2 & Abbesses , M12

Bu istasyonlarda indikten sonra Montmartre Tepesine yürüyebilirsiniz veya Finiküler’i kullanarak tepeye ulaşabilirsiniz.

Blanche, M2

Bu istasyonda inerseniz, ünlü Moulin Rouge Kabaresi’nin yapıldığı mekanı görebilirsiniz


Paris Görülecek YerlerParis Görülecek Yerler

11) Eiffel Kulesi (Eyfel Kulesi)

Paris’in sembolü Eiffel Kulesi, Gustave Eiffel tarafından Fransız Devrimi’nin 100. Yıl kutlamaları nedeniyle düzenlenen Fuarın giriş kapısı olarak inşa edilmiş. Yapıldığı yıllarda Fransızlar tarafından sevilmeyen ve şehrin manzarasını bozduğu gerekçesiyle, yıkılması için kampanyalar başlatılan kule, bugün şehrin sembolü ve turistlerin en sevdiği yapı olmuş durumda. Gündüz ve gece ayrı güzellikte manzaralar sunan kulede 57m, 115m ve 276m’lerde 3 adet seyir terası bulunuyor.

Paris manzarasını yukarıdan görmek ve fotoğraflamak isterseniz, kuledeki seyir teraslarından birine çıkmanızı tavsiye ederiz. Aşağıda Seine Nehri’in iki kenarında bulunan parklar, saraylar ve geniş yollar size muhteşem bir manzara sunacaktır.

Eiffel Kulesi sayılarla:

Açılış yılı : 1889

Yapımında 10100 ton demir kullanılmış ve 18.038 adet demir parça 2.500.000 adet perçinle birleştirilmiştir.

Yapımı 26 ay süren kulede 3000 işçi çalışmıştır.

Yüksekliği : 300m, üzerindeki antenle birlikte 324m.

Not: ABD’nin New York şehrinin simgesi Özgürlük Anıtı da Gustav Eiffel’in eserleri arasında bulunuyor. Paris’te bulunan Luxemburg Bahçelerinde anıtın daha küçük bir kopyası görülebilir.

Paris Hakkında BilgiParis Eyfel Kulesi

 

12) Musée d’Orsay (Orsay Müzesi)

Paris Gezilecek Yerleri arasında bulunan Musee d'Orsay daha önce Tren Garı olarak kullanılmış. Uzun dizayn edilen trenler için uygun olmayınca 1986 yılında müzeye çevrilmiş. Her yıl 2 milyon turistin ziyaret ettiği Musee d’Orsay sanata meraklı turistlerin mutlaka uğrayıp görmesi gereken yerlerin arasında yer alıyor.

Burada Monet, Renoir, Manet gibi önemli isimlerin, eserleri sergileniyor.


13) Jardins du Luxemburg (Lüksemburg Bahçesi)

ABD’nin ünlü Özgürlük Anıtı’nın bir kopyasını da içersinde barındıran Lüxemburg Bahçeleri, Paris’in en görülesi yeşil alanlarından bir tanesi. Paris gezinize keyifli bir mola vermek isterseniz, rengarenk çiçekler, güzel heykeller, yemyeşil ağaçlar, ortasında bulunan göl ve fıskiyelerle süslü bu bahçede vakit geçirmenizi tavsiye ederiz. Bahçede bulunan ve günümüzde Fransız Senatosu olarak kullanılan bina, 17. yüzyılda Lüksemburg Sarayı olarak inşa edilmiş.


Paris Gezilecek NoktalarParis Gezilecek Noktalar

14) La Defense

Paris’in tarihi eski şehir bölgelerini gezdikten sonra vaktiniz kalırsa, şehrin modern yüzünü görmek için La Defense’e gidebilirsiniz. Burada Charles de Gaulle (l’Étoile) anıtının modern bir benzeri sizi karşılayacak. Grande Arche, Fransız Devrimi’nin 200. Yılı kutlamaları için Danimarkalı mimar Johann Otto von Spreckelsen tarafından tasarlanmış ve 1989 yılında tamamlanmış. Devlet dairesi olarak kullanılan bina, Charles de Gaulle anıtıyla aynı hizada bulunuyor. Bu bölge eski şehire göre yüksek irtifada olduğundan, buradan şehir manzarasını seyrederek ve fotoğraflamak mümkün.


Metro:

Durak: La Defense , RER A, M1

Paris Gezilecek YerlerParis La Defense

 

15) Château de Versailles (Versay Sarayı)

Paris Gezilecek Yerler listesinde bulunan Versailles Sarayı 14. Louis tarafında 1668 yılında yaptırılmış. Bugün Avrupa’nın en büyük sarayı olarak kabul ediliyor. Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan saray Paris’in yaklaşık 25 km dışında bulunuyor.

1300 odası bulunan sarayda hiç tuvalet bulunmuyor.

En önemli odası 400 ayna ile kaplı ve 75 m uzunluğundaki Aynalı Galeri. Sarayın süslü ve ihtişamlı iç bölümlerini gezdikten sonra bahçesine mutlaka vakit ayırın.

İnanılmaz büyüklükte olan bu bahçede kralların tekne turu yapabilmesi için yapay bir göl bulunuyor.

Bahçenin tamamını gezmek için yürümekte zorlanırsanız, golf arabası kiralamak veya gezi trenine binmek mümkün.

Sanal ziyaret için : 

Bir not: Oldukça büyük olan sarayı gezmek için yaklaşık yarım gününüzü gözden çıkarmalısınız.

Tren:

Durak: Versailles-Chateau-Rive-Gauche

Paris Gezilecek YerlerParis Versailles Sarayı

 

16) Disneyland Paris

Çocuklu aileler tarafından mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında yer alan Disneyland’de yapabileceğiniz bir çok aktivite bulunuyor.

Mickey Mouse, Pluto, Donald Duck gibi Disney karakterlerinin geçit törenini izleyebilirsiniz.

Korku tünellerinde heyecanlı bir geziye katılmak veya animasyon gösterilerini izlemek de yapılabilecek aktiviteler arasında yer alıyor.

Disneylan Paris’in içersinde ayrıca alışveriş yapabileceğiniz mağazalar, sinema salonları ve her zevke hitap eden restaurantlar da bulunuyor.

Adres: 77777 Marne La Vallée, Fransa ‎

Tren: Marne-la-Vallée – Chessy , RER A


Paris Gezilecek YerlerParis Gezilecek Yerler

17) Moulin Rouge & Lido Showları

Paris Gezilecek Yerler ve Görülecek Yerleri listenize Paris gece showlarını da eklemeyi ihmal etmeyin. Yemekli olarak yapılan gösterilere gitmeden önce rezervasyon yaptırmak gerekiyor.


Paris Gezilecek Yerler ve Görülecek Yerler, Paris Hakkında Bilgi ve Paris Gezi Rehberi yazımızı beğendiyseniz bunlar da ilginizi çekebilir.



MUĞLA KARPUZ KANYONU



 MUĞLA KARPUZ KANYONU

Kapuz, Muğla ilinin Ula ilçesi sınırları
içerisinde bir kanyonun yöresel adıdır.

Kırk Urgan olarak da isimlendirilir.

Rivayete göre kırk urgan birbirine bağlanmış ancak kanyonun dibine ulaşmamıştır.




Yedi Delik Mağarası
, Muğla’nın Ula ilçesinde bir mağara.
Ula’nın doğusunda, Alicin Dağı’nın yükseldiği yerdedir. Karyalılar’a ait olduğu bilinen bu mağaralarda 14 tane mezar bulunmaktadır. 



 

 

Yerküpe Mağarası, Muğla ilinin Yatağan
ilçesi sınırlarındaki Yerküpe Yaylası’nda yer alan geçit konumlu yarı aktif bir mağaradır. Genç bir mağara olan Yerküpe Mağarası, 100 m. uzunlukta tek bir galeriden oluşur.

 MUĞLA YERKÜPE MAĞARASIGenişliği 3-10 m. yüksekliği ise 2-8 m.dir. Mağaranın giriş ve çıkış bacaları arasında 17 m.lik bir yükseklik farkı vardır 

001351981 150x150 MUĞLA MÜZELER

Muğla Müzesi (Merkez)

Muğla il merkezinde, Adliye binasının arkasında, Eski Cezaevi binasında bulunan Muğla Müzesi 1992 yılı sonlarında Özlüce Köyü Kaklıca Tepede yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan hayvan ve bitki fosillerinin sergilenmeye başlaması ile birlikte 1994 yılında ziyarete açılmıştır. 

Ulu Cami (Merkez)

Muğla il merkezinde, elektrik fabrikasının karşısında bulunan Ulu Cami’yi, kitabesinden öğrenildiğine göre, Menteşeoğullarından İbrahim Bey 1344 yılında yaptırmıştır.

Kitabe:

“Bismillâhirrahmanirrahim Benel emir’ul kebir’ül ecellü İbrahim Bey İbn Orhan kemâ kalen nebüyyü Aleyhisselâm. Men benâ mesciden Lillâhi ben Allahû lehu beyten fil cenneti. Senet’i hamsin ve erbâun ve seb’a mie.” 






Sivas Sıcak Çermik



Sivas’ın en önemli termik kaplıcalarından biriside sıcak çermiktir. Yüzlerce şifası ve çoğu hastalığa iyi gelen sıcak suyu ile ülke içi ve dışından binlerce müşteri gelmektedir. Sivas sıcak çermik kompleksleri de gelişmiş durumdadır. Yapılan sefa oteli 4 yıldız alarak güzel bir konaklama yeri niteliği kazandı.

sivas sıcak çermik 300x200 Sivas Sıcak Çermik

sivas sıcak çermik


Sivas Sıcak Çermik Kaplıcalarının Konumu: Sivas Ankara karayolu üzerinde bulunan kaplıca alanı Sivas İli Yıldızeli İlçesi Kalın Beldesi sınırları içinde yer almaktadır. gönderildi.

MUĞLA MARMARİS


hakkinda 01 MUĞLA MARMARİSBatıdan Reşadiye Yarımadası ve Kerme Körfezi, kuzeyden Ula, doğudan Balan Dağı, Karadağ ve Günlük Tepeleri ile, güneyden Akdeniz ile çevrilmiştir. Türkiye’de batıdan doğuya Akdeniz sınırları içindeki ilk büyük liman kentidir.

Körfezin önünde kıyıya ince bir dille bağlı olan Adaköy, onun önünde Bedir Adası, Keçi Adası ve Güvercin Adası 

MUĞLA DATÇA


Tarihi

Datça yarımadasındaki buluntuların M.Ö. 2000’lere kadar uzanır. Bilinen ilk yerli halk

Muğla deniz, göl, dağ ve ormanın içiçe bulunduğu; balı, balığı, kumsalları ve târihî zenginliğiyle şöhret yapan; Türkiye’nin en uzun deniz kıyısına sahip ili. 36° 17’ ve 37° 33’ kuzey enlemleri ile 27° 13’ ve 29° 46’ doğu boylamları arasında yer alır. 

MUĞLA HERAKLEİA/LATMOS


TARİHTE HERAKLEİA

Herakleia’nın yerleşim tarihinin M.Ö. 8.yy’a kadar gittiği, burada elde edilen bulgulara dayanılarak saptanmış durumdadır. Yunan mitolojisinin ünlü kahramanlarından biri olan Herakles’in adı Anadolu’da birkaç kente verilmiştir. Bunlardan biri de Bafa Gölü kıyısındaki Herakleia’dır. İlk çağ coğrafyacısı Strabon, kentin ilk adının Latmos olduğunu belirtmektedir. Bugün, Beş Parmak dağları olarak adlandırılan kentin kuzeyindeki Latmos Dağları, o dönemde kente ve kıyısında bulunduğu körfeze de adını vermiştir. M.Ö. 5.yy’da önemli bir İonya kenti olan Latmos’un, eski Yunanlılar arasında bir savunma paktı olan Delos Birliği’ne Latmos Kenti adı ile katıldığını ve her yıl 

MUĞLA KÖYCEĞİZ SULTANİYE TERMAL TURİZM MERKEZİ


 MUĞLA KÖYCEĞİZ SULTANİYE TERMAL TURİZM MERKEZİMuğla’nın Köyceğiz İlçesi’nin batısındaki Köyceğiz
Gölü’nün batı sahilinde ve Ölemez Dağı’nın eteklerindedir. Suyun Isısı: 41,9 derece. Romatizmal hastalıklar, cilt, kan dolaşımı, kalp hastalıkları, solunum yolu, sinir sistemi böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları, kadın hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve nekahet dönemlerinde etkili olduğu belirtiliyor.


MUĞLA YEDİ ADALAR


sahilleri önünde dört ada, kıyı ile aralarında 2 milden geniş bir körfez oluşturur. Hemen her hava koşulunda bu ada ve koylar arasında demirlenecek çok sayıda sakin köşe bulunur. Batıdaki Martılı ada, çıplak bir adadır. 





Türkiye’de Gezilecek Yerler



Türkiye’miz o kadar güzel ve o kadar büyüleyici bir atmosfere sahip ki Türkiye’mizin gezilecek tarihi ve turistik yerlerini anlatmaya kalsak yıllarmızı alır. Sizlere sitemizde Türkiye’de birbirinden güzel  ‘ni anlatmaya, ayrıca yurt dışında çıkmak tatile gitmek isteyenlere de birbirinden güzel mekanları tanıtmaya çalışıyoruz.

Sizlerde sitemizin yan kısımında bulunan kategorilerden Türkiye’de hangi bölgeye hangi ili gezip görmek istiyor iseniz ona bakabilir, istediğiniz ilin tarihi turistik gezilecek mekanlarına göz atabilirsiniz


Türkiye’nin en güzel doğal güzellik ve turistik mekanlarından biri de Alaçatı’dır. İzmir iline bağlı Çeşme ilçesinin bir beldesi olan bu belde Ege Denizine kıyısı olup turistik olarak tarihi ve mimarı olarak büyük önem taşıyan tarihi taş evleri ve dünyanın sayılı sörf merkezlerinden biri halına gelmiş rüzgar sörfüne en elverişli plajların olduğu bir yerdir. İçerisinde onlarca güzel ve önemli otel barındıran bu turistik yerde genellikle rüzgar sörfü için gelen yerli yabancı turistler büyük keyif içerisinde vakit geçirmektedirler. İzmir e yaklaşık 70 km uzaklıktadır.


İzmir Alaçatı

Ayrıca yakınında Urla ilçesi bulunmaktadır. Mükemmel bir konumda olan Alaçatı yarımada şeklinde denize konumlanmıştır. İzmirde bulunan Adnan Menderes Havaalanına 90 km uzaklıkta olup her noktaya yakınlığı ile en çok tercih edilen yerler arasında bulunmaktadır. İçerisinde onlarca güzel küçük butik oteller şeklinde konaklayabileceğiniz yerler de mevcuttur. Tabiki rüzgar sörfü en başta gelen özelliği olduğu için yaz aylarında bile denizin kıyıdan az açıklarında oldukça güzel rüzgarlar mevcuttur. Makaleyi fazla uzatmadan sizleri İzmir Çeşme Alaçatı resim galerisi ile başbaşa bırakıyoruz.

Alaçatı gezilecek yerleralaçatı hakkında


Türkiye’de yeni yıldızların çıktığı otellerin arasında kalitesi ile ön plana çıkan daha çok tesettürlü insanlara yönelik olan Caprice Termal Palas Otel Didim Akbük-Söke ilçesinde bulunmaktadır. Oldukça güzel ve büyük yapıya sahip bu otelde bayan ve erkekler için ayrı havuzların ayrı hizmetlerin bulunduğu bu otel 5 yıldızlıdır. Oldukça fazla fiyatı olmasına rağmen önceden rezervasyon yaptıranlar daha ekonomik fiyatlara temin edilebilir. Ayrıca İstanbulda yeni bir vizyon ile açılacak olan Caprice Gold İstanbul oteli ise İstanbulda ikinci bir saray açmayı planlamaktadırlar.

Ayrıca Caprice Termal Palace otelde devremülk sistemi de bulunmaktadır. Devremülk yani yılın siz seçtiğiniz 15 gün gibi opsiyonel günler arasında sizin gidip tatil yapabileceğiniz bir sistem yer alıyor. İç kısımında büyük bir salon ve resepsiyona ait bulunan otelde sauna havuz açık kapalı şekilde sunulmuş ve yazımız başında da dediğimiz gibi bayanlar ve erkekler için ayrı düzenlenmiştir. Çocuklarda unutulmamış aqua park gibi eğlendirici sistemler de bulunmaktadır.

Uludağ Kayak Merkezleri

Bir yanıt bırakın

Türkiye’nin en ünlü ve modern kayak merkezlerinden uludağ kayak merkezi sene de milyonlarca yerli yabancı kayakçıları misafir ediyor. Uluğdağ Bursa ili sınırları içerisinde bulunmakta olup 2.600 m yüksekliği ile Türkiyenin en büyük doğa ve kış sporu merkezi haline gelmiştir. Uludağ marmara bölgesinin en yüksek dağıdır. Yüksekliğinden dolayı yılın ilk karları buraya düşmektedir. Daha yeni kış ayına giriş olmamıza rağmen kar kalınlığı 20 cm yı bulmuştur.


Böyle güzel bir doğanın tabiki güzel kayak merkezleri de olacaktır. Onlarca 5 yıldızlı misafirlerini beklemektedirler. Grand YAzıcı Uludağ, Uslan Hotel, Aydın Yıldız Hotel, Büyük Otel Uludağ, Otel FAhri, Atasu Hotel, Beceren Hotel, Ağaoğlu My Mountatin, Kervansaray Uludağ Hotel, Monte Baia Hotel gibi ultra lüks oteller sizler beklemektedir. Sizlerde günlüğü 90-340 tl arasında değişen bu fırsattan yararlanabilir, kış aylarını tatile çevirebilirsiniz . Uludağa hiç gitmeyenlere göstermek için uludağ kayak merkezleri resimlerine göz atabilirsiniz. 



Mardin is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.




9.4

Serik, Antalya, Antalya

Tarihi Yer · 120 tips and reviews

Çok Gezen Genç: Aspendos, amfitiyatrosuyla meşhur antik kent. Antalya'nın 49 km. batısında yer alıyor. M.S 2. yy'da Romalılar tarafından inşa edilen tiyatro 15 bin kişi kapasitesiyle en iyi korunmuş eski yapılardan.

Halfeti is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.



Eshâb-ı Kehf is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Birçok Kur'an meal ve tefsirinde Ashab-ı Kehf mağarasının Tarsus'ta olduğu belirtiliyor. Mağara, Tarsus'a 14 km mesafedeki Dedeler Köyünde. "Yedi Uyuyanlar Mağarası" her yıl ziyaretçi akınına uğruyor! 

Niğde is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Gazozu, Elması ve Patatesi ile meşhur ilimiz Niğde! Kemerhisar Su Kemerleri, Gümüşler Manastırı, Alâaddin Camii, Niğde Kalesi, Roma Havuzu Niğde'de görmeniz gereken yerlerden bazıları! Gezin, Görün!

Gökçeada is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Kaleköy'de Türkiye'nin en son günbatımını yaşamak, Zeytinli'de dibek kahvesi içmek ve Hristo'nun tatlılarını yemek isterseniz Gökçeada'ya yelken açın. Rum köylerini tek tek gezin.

Pamukkale Travertenleri is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Ege`nin beyaz incisi: Denizli`de bulunan ve Antik Havuz, Antik Tiyatro, Arkeoloji Müzesi`nin de yer aldığı bölgeyi, hem bir doğa harikası hem de tarihi bir mekan olarak gezebilirsiniz...

Konya is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Konya, tarihi ve kültür mirası ile tam bir açık hava müzesi. Hz. Mevlana`nın iklimini hissetmek, onu yaşamak isteyenler yolunu muhakkak bu kente düşürmeli...

Selimiye Camii is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Selimiye Camii Mimar Sinan`ın başyapıtlarından biri. Aynı zamanda Osmanlı-Türk mimarisinin de doruk noktası. İçeride bulunan çinilerin, hatların, mermerlerin ve işlemelerin hepsi ayrı bir sanat eseri!

Damlataş Mağarası is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Alanya için çok rahatlıkla bir mağaralar kenti diyebiliriz. Dünyaca ünlü mağarası Damlataş`tır. Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da bilinir!!!

Manavgat Şelalesi is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Kent gürültüsünden uzaklaşıp doğa ile başbaşa kalmak isteyenler için harika bir yer. Şelalenin çevresinde uygun Piknik alanları var! Ayrıca lokantalarda mevcut. Türkiye'de görülmesi gereken yerlerden!

Beypazarı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Tarihi evleri ve el sanatlarıyla ilgi görüyor. Beypazarı’nda cumbalı ve guşganalı evler, Boğazkesen Kümbeti, Sultanhan Kervansarayı, İnözü Vadisi gezilip Hıdırlık Tepesi’nden Beypazarı izlenebilir...

Uzungöl is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Uzungöl, dağların arasına gizlenmiş bir düş bahçesi adeta. Yeşilin binbir tonu, rengarenk çiçekler, yayla serinliği... Yapılar henüz çoğalmadan yolunuzu Uzungöl`e düşürün...

Ayder Yaylası is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Doğal serinlik Ayder Yaylası: Ladin ve kayın ormanlarıyla kaplı bir cennet sanki! Ayder, zengin florasının yanı sıra kaplıcası ile de bölgenin en çok tercih edilen tatil yerlerinden biri. Uğrayın! :)

Köyceğiz is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Bir liman kenti olarak tarihi 4 bin yıla dayanan şehrin, tercih edebileceğiniz çok yeri var. Örneğin, Sultaniye köyünde termal kaplıcalara gidebilir, Yayla köyü ve Gökçeova'da safari yapabilirsiniz...


Çok Gezen Genç: Kumsalı, limanları ve sert rüzgârıyla ünlü İzmir’in incisi Alaçatı, masmavi deniziyle harika! Tarihi taş evleri, plajları, sanat galerileriyle ve gece hayatıyla Alaçatı’da her gün dolu dolu yaşanıyor. 

Demre is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Uluslararası bir üne sahip Demre`de Noel Baba Kilisesi, Myra antik kentinin dağa ustalıkla oyulmuş kaya mezarları, Kekova adaları, Batık Kent'in tertemiz denizi görülmeye değer yerler. Uğrayın! :) 

Uludağ is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Haftasonu keyifli bir kış tatili yapmak, beyaz manzara eşliğinde gezmek için ideal bir yer! Yaz, kış şelalelerinden şırıl şırıl akan sular eşliğinde güzel piknik tarif edilemez! Gezmelisiniz! (:

Eminönü is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Burası eski İstanbul!Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısını gezip, Camiileri ziyaret edin.Turistlerin uğrak yeri Eminönü'nde alışverişinizi yaptıktan sonra Galata Köprüsü'ne geçerek mutlaka balık-ekmek yiyin!

Kız Kulesi is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul’un simgelerindendir! İstanbul'da mutlaka gidilmesi gereken yerlerdendir.Her gün yüzlerce yerli, yabancı turiste ev sahipliği yapan Kız Kulesi sahip olduğu manzarayla gelenleri büyülemektedir!

Ayasofya | Hagia Sophia is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: 916 yıl kilise, 481 yıl da cami olarak hem Hıristiyanlığa, hem de Müslümanlığa hizmet etmiştir.İlk yapıldığında Büyük Kilise (Megale Ekklesia) denilen yer Fetih’ten sonra ise Ayasofya ismini almıştır! 

Galata Kulesi is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.

Çok Gezen Genç: 528'de inşa edilmiş Galata Kulesi'ne çıkıp panoramik olarak doyumsuz İstanbul manzarasını izlemelisiniz! Kuleden 1632'de Hezarfen Ahmet Çelebi; Boğazı geçerek Üsküdar'a kadar uçmuştur!



Çok Gezen Genç: Dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşısı İstanbul'un merkezindedir.Dev ölçülü bir labirent gibi 3.000 fazla dükkânı ile Kapalı çarşı, İstanbul’un gezilip görülmesi gereken benzersiz bir merkezidir.



Çok Gezen Genç: İstanbul'un hatta Türkiye'nin en popüler ve lüks sahillerinden birisidir. Sahili ve güzel manzarasıyla yürüyüş için en ideal yerlerdendir.Boğaz manzarası eşliğinde yürümenin tadı tarif edilemez! :)

Suadiye Sahili is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'un en güzel sahillerinden. Hoş ve doyumsuz manzara eşliğinde Suadiye Sahili'nde yürümenin tadı bir başkadır her zaman! :)

Hz. Yûşa Türbesi is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'un en çok turist çeken bölgelerinden biridir Yuşa Tepesi. Denize en yakın ve en yüksek tepesi olan bu noktada Yuşa Peygamberin gömülü olduğuna inanılmaktadır...

Miniatürk is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Miniatürk'te Türkiye'den seçilmiş tarihi binalar ve yapı toplulukları görülebilir. Günümüzde ayakta olmayan birçok tarihi yapıları da o günkü tahmini görünümlerince görebilirsiniz. Gezmelisiniz! :)



Çok Gezen Genç: İzmir’in en işlek caddesidir! Cadde'de pek çok alış-veriş mekanı ve hoş vakit geçirebileceğiniz bir çok mekan bulunmaktadır. İzmir’in İstiklal Caddesi diyebiliriz! En az bir turu atmak gerek ;)

Eyüp Sultan is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Mekke, Medine ve Kudüs'ten sonra dünyanın en önemli 4. kutsal merkezi. Anadolu'nun maneviyatı en yüksek yeri. Ramazan ayında İftar ve Sahurda yoğun bir kalabalık olur. Görülmesi gereken yerlerdendir!

Küçük Park is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İzmir Bornava'nın en yoğun mekanlarından. Özellikle Üniversite öğrencilerinin uğrak noktası olması nedeniyle gençlere hitap eden bir çok mekanı içinde bulundurur... Uğranması gereken yerlerdendir :)


Çok Gezen Genç: 1871 yılından bu yana Türk kahvesi üretiminin en iyisi! Sokağın köşesinden başlayan kokunun etkisiyle uzun kuyrukta sıraya girip kahve satın alın ve ayak üstü bir fincan kahveyi içmeyi unutmayın! :) 

Mecidiyeköy is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'un ulaşım yönünden en merkezi yeri! Mecidiyeköy'den Taksim'e yürümenin keyfi bir başkadır her zaman :)

Emirgan Sahili is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Sahilde çay bahçeleri, Şerifler Yalısı ve doyumsuz boğaz manzarası... Yeşiller içinde ki Emirgan İstanbul'un en güzel yerlerinden bir tanesi ve sahili bir harika! Muhakkak ki uğrayın...

Sortie is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Sortie günün stresinden arınmak, günbatımında boğaz manzarası eşliğinde bir şeyler içmek, dostlarınızla yemek yemek ve müziğin ritmine kendinizi bırakarak eğlenceye katılmak için ideal bir seçimdir! 

Eyüp Sultan Camii is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Neredeyse yılın her günü çok kalabalık! Özellikle burada Sabah namazı kılmak insana çok huzur verir! Cami olmasının ötesinde kutsal bir ziyaret yeridir! İstanbul'a gelipte burayı görmemek olmaz!

Atatürk Orman Çiftliği is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Atatürk tarafından kurulan çiftlik günümüzde gazinoları, parkları, piknik yerleri, hayvanat bahçesi, çeşitli ürünleri ve doğası ile Ankaralılar tarafından çok ziyaret edilen bir gezi ve mesire yeridir

Pierre Loti & Tarihi Kahve is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Türk dostu ve İstanbul aşığı olan Fransız yazar Pierre Loti'den ismini almıştır! Muhteşem Haliç manzarası ile Pierre Loti tepesindeki çay bahçesi de İstanbul'un simgeleşmiş en romantik yerlerindendir!

Kızılay is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Kızılay Başkent Ankara'nın merkezinde bulunan Ankara'nın kalbinin attığı en ünlü yeri! Ankara'ya gidilince görülmesi en az bir kaç tur atılması gereken yerlerdendir :)

Polonezköy is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Emirgan Korusu is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Boğaz'ın antikiteden gelen büyük ağaç varlığının günümüze kalmış zengin parçalarından biri. Sarı Köşk, Beyaz Köşk, salıncakları, kaydırakları, gölette yüzen ördekleri, piknik alanlarıyla bir harika!

Taksim Gezi Parkı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'un ortasında Oksijenin bol olduğu bir yer! Yeşili koru Doğayı Sev! Lütfen Sahip Çıkalım! :)

İstanbul is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Bırak bozuk saatler yalan yanlış işlesin! Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın! Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın? Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

Anadolu Kavağı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen GençÇok Gezen Genç: Turistik bir balıkçı kasabasıdır.Yeşil ve mavinin tonlarını en güzel bulunduğu yerlerdendir! Deniz tutkusu, yeşil doğa ve biraz da aşk varsa kesinlikle görülmeli. Yoros Kalesi'ne uğramayı unutmayın!

Ağva is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Ağva, yemyeşil doğası, iki yanında akan Göksu ve Yeşilçay nehirleri, cephesinde Karadeniz'in masmavi suları, birbirinden lezzetli balıkları ile İstanbul'un kuzeydoğusunda yer alan bir doğa harikası... 

Yıldız Parkı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'luların en romantik buluşma yerlerinin başında geliyor... Yürüyüş ve bol bol oksijen depolamak için ideal! Ayrıca park içindeki Malta köşkü ve Çadır Köşkü'nü de gezebilirsiniz! 

Rumeli Feneri is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Avrupa yakasında Boğazın Karadeniz'le birleştiği kuzey ucunda yer alır! Rumeli Feneri'nde Karadeniz'i izleyebilir, civardaki kafelerde oturabilir ya da Garipçe Köyü'nde oksijen depolayabilirsiniz! 

Dondurmacı Ali Usta is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Moda'ya gelen hemen hemen herkesin uğrak yerlerinden biridir Dondurmacı Ali Usta. Özellikle yaz aylarında önünde bitmek bilmeyen bir kuyruk olur.Ali Usta'nın dondurma dükkanına uğrayın! :)

Caddebostan Sahili is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Hem yürüyüş yapmak hemde eğlenmek için ideal bir yer. Anadolu yakasının en güzel ve en temiz sahili.İster piknik yapın ister alın kitabınızı okuyun. Veya takın kulaklığı dinleyin en sevdiğiniz müziği.

Büyükada is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Yörük Ali ve Nizam Plajları, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, Fayton Turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada'nın başlıca vazgeçilmezleri! Gezmelisiniz! 

Aşiyan is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Bebek ile Rumelihisarı arasındaki sırtlarda bulunan ve İstanbul Boğazı'na bakan Aşiyan'ın, şarkılara konu olan meşhur yollarında yürüyüp. Doyumsuz deniz manzarasının tadını çıkartabilirsiniz! ;)

Heybeliada is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Heybeliada, İstanbul Prens Adalarının en yeşil adasıdır. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, Bahriyesi, Sanatoryumu, Ruhban(Papaz) Okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür!

Vefa Bozacısı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Kış demek boza demek. Akla gelen ilk adres de elbette İstanbul Vefa Bozacısı. Vefa Bozası içinde A, E ve B vitaminlerini barındırıyor.Cam bardakta içiliyor, üzerine tarçın ve sarı leblebi konuluyor!

Anadolu Hisarı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Tarihi yapı olan Anadoluhisarı, Rumelihisarı ile karşı karşıya. Anadoluhisarı'nda civardaki kafelerde oturabilir, yemek yiyebilir ya da Göksu Deresi'nin yakınlarında güzel bir gezinti yapabilirsiniz!

Rumeli Hisarı is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: Boğazın en fiyakalı yerine kurulmuş ve doyumsuz manzarasıyla İstanbul'da görülmesi gereken yerlerdendir! 90 gün gibi kısa bir sürede Anadolu Hisarı'nın tam karşısına 1452 yılında inşa edilmiştir!

Süleymaniye Camii is one of Türkiye'de Gezilmesi- Görülmesi Gereken Yerler.


Çok Gezen Genç: İstanbul'un en büyük ve görkemli camiisidir! Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Boğaza bakan bahçesinde süper İstanbul ve şahane Boğaz manzarasını izlemeli ve bol bol fotoğraf çekmenizi öneririz!



Çok Gezen Genç: Kendini yalnız hissettiğinde, trafikten kaçmak veya denizi koklamak istediğinde atar bineriz vapura.Elinde ki simitin ve tavşan kanı çayın tadı birde etrafında uçuşan martıların sesi bir başka olur..



ESKİŞEHİR GEZİLECEK YERLER




Eskişehir gezilecek yerler konusunda Anadolu’nun en zengin kentlerinin başında geliyor. Özellikle hızlı tren seferlerinin başlaması ve son yıllarda şehirdeki gezilecek yerlerin hızla artması Eskişehir’e olan ilginin de artmasına neden oldu. Yurt içinde şehre düzenlenen kısa süreli turlar dışında bireysel olarak şehre gidenlerin sayısı da bir hayli fazla.




Eskişehir gezisi için genellikle en fazla 2 ya da 3 günlük bir zaman ayrılıyor. Bu süre içinde şehirdeki en önemli çoğu yer rahatlıkla görülebilir. Sayfa boyunca Eskişehir’de gezip görmeniz gereken en önemli yerler yer alıyor. Kendi zevkinize ve gezi sürenize göre gezi planınızı oluşturabilirsiniz. Listede adı geçen yerler hakkında detaylı bilgi almak için görsellere ya da ilgili linklere tıklayabilirsiniz.

Eskişehir Gezilecek Yerler

Gezip Gördüm Eskişehir Gezilecek Yerler Rehberi

Eskişehir Gezilecek Yerler


1. ODUNPAZARI



Eskişehir gezilecek yerler, Odunpazarı, Eskişehir’in en eski yerleşim bölgesi. Eskişehir’e yerleşim gelen ilk insanlar bir tane Odunpazarı’na, bir tane de Porsuk Çayı’ının olduğu alan olan Adalar bölgesine koyun ciğeri asar. Odunpzarı’na asılan ciğerin daha geç bozulduğunu görenler ilk yerleşimlerini buraya yaparlar. Geçtiğimiz yıllarda bölgede yapılan restorasyonlar ile bölge günümüzde şehrin birçok turistik yapısına ev sahipliği yapıyor. Tarihi Odunpazarı Evleri, Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Balmumu Müzesi, Şelale Park, Osmanlı Evi, Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Alaaddin Cami, Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi, Arasta ve Şeyh Edebali Türbesi bu bölgede görebileceğiniz en önemli gezi noktalarından. (Detaylar için tıklayın: 


2. ODUNPAZARI EVLERİ


Eskişehir gezilecek yerler, Odunpazarı EvleriOdunpazarı bölgesinin en dikkat çeken yapıları kısa zaman önce restore edilerek yeni görünümlerine kavuşan Tarihi Geleneksel Osmanlı mimarisine sahip evler arasında dolaşırken zamanda yolculuk ediyor hissine kapılabilirsiniz. 2012 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Eski Kent merkezinde birçok müze, butik otel ve hediyelikçi dükkanı bulabilirsiniz. Şehir merkezi tarafında yer alan evler turistik amaçlı kullanılsa da üst kısımlara çıktıkça yerli halkın yaşamını sürdüğü bölgeleri de görebilirsiniz. 


3. KURŞUNLU CAMİİ VE KÜLLİYESİ


Eskişehir gezilecek yerler, Kurşunlu Camii ve Külliyesi Eskişehir gezilecek yerler listemizdeki en önemli tarihi yapıların başında geliyor. Odunpazarı’nda yer alan külliye, Çoban Mustafa Paşa tarafından 1525 yılında yaptırılmıştır. Külliye içerisinde imaret, aşevi, kervansaray, şadırvan, cami, sıbyan mektebi gibi bölümler yer alsa da bunların birçoğu günümüzde turistik olarak kullanılmaktadır. Sıcak Cam Üfleme Atölyesi, Lületaşı Müzesi ve El Sanatları Çarşısı bu bölümlerden birkaçıdır. (Detaylar için tıklayın: 


4. PORSUK ÇAYI VE ADALAR BÖLGESİ


Eskişehir gezilecek yerler, Porsuk Çayı ve Adalar (1)Sakarya Irmağı’nın en uzun kolu olan Eskişehir’in içinden geçer. Şehir merkezinin Porsuk Çayı çevresinde kalan alan ise  olarak adlandırılır ve bu bölge Eskişehir’in hareketli öğrenci yaşantısında adı geçen birçok kafe ve restorana ev sahipliği yapar. Özellikle yaz aylarında Porsuk kenarında çimlerde oturanlar ile Porsuk’ta düzenlenen bot ve gondol turları bölgeye ayrı bir hava katar. Adalar’da yer alan kafelerden birinde oturup bir şeyler içmeden şehirden ayrılmayın. (Detaylar için tıklayın: 


5. SAZOVA PARKI (BİLİM, SANAT VE KÜLTÜR PARKI)


Eskişehir gezilecek yerler, Sazova Parkı, Eskişehir-Kütahya yolu üzerinde yer alıyor. Parkın içerisinde Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Uzay Evi, Bilim Merkezi, Akvaryum ve yapay gölet gibi birçok bölüm var. Çocuklar kadar yetişkinlerin de çok eğlenceli zaman geçirdiği park hafta sonları çok kalabalık olabiliyor. Dilerseniz park içerisinde yer alan kafe ve restoranlarda da bir şeyler yiyip içebilirsiniz. (Detaylar için tıklayın: Sazova Parkı)


6. İKİ EYLÜL CADDESİ


İki Eylül CaddesiEskişehir gezilecek yerler, İki Eylül Caddesi, Eskişehir’in en hareketli noktalarından biri. Şehrin tam merkezinde yer alan ve araç trafiğine kapalı olan cadde aynı zamanda iki önemli tramvay hattının da kesişim noktası. Şehirde yer alan birçok gezi noktasını birbirine bağlayan cadde üzerinde restoranlar ve mağazalar yer alıyor. (Detaylar için tıklayın: İki Eylül Caddesi)


7. KENTPARK


Eskişehir gezilecek yerler, KentparkEskişehir otobüs terminalinin hemen karşısında yer alan Kentpark, Eskişehir’in ünlü parklarından bir diğeridir. İçerisinde yer alan yapay plaj Türkiye’de ilk olma özelliğine sahip olduğundan uzunca bir süre haber bültenlerinde yer bulmuştu. Günümüzde büyük küçük her yaştan insan bu güzel parkta eğlenceli vakit geçiriyor. 


8. ATLIHAN EL SANATLARI ÇARŞISI


Eskişehir gezilecek yerler, Atlıhan El Sanatları ÇarşısıOdunpazarı Bölgesi’nde yer alan , şehrin tarihi ve turistik yapılarından. Kurşunlu Camii ve Külliyesi’nin hemen karşısında yer alan Atlıhan eskiden han, olarak kullanılsa da yapılan başarılı restorasyonların ardından günümüzde el sanatları olarak hizmet veriyor. İki katlı çarşıda başta lületaşından yapılmış yöresel eşyalar olmak üzere kendinize ve sevdiklerinize alabileceğiniz birçok şey bulabilirsiniz. (Detaylar için tıklayın: Atlıhan El Sanatları Çarşısı)


9. ŞELALE PARK


Eskişehir gezilecek yerler, Şelale ParkEskişehir gezilecek yerler listemizdeki bir diğer güzel park olan Şelale Park, özellikle Eskişehir manzarası izlemek isteyenler için kaçırılmayacak bir noktada yer alıyor. Odunpazarı Bölgesi’nin üst kısımlarında yer alan park içerisinde yapay bir şelale, yel değirmeni ile bir oyun parkı, kafe ve restoranlar yer alıyor. Eskişehir manzarasına karşı bir şeyler yiyip içmek isterseniz parka uğrayabilirsiniz. (Detaylar için tıklayın: Şelale Park)


10. DOKTORLAR CADDESİ


Doktorlar CaddesiEskişehir gezilecek yerler, Doktorlar Caddesi, Eskişehir’in en ünlü caddelerinden biri. Araç trafiğine kapalı olan cadde, Porsuk Çayı’nın hemen paralelinde yer alıyor. Caddenin resmi adı İsmet İnönü 1 Caddesi olsa da yıllardır cadde üzerinde yer alan doktor muayenehanelerinin çokluğu nedeniyle “Doktorlar Caddesi” olarak anılıyor. Üzerinden tramvay geçen caddede birçok yerli giyim mağazası ile takıcı bulabilirsiniz. Sohbet eden iki kadın heykeli, cadde üzerinde yer alan birçok heykelden biri. (Detaylar için tıklayın: Doktorlar Caddesi)


11. TAŞBAŞI ÇARŞISI


TaşbaşıEskişehir gezilecek yerler, Taşbaşı Çarşısı, Eskişehir’de özellikle yerli halkın alışverişlerinde tercih ettiği yerlerden biri. Bölgedeki dükkanlar klasik Anadolu çarşıları tarzında en fazla iki katlı yapılardan oluşuyor. Çarşı; kuyumcular, aktarlar, kumaşçılar gibi çeşitli sokaklara ayrılmış durumda. Hamamyolu Caddesi, İki Eylül Caddesi, Reşadiye Camii gibi birçok önemli yer bu çarşının çevresinde yer alıyor. (Detaylar için tıklayın:Taşbaşı Çarşısı)


12. ESKİŞEHİR BALMUMU MÜZESİ


Eskişehir gezilecek yerler, Eskişehir Balmumu MüzesiOdunpazarı’da yer alan en önemli müzelerden olan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi geçtiğimiz yıllarda kapılarını ziyaretçilerine açtı. Tarihi Odunpazarı Evleri’nden biri içerisinde yer alan müzede yerli ve yabancı birçok kişinin balmumundan heykeli bulunuyor. Müzedeki heykeller Madame Tussauds balmumu müzelerindekiler kadar başarılı olmasa da müzeyi ziyaret ederek keyifli vakit geçirebilirsiniz. Hafta sonları müze girişinde uzun kuyruklar olabiliyor, gezi planınızı yaparken dikkat etmekte fayda var. (Detaylar için tıklayın: Eskişehir Balmumu Müzesi)


13. HALLER GENÇLİK MERKEZİ


ÜEskişehir gezilecek yerler, Haller Gençlik Merkeziniversitelilerin yaşadığı Bağlar Bölgesi’ne yakın bir konumda yer alan Haller Gençlik Merkezi şehrin turistik noktalarından biri. Eski zamanlarda yaş sebze ve meyve hali olarak kullanılan yapı yapılan restorasyonların ardından kafelere ve hediyelik eşya satan dükkanları içinde barındıran bir turistik merkez olmuş durumda. Açıldığı ilk zamanlardaki ışıltıyı kaybetse de eğer Haller’in yakınlarından geçerseniz uğrayabilirsiniz. (Detaylar için tıklayın: Haller Gençlik Merkezi)


14. ALAADDİN CAMİİ


Eskişehir gezilecek yerler, Alaaddin CamiiEskişehir gezilecek yerler listemizdeki en önemli tarihi yapılardan olan Alaaddin Camii, Anadolu’da az sayıdaki Anadolu Selçuklu eserleri arasında yer alıyor. 1267 yılında inşa edilen cami 1944-1951 yılları arasında müze olarak kullanılmış. Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nin açılması ile cami tekrar ibadete açılmıştır. (Detaylar için tıklayın: Alaaddin Camii)


15. ÇAĞDAŞ CAM SANATLARI MÜZESİ


Eskişehir gezilecek yerler, Çağdaş Cam Sanatları MüzesiOdunpazarı’nda yer alan Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Eskişehir’in en dikkat çekici müzelerinden biri. Tarihi Odunpazarı Evleri’nden birinde yer alan müze içerisinde birçok sanatçıya ait çeşitli eserler sergileniyor. Müzenin yanında bir butik otel ve balmumu müzesi de yer alıyor. (Detaylar için tıklayın: Çağdaş Cam Sanatları Müzesi)

.

Eskişehir’de nerede, hangi otelde kalmalı?

Madame Tadia Hotel Eskişehir

Madame Tadia Hotel, konaklama için güzel bir seçenek.

Eskişehir’de otellerin birçoğu tren istasyonuna yakın Üniversite Bulvarı ve İsmet İnönü I. Caddelerinde bulunuyor. Bu bölge son dönemde şehrin gelişen yeri. Burada Birçok kafe, restoran ve otel yer alıyor. Otelin konumuna göre buradan tren istasyonuna 10-20 dakika yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Merkeze de yine aynı şekilde kısa bir yürüyüş ile ulaşmanız mümkün.The Merlot Hotel Eskisehir (4★), Divan Express Eskişehir (4★), ibis Hotel (3★), Grand Namlı Hotel(3★), La Vie Suite bu bölgedeki en güzel tesislerden.

Eğer tren istasyonuna daha yakın, şehrin çoğu yerine yürüyerek ulaşabileceğiniz bir tesis ararsanız 2014 yılında en fazla rezervasyon yapılan otel olan Madame Tadia Hotel’e göz atabilirsiniz.

Şehrin birçok gezi noktasını bünyesinde bulunduran Odunpazarı’nda er alan butik otellerde konaklamak da keyifli olabilir. Bu bölge Eskişehir tren garın ve merkeze 15-20 dakikalık bir yürüyüş uzaklığında yer alıyor.  Abacı Konak Otel, Arslanlı Konak Otel ve Han Royal Otel tercih edebileceğiniz butik otellerden. Eğer daha lüks olanaklara sahip, termal bir otel ararsanız Odunpazarı’nın tepelerinde yer alan Rixos Thermal Hotel‘i (5★) seçebilirsiniz.

Eskişehir’de konaklama ile ilgili genel bilgileri ve diğer otel tavsiyelerimizi Eskişehir’de Nerede Kalınır? sayfamızda bulabilirsiniz.


cevap yaz 
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)

hakan topaloglu




MALATYA NIN TURİSTİK DEĞERLERİ 

Malatya’da M.Ö. 7000 yıllarına kadar inen bir kültür varlığı var. Ama ; 
Malatya’ya Gelen turistlerin çoğunun Malatya merkezinde en fazla 1 gün konakladığını biliyor musunuz? Gelen turistlerin çoğuda Nemrut Dağı’na çıkmak için ilimize geliyorlar. Bunun sebebi de Malatya da gezilecek ve görülecek tarihi öneme sahip eserlerin mevcut olmaması mı? 
Malatyalı, çok zengin bir tarihsel mirası olduğunu, turizm değerlerine ve bu değerleri konuklarına sunma bilgi ve becerisine sahip mi? 
Turizm değerlerine ve bu değerleri konuklarına sunma bilgi ve becerisine sahip şehirler, çok az maliyet isteyen yatırımlarla şehirlerine büyük getiriler kazandırıyorlar. 
Turizm faaliyetleri, belirli bölgelerdeki faaliyetlerle sınırlı kalmamalı, alternatif turizm olanakları gündeme gelmeli ve diğer bölgelerde yoğun bir biçimde turizm faaliyetine katılmalıdır. 
Malatya turizmine büyük katkısı olabilecek turistik yerler hakkında birkaç örnek: 
İLÇE SIRALAMASINA GÖRE 
BAZI YERLERİN FOTOĞRAFLARINA ULAŞAMADIM. ARKADAŞLARA DUYURULUR. 
AKÇADAG 





Levent Vadisi : Çeşitli jeolojik olaylar sonucunda meydana gelen vadide farklı büyüklükte mağaralar mevcuttur. Bazı mağaralarda Geç Hitit Çağı’na ait olduğu düşünülen kaya kabartmaları bulunmuştur. 


 
Ferik Kale : Kale M.Ö 1200 yıllarda Hititler tarafından savunma amaçlı yapılmıştır. Düvencik Köyü kol köyü Taş evler ve şemşik köylerinin sınırında bulunmaktadır 


 

 
Jeolojik Mağara: Malatya-Kayseri karayolunun 42. kilometresinde, Akçadağ ilçesine bağlı Sarı hacı köyünün Dere yatağı mevkiinde yapılan duble yol çalışması esnasında dinamit patlatılması sonrasında iş makinesi ile çalışılırken fark edilen çöküntünün üzeri açıldığında dev bir mağara ile karşılaşıldı. Mağaranın jeolojik dönemden kalma doğal bir mağara olduğu belirtildi. 





Sultansuyu Harası: Malatya’ya 30 kilometre mesafedeki Sultansuyu Harası’nda Türkiye’nin en hızlı atları yetiştirilmektedir. Hara ile Sultansuyu Barajı çevresinde piknik ve dinlenme imkanları bulunmaktadır. 

Arga Tepesi: İlçe merkezinde yer alan höyük Eski Tunç Çağı ve Hitit kültürlerini barındırır. Büyük bir yerleşim alanı olmasına karsın, ilçe merkezinin höyük kenarına kurulması nedeniyle daralmış ve tahrip edilmiştir. 

Ören Höyük: Ören beldesindeki höyük Tunç Çağı iskânını barındırır. Bilimsel çalışma yapılmayan höyük, iyi korunmuştur. 

İkinciler Höyük: İkinciler Köyünde tarlalar arasında kalan höyükte yoğun tahribat 
olmuştur. Tunç ve Demir Çağı iskanına sahne olmuş höyükte bilimsel kazı yapılmamıştır.
 


 




 
Ulu Camii: Arapgir’ de Eski Şehir denilen önceki yerleşme yerindedir..Dış kısmı muntazam sıralı silme tastan yapılmıştır. Duvar iç dolgularında moloz tas kullanılmıştır. Giriş kapısı ekseni üzerinde arka arkaya iki kubbeli bölüm, tam karsıda da mihrap yer alır. Mihrabı abartılı bir büyüklüğe sahiptir ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Minaresi ve kitabesi olmayan caminin, planı ve süsleme özelliklerine bakılarak, 14’ncü asrın baslarında yapıldığı tahmin edilmektedir. 


 
Mir-i Liva Ahmet Pasa Camisi: Arapgir ilçe merkezinde, İsaoğlu Mahallesi ile Çarsı Mahallesinin birleştiği yerdedir. Kitabesine göre cami, 1128h. (1716m.) tarihinde, Osmanlı padişahı III. Ahmet’in annesi Rabia Gülnus Ematullah Sultan’ın kethüdası, Arapgirli Veliyüddin oğlu Hacı Muhammed Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cami kubbesiz olup, dik dörtgen planlı ve tamamen kesme tastan inşa edilmiştir. Minaresi batı kösesinde yer alır ve tastan inşa edilmiştir. 
  
Gümrükçü Osman Pasa Camisi. Gümrükçü Osman Pasa Mahallesinde (Eski Şehir) , Arapgir Çayı’na dökülen bir derenin kenarında, tamamen muntazam sıralı kesme tastan yapılmış, tek minareli, tek kubbeli bir camidir. 1820 yılında Gümrükçü Osman Pasa tarafından yaptırılmıştır. 

Cafer Pasa Camisi: Eski Arapgir ‘de Gümrükçü Osman Pasa Mahallesinde bulunmaktadır. Kitabesine göre 1683 tarihinde Cafer Pasa tarafından tamir ettirilmiştir. Ancak yapı 14. yüzyılda Şeyh Hasan tarafından yaptırılmış, İlhanlı Beyliği eseridir. Kare planlı yapı, tek kubbeli, tek minareli basit yapıdır. Halen ibadete açık olan cami bakıma muhtaçtır. 


 
Yeni Camii: Eski Arapgir’de,Minaresi olmayan cami, kesme tastan yapılmıştır ve tamamen harap vaziyettedir. Tarihini aydınlatacak bir kitabesi yoktur. Akkoyunlu (1398-1515) eseri olduğu tahmin edilmektedir. 


 
Millet Hanı: Arapgir merkez Köseoğlu Mahallesi'nde,Çarşı Camii'nin güney batısındadır. Han, hicri 1305'te (m.1889) kilisenin vakfı olarak inşa edilmiştir. 

Molla Eyüp Mescidi: Ispanakçı Mustafa Pasa Kütüphanesi diye de bilinir. Girişi batı duvarının kuzey kösesinde toprak seviyesinden aşağıda yapılmıştır. Kayalara yaslanan kuzey duvarı, içte yer alan ağır payelerle desteklenmiştir. Yan duvarlar sağır kemerlerle donatılmıştır. Kemer ayakları ise üçe bölünmüş üçgenlerle tezyin edilmiştir. Mihrap tahrip olduğundan özelliği bilinmemektedir. Minaresi ve kitabesi olmayan yapı bir Osmanlı eseridir. 



Çarsı Hamamı. Büyük isaoğlu mahallesinde yer alır. Tamamen moloz tastan yapılmıştır. İki kubbelidir. Kitabesine göre 1806 yılında yapılmış olup, üç bölümden oluşmaktadır. 

Elmasik Hamamı: Ermeni mahallesi olarak bilinen mahallede bulunan hamam iki kubbeli olup, tasla inşa edilmiştir. Giriş kapısı kesme tastandır. Kitabesi bulunmayan, dikdörtgen planlı hamamın 19. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Harap durumdadır. 

Osman Pasa Hamamı. Hamam, 19. yüzyıl eseridir. Dikdörtgen alan üzerine oturan yapının dış duvarları kesme, iç duvarları ile kubbe moloz tastan inşa edilmiştir. Hamam üç bölümlü olup, harap durumdadır. 

Osman Pasa Çeşmesi: Taç kapının bulunduğu duvar üzerindeki çeşmedir. 1209 h. (1794 m.) tarihinde Dergah-Ali kapıcı başılarından Osman Ağa’nın validesi Ümmü Gülsüm Hatun tarafından yaptırılmıştır. 

 
Eski Arapgir Kalesi: Sert kayalar üzerine inşa edilmiş kalenin temel kısımları blok tastan diğer kısımları ise kesme tastan yapılmıştır. Kaleye ulaşılan yol boyunca gözetleme mazgalları bulunmaktadır. Anadolu Selçuklular dönemi eseridir. 


 
Eski Arapgir Kale Köprüsü: Arapgir çayı üzerine inşa edilmiştir. Arapgir kalesine ulaşım sağlar. Kalenin yapımına bağlı olarak Selçuklular döneminde inşa edilmiştir. 


 
Meydan Köprüsü: Arapgir’in dört kilometre kuzeyinde Kozluk Çayı üzerindedir. Köprünün, Osmanlı Padişahları'ndan 4. Murat (1623-1640) tarafından yaptırıldığı rivayet edilir. Köprü, hala kullanılır durumdadır. 



 

Büyük Kozluk Köprüsü: Kozluk çayı üzerinde yer alır. 45 m uzunluğunda, 4,60 m genişliğinde ve 7,5 m yüksekliğindedir. İlhanlılar döneminde yapılmıştır. 




Çobanlı Konağı: Osmanlı paşalarından Cevat Şakir Pasa konağı adıyla da, Halil Namık Pasa Konağı adıyla da bilinir. Giriş katı ile birlikte üç katlıdır. Taş malzeme ile örtülü duvarların aralarına ahşap hatıllar atılmış; çatısı sacla kaplıdır. 



Arapgir Osman sırtı mağaraları: 

Arapgir Eskişehir harabeleri: 

indere mağarası:
 


 


ARGUVAN 


 
Kızık Kutsal Balıklar Parkı: Kızık köyünde bir su kaynağında bulunan balıklar yöre halkınca kutsal kabul edilirler. Köylülerin bıraktığı yemek kaplarındaki artıklarla beslenen balıklar “bulaşıkçı balıklar” olarak da anılırlar. Turizm Bakanlığı’nın geçmiş yıllarda sağladığı ödenekle köye çevre düzenlemesi yapılmış ve balıklar buraya alınmıştır. 

Kara Höyük: Kara höyük köyündedir. Tarlalarla çevrili höyükte bilimsel çalışma yapılmamıştır. Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait yerleşime rastlanmıştır. iyi korunmuştur. 

İsa Höyük: Malatya-Arguvan karayolu üzerindeki İsa Köydedir. Yoğun olarak Eski Tunç Çağında iskan görmüştür. Bilimsel çalışma yapılmamış olup, iyi haldedir. 

Mor hamam Höyük: Fırat kenarındaki höyük Mor hamam Köyündedir ve Uzun oğlan Höyük diye de bilinir. İlk Tunç Çağından başlayarak iskan görmüştür. Kaçak kazılarla höyük tahrip edilmiştir. 



BATTALGAZİ (ESKİ MALATYA) 


 
Ulu Camii: Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubat zamanında 1224 yılında yapılmıştır. Caminin Mimarı Mansur bin Yakup’tur.Caminin kitabesi şehir müzesindedir. Eyvanlı Cami planlarının Anadolu’daki tek örneğidir. Plan ve yapımında kullanılan malzeme bakımından Büyük Selçukluların İran’daki cami yapım tekniğinin bir uzantısıdır. Mihrap önü kubbesi, buna bağlı eyvan ve iç avlu yapının özünü oluşturur. Eyvanın ön yüzü patlıcan moru çiniler ve tuğla dekorasyonla geometrik motiflerle süslenmiştir. Camiden dışarıya açılan, biri batıda diğeri doğuda yer alan iki anıtsal kapısı vardır. Tamamen tuğladan yapılan minarenin gövde kısmı ayaktadır. 


 
Melik Sunullah Camisi/Vaiz Baba/Vaiz Ocağı: Bazı kaynaklarda Karaca köy Cami ismi ile anılmakta olan bu esere halk arasında, Vaiz Baba veya Vaiz Ocağı ismi de verilmektedir. A. Gabriel’in Adile Camii ismi ile andığı bu eseri “Koca Vaiz Türbesi” seklinde adlandıranlar da vardır. Önemli bir ziyaretgahtır. Son zamanlarda yeniden inşa ile küçük bir mescit haline getirilmiştir. Minare kaidesi üzerindeki Memluk kitabesi 796 h. (1394 m.) tarihlidir. Bu kitabe, minarenin Memluk Sultanı Melikül-Zahir Berkuk zamanında Abdullah Hüsnü oğlu Çerkes tarafından yaptırıldığını bildirmektedir. 

Karahan Camisi: 1583 yılında Malatya Miralayı Hüsrev Bey tarafından yaptırılan bu Osmanlı eseri kareye uygun planlıdır. 1900 yılında restore edilen caminin son cemaat yeri revaklarla çevrilidir. 

Ak Minare Camisi: Eski Malatya’dan geçmekte olan Derme Deresi’nin kenarında ve surların dışındadır. Tamamen muntazam sıralı kesme tastan yapılmıştır. Minaresi cami mekanından biraz uzakçadır. Kare plan üzerine yaptırılmış, tek kubbeli güzel bir camidir. 980 h. (1573-74 m.) senesinde Zaim Yusuf oğlu Himmet Bey tarafından yaptırılmıştır. 

Sütlü Minare: Çermik diye de bilinir. Kitabesi olmamakla birlikte, kullanılan malzeme ve yapım tekniğinden Osmanlı dönemi olduğu tahmin edilebilir. camisi yıkılmıştır. Halen yıkılmak üzere olan minare tek şerefelidir. 

Toptaş Camisi: Şehir surlarının epeyce dışında ve adını taşıdığı mahallededir. 996 h. (1588 m.) tarihinde Miralay Hüseyin Bey tarafından tamir ettirilmiştir. 1681 ve 1827’de tamir ettirildiği bilinmektedir. 1960’lı yıllarda da tamir edilmiştir. 

Sahabiye-i Kübra Medresesi: Ulu Caminin güneyinde yer alan meşhur bir medresedir. A. Gabriel, F. Grenard’dan naklen medresenin, “Sultan Keykavüs zamanında mimar Semahaddin Muhammed İbni Osman ve Tekvor oğlu Stefan isimli usta tarafından yapılmış olduğunu” yazmaktadır. Prof. Dr. Nejat Göyünç, “Melikü’l-Esref (1363-1376) zamanında Mizamir Sahabeddin Hızır Bey’in bu 
medreseyi yaptırmış olduğunu” yazmaktadır. 


 
Namazgah/Musalla: Anadolu Selçuklu Devleti döneminde taptırılmıştır. Kitabesinde, 640 h. (1243 m.) tarihinde Secaaddin İshak oğlu Kemaleddin Kamyar (Selçuklu kumandanı ve ilim adamı) tarafından yaptırıldığı yazılıdır. 878 h. (1474 m.) tarihinde Memluk Sultanı, Melik’ül Esref Ebü’l Nasır Kayıtbay tarafından tamir ettirildiği üst kitabede yazılı bulunmaktadır. 1964 yılı Ekim ayında, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce tamir ettirilmiştir. 

Alacakapı Mescidi: 1585 yılında yaptırılan cami, sonradan büyük onarım görmüş, tuğla minare 20. yüzyılda yaptırılmıştır. Üzeri ahşap çatıdır. Kare planlıdır. 


 
Halfetih Minaresi: Hötüm Dede adıylada bilinir. Tamamen tuğla malzeme ile yapılan minare 13. yüzyıl eseridir. Şahabiye-i Kübra Medresesi’nin güneyinde bulunan bu minarenin camisi yıkılmıştır. Silindirim gövde tuğladan olup şerefesi ve petek kısmı yıkılmıştır. Minarenin Pabuç kısmının üzerinde ve şerefe altında firuze renkli yıldız şeklindeki çinilerin oluşturduğu bir bordür bulunmaktadır. Ancak bu çini şeritten günümüze çok az çini parçası gelebilmiştir. Yapım tekniği ile kullanılan malzemeden Ulu Camiyle çağdaş olduğu görülmektedir. 


 
Emir Ömer Türbesi: Eski Malatya surları içindedir. Kare bir plan üzerine oturtulmuştur. 1563 yılında yaptırılmıştır. 


 
Ahmed Duran Mescidi ve Türbesi: Muhammet Sabit Bey tarafından 1792 yılında inşa edilmiştir. Battalgazi’nin sadık bir subayı olduğuna inanılır. 


 
Hasan Basri Türbesi:Hasan Basri Türbesi, şimdiki Karakaya Baraj Gölü’nün altında kalan Korucuk köyünden geçen Tohma’nın kıyısındaydı. Barajın yapılmasından önce türbe Eski Malatya’daki yeni yerine taşınmıştır. Battal Gazi’nin arkadaşlarından olduğuna inanılır. 


 
Sıddı Zeynep Kümbeti: Battalgazi surları içinde yer alır. Sekizgen bir yapıya sahiptir, üzeri piramit bir çatı ile örtülüdür. inşa tarihi bilinmemektedir. 


 
Kanlı Kümbet: Battalgazi Meydanbası Mahallesinde eski mezarlığın içinde inşa edilmiş mezar anıtıdır. Kare plan üzerine inşa edilmiştir. Altta kripto, üstte ise ziyaret edilen türbeden oluşmaktadır. Kripto tastan diğer kısımlar ise tuğladan örülmüştür. Selçuklu dönemine aittir. 




Eski Malatya Şehir Surları: Malatya-Sivas karayolunun sağ kanadı boyunca uzanıp geniş bir alanı kapsar. Yapımına Roma İmparatoru I.Titus zamanında başlanmıştır. Daha sonra Bizans İmparatoru Justinianus(522-565) zamanında son halini almıştır. Beşgen bir görünümdedir. 


 
Silahtar Mustafa Pasa Kervansarayı: Eski Malatya Alacakapı mahallesinde dikdörtgen alan üzerine inşa edilmiştir. Açık avlu ve kapalı hol kısımlarından oluşur. Hantal ve kalın duvar örgüsünün görünümünü, pencereleri yukarıdan açılmakla giderilmeye çalışılmıştır. 1637 tarihinde IV. Murat’ın silahtarı Bosnalı Mustafa Pasa yaptırmıştır. 

Kırkkardesler Şehitliği: 13.yy Selçuklu dönemi mezarıdır. Burada 40 Selçuklu şehidinin mezarı bulunmaktadır. 


 
Karakaya Baraj Gölü: Battalgazi ilçesine 5 kilometre mesafededir. Baraj kenarında piknik ve dinlenme olanağı bulunmaktadır. 




DARENDE 



Somuncu Baba Camisi: Ana mekanı kare olup tek bir kubbeyle kapatılmıştır. Kubbe içten tromplar, dıştan altıgen kasnak üzerine oturur. Cami içinde Şeyh Hamid-i Veli ve oğlu Halid Tayyib’in sandukaları bulunur. Minare ve cami arasında, temellerin üzerinde L planlı iki katlı medrese yer alır. İkinci kat tamamen yıkıktır. Caminin ön kısmındaki bölme Abidin Pasa tarafından yaptırılmıştır. Tek minareli olan cami, 17.yy.da yapılmış bir Osmanlı eseridir. 

 
Somuncu Baba Camisi Minaresi: Eski Darende Somuncu Baba Külliyesinin hemen bitişiğindedir. Eski bir camiye ait minare 1907 yılında yaptırılmıştır. Bu tarihe göre Şeyh Hamid-i Veli zaviyesinin minaresidir. Kare kaideli ve onaltıgen gövdeli, minare tek şerefeli olarak tastan inşa edilmiştir. Bitişiğinde bulunan cami sonradan yapılmıştır. 


 
İkiz Türbe: Osmanlı dönemine ait iki mezar, yöre belediyesince çevrilip koruma altına alınmıştır. 

 
Şehitlik: 


 
Mehmet Pasa Kütüphanesi: Kare planlı, kesme tas duvarlı ve tek kubbelidir. Kitabesine göre 1763 yılında Darendeli Osmanlı paşası Sadrazam Mehmet Pasa tarafından yaptırılmıştır. 


 
Sadrazam Rıza Paşa Kabri : Darendeli Hasan Rıza Paşa, önemli devlet adamlarından biridir. Cebecizâde Mehmet Paşa"nın torunlarındandır. Hasan Rıza Paşa, Bursa-Kocaeli mutasarrıflığı ile Halep ve Anadolu (Konya) valiliği yapmıştır. Halep'de iken Zekeriya (a.s.) Camii"ni tamir ettirmiştir. Aynı devirde 5 Cemaziyelevvel 1238/18 Ocak 1823"de Halep valiliğine tayin edildikten sonra, ceddi Cebecizâde Mehmet Paşa Kütüphanesi"ne her biri ayrı cüzler halinde bulunan bir takım yazma Kur'ân ve kitaplar 





 
Mehmet Paşa Camii Minaresi :Cebecizâde Mehmet Paşa"nın cami, medrese, dershane ya da kütüphaneden müteşekkil bir külliye kurmuş olduğu bilinmektedir. Külliye vakfiyesine göre Cebecizâde Mehmet Paşa Camii, külliyenin müştemilatından olan medresenin avlusuna kurulmuştu ve kütüphanenin kuzey tarafında ve aynı hizada bulunmakta idi. Kütüphane ve medrese 1191/1777 tarihinde yaptırılmıştı. Külliyeye ait vakfiye ise 1192 /1778 tarihinde tescil edilmiştir. 


 
Hüseyin Paşa Camii Minaresi : Bu cami, eski şehir mevkiindeki eski çarşının bulunduğu yerde kurulmuş olduğu için "Çarşı Camii" adı ile tanınmıştır. Bazar Camii adı ile de anılır. Ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Hüseyin Paşa tarafından tamir ettirilmesinden sonra onun adı ile anılmıştır. 


 
Hacı Müşrif Camii Minaresi : Kesme taştan yapılan minare, onaltıgen gövdelidir. Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri"nin soyundan olan Abidin Paşa, Şeyhzâde Zeynelabidin Paşa (ö. 1099/1687) adı ile de tanınmıştır. Zaviye mahallesinin Hacı Müşrif mevkiinde bir medrese, cami ve bir minare inşa ettirmiştir. Camii"nin minaresi halen mevcuttur. Medresesi kayıtlara göre, 19. yüz yılın sonlarında harap olmuş vaziyetteydi . Cami"in Hacı Müşrif adı ile de tanınması, içinde bulunduğu mahallin adını almış olması dolayısıyladır. 


 
Şeyh Hamid-i Veli Kitaplığı: Somuncu Baba Caminin ön salonunda ceviz dolaplar içine oluşturulmuştur. Bağışlanan kitaplarda meydana gelmiş 2000 civarında el yazması, eski ve yeni harfli el baskısı kitaplardan oluşmuştur. 


 
Seyid Abdurrahman Gazi Camii ve Külliyesi: Modern mimari tasarımla tamamen taş işçiliğinden yeniden inşa edilmiştir. Tohma ırmağı kenarında bulunmaktadır. 


 
Ulu Camii Minaresi: Ulu Caminin esas mekanı yoktur ve sadece minaresi ayaktadır. Kitabesi olmamasına karsın, yapım tarzı ve isçiliğinden caminin Beylikler Dönemi (14. yüzyıl) eseri olduğu tahmin edilmektedir. Tek şerefeli caminin külah kısmı tahrip olmuş ve kesme tastan inşa edilmiştir. 

Danabey Minaresi: Eski Darende’de kesme tastan inşa edilen ve şerefe korkulukları ile külahı yıkılmış olan minare; kayıtlara göre 1727 yılında Osmanlı paşalarından Hacı Hüseyin Paşa tarafından yapılmıştır. 


 
Yusuf Paşa Bedesteni: Eski Darende ilçesinde yer alan dikdörtgen bir yapıdır. İki bölümden 
oluşur. Birinci bölümde karşılıklı olarak altı dükkan bulunur. İkinci bölümde karşılıklı dokuz 
dükkan yer alır. Yusuf Paşa"nın oğlu İbrahim Paşa söz konusu bedestenin doğu tarafına bir bedesten yaptırmıştır. İbrahim Paşa"nın 1193 tarihli vakfiyesinde de babası Yusuf Paşa"nın Darende çarşısında kurmuş olduğu bedesten ve konumu hakkında bilgiler verilmektedir. 

Hasan Pasa Hamamı: Çarsı Hamamı diye de bilinir. Hamam dikdörtgen planlıdır. Erkek ve kadınlara ayrılmış iki bölümden oluşur. Kitabesi olmayan hamam 1838 yılında Hacı Hüseyin Paşa’nın kardeşi Hasan Pasa tarafından yaptırılmıştır. 


 
Zengibar Kalesi: Yörede Senkbar ismi ile de anılan kalıntı, tahminen Osmanlı dönemi eseridir. ilçenin kuzey yamaçlarında bulunan kalenin giriş kapısı kalmıştır. Kale, kesme tastan yapılmıştır. 


 
Aslantaşlar: 
M.Ö. 1750 yıllarında Kuşşara Kralı Anitta, Anadolu'yu tek bir yönetim altında toplayarak siyasi birliği sağlamıştır. Bu dönemde Malatya'nın büyük bir ihtimalle siyasi birliğe katıldığı sanılmaktadır. I. Hattusilis, kuzey Suriye yolunu emniyet altına almış, yerine geçen oğlu I. Mursilis ise Anadolu birliğini Halep ve Babil seferlerinden sonra sağlamış. Malatya'nın bu krallar döneminde kuzey Suriye ile Anadolu arasında önemli yol kavşağında olması nedeniyle Hitit birliğine girdiği ve bir Hitit şehri olduğu kabul edilebilir. 

Tas Köprü: Tohma Çayı üzerinde ve doğal vadinin hemen bitiminde köprü gözü olarak bilinen tas köprünün bir gözü onarılmış olup, ulaşımı sağlamaktadır. 

 
Nadir Köprüsü: Tohma Çayı üzerinde son dönem Osmanlı eseridir. Üç gözü olan bu köprünün bir gözü kapatılmış; diğer iki gözü betonarme ile onarılmıştır. 

Kavlak Köprüsü: ilçede bulunan ve halen kullanılan tas köprüdür. Son Osmanlı dönemi eseridir. 


 
Doğal Akvaryum: Somuncu Baba mevkiinde Tohma Çayı Vadisi içerisinde yer alan kayalar içerisinde balıklı gölün kaynağı durumundadır. 


 
Somuncu Baba Boğazı: ilçedeki balıklı göl ve Somuncu Baba Camisi ile başlayıp tas köprüye varan dik kayalardan meydana gelen, Tohma Çayı’nın ortadan aktığı doğal bir boğazdır. 


 
Tohma Çayı Vadisi: Somuncu Baba Camisi, doğal akvaryum, balıklı gölü içine alarak tas köprüye kadar uzanan ve dik kayalık yamaçlardan oluşan vadinin, tas köprüye yakın bölgesinde doğal bir hamam (sıcak su kaynağı) bulunur. Yörede buraya Gevher veya Gavur Hamamı denmektedir. 


 
Günpınar Şelalesi: Günpınar köyü sınırları içerisinde Tohma Çayı yatağında yer alan, 50 metre yüksekliğinde kayaların arasından suyun aktığı bir şelaledir. 

Roma Mezarı: Yenice beldesi merkezinde yer alan Masatepe mevkiindeki höyükte bulunan mezar anıt, içten düzeltilmiş ve dıştan moloz ve toprakla dolgunlaştırılmış tastan inşa edilmiştir. Çift mekanlı yapıda ahşap sanduka içinde kadın cesedi bulunmuştur. Taşınır nitelikteki küçük buluntular Malatya Müzesinde teshire sunulmuştur. Tahminen M.Ö. I. yüzyıla aittir. Bölgede üç adet höyük daha bulunmaktadır. 

Merkez Höyük: Eski Darende’dedir. Roma devri höyüğü olduğu tahmin edilmektedir. 

Kötükale: 

Kızıkhisar: 

Balaban İçmesi: Darende İlçesi, Balaban Bucağına 1 km uzaklıktadır. Mide, böbrek rahatsızlıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.



 
Malatya Müzesi : Malatya Müzesi’nde, Aslantepe ile Karakaya Baraj Gölü altında kalmış ören yerlerinde yapılan kazılar sonucunda elde edilen eserlerin yanı sıra diğer eserler sergilenmektedir. Müzede, su dönemlere ait eserler mevcuttur: Neolitik Dönem, Tunç Çağı, Hitit, Asur, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler bulunmaktadır. Önemli eserler arasında, M.Ö. 8000 yılında kireçtaşından yapıldıkları tahmin edilen Cafer höyük buluntusu heykelcikler; Aslantepe buluntusu Eski Tunç Dönemi’ne (M.Ö.3200) ait bronzdan yapılmış gümüş kakmalı kılıç ve mızrak uçları; Geç Kalkolitik Çağı’ndan kalma insan mezarları ve Eski Tunç Çağı’na ait bölgenin ticari merkez olduğunu gösteren mühürler bulunmaktadır. Neolitik heykelcikler (M.Ö. 8000); obsidiyen bıçak, orak, ok ucu, keski ve delgiler; kılıç ve mızrak uçları M.Ö. 3200-3000); insan mezarı (M.Ö. 4000); mühür baskılar (M.Ö. 3200-3000); ryton (M.Ö. 1200-1700), heykel ve kaya yazıtları. 
Malatya Müzesinde Bulunan Eserler İstatistiği (Eylül 2009) 
- Arkeolojik eser: 8316 
- Etnografik: 1777 
- Sikke: 5133 
- Tablet: 4 
- Mühür ve mühür baskısı: 820 
- Arşiv vesikası: 1 
- El yazma kitap: 14 
-Toplam: 16065 


 
Roma Su Kuyuları:Kara Mildan Tepesi’nin eteğinde belediyenin yaptığı çalışma nedeniyle oluşan çöküntüden sonra ortaya çıkan duvar izleri ve tepenin üzerindeki yapma derin kuyular, Malatya İl Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü’nü harekete geçirdi. Malatya-Elazığ Karayolu 6. Kilometresinde belediye çöp döküm sahasının yanındaki kara Mildan Tepesi’ndeki Kuyuların Roma döneminden kalma su kuyuları oldukları tahmin ediliyor. 

inderesi mağaraları: inderesi’nde askeri saha içerisinde bulunan mağaralar tahminen paleolitik devre hitap eder. Ancak, tahribat nedeniyle tarihi izler yok olmuştur. 

Venk Kilise: Merkeze bağlı Çamurlu köyündedir. Tonoz kubbelidir. Buranın Hıristiyanlar nezdinde ki ilgi ve itibarı, halen kilise kısmı ayakta olan külliyenin, Ermenler Hıristiyanlığı kabul ettiren Kirkor Lusavoriç’e izafe edilmesindendir. Cercis Peygamber'in makamı olduğu inancında olan Müslüman halk da aynı saygınlığı göstermektedir. Kapısındaki kitabede, “Aziz Kirkor’un kapısı, 1670 yılının Mart ayının on sekizinde Simon Gabiskopos eliyle yapıldı” ibaresi yer almaktadır. Kilise, şehir merkezine 4 km. mesafededir. Malatya-Elazığ asfaltına hakim bir tepenin üzerinde bulunmaktadır. 


 
Tashoron Kilise: Malatya merkezde Çavusoğlu mahallesinde bulunmaktadır. Yapı itibariyle 17. yy özelliğini gösterir. ahşap kubbesi çökmüştür; diğer mekanları önemli zararlar görmüştür. 



Beş Konaklar: Saray Mahallesinin Sinema Caddesi üzerinde, tipik Malatya konaklarının yapım özelliklerini taşıyan, 13 konaktan oluşmaktadır. Aslında bu cadde üzerinde 13 konak bulunmaktadır. beş konak birbirine yapışık olduğu için bu ad verilmiştir. 1900lü yılların baslarından itibaren inşa edildikleri bilinmektedir. 


 
Karakaş Konağı: Niyazi Mısri Mahallesi’nde bulunan 110 yıllık konak, Malatya eşrafından Karakaş ailesinin konağıdır. 


 
Aslantepe: Malatya Orduzu semtinde yer alan tepe, şehre 4 km. uzaklıktadır. 1932 yılında bilimsel kazılara başlanmış günümüzde de devam etmektedir. O dönem Aslantepe kent girişi kapılarında bulunan iki aslan heykeli ile Kral Tarhunza heykeli ve Hitit efsanesi İlluyanka’yı anlatan tasvirlerin bulunduğu rölyefler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne götürülmüştür. Söz konusu eserler halen bu müzede sergilenmektedir. Aslantepe’de İtalya Roma La Sapienza Üniversitesi kazı heyeti her yıl 45 gün süreyle kazı çalışması yapmaktadır. Kazı sonuçlarına göre, Aslantepe son Kalkolitik çağdan (M.Ö. IV. Bin) Yeni Hitit Çağı’na (M.Ö. 1200-700) kesintisiz yerleşim görmüştür. Ayrıca höyüğün tepesinde Roma-Bizans ve İslam çağlarına ait kalıntılar ortaya çıkmıştır. 

Samanköy Höyük: Samanköy’de bulunan sivri yapılı höyük, yüzey buluntularına göre, Kalkolitik ve Tunç Çağı yerleşimi barındırmaktadır. Herhangi bir bilimsel kazı yapılmamıştır. 

Furuncu Höyük: Malatya-Elazığ karayolu üzerinde, Çiftlik ve Furuncu köyü kavşağındadır. Karayolu yapım yıllarında höyüğün yarısı tahrip olmuştur. Bilimsel kazı yapılmamıştır. Kalkolitik, Tunç ve Demir Çağı ile Roma dönemine ait yerleşim izleri höyük katlarından anlaşılmaktadır. 

Maltepe Höyük: Malatya, Orduzu Pınarbaşı gölet kenarında yer alır. Bilimsel kazı yapılmamıştır. 

Askeri Şehitlik: Merkez Pasa Köşkü semtinde bulunan ve önceleri şehir mezarlığı olarak kullanılan mezarlık içerisindedir. 1946 yılında Kıbrıs’ta şehit düsen Kemal Özalpler burada yatmaktadır. 





Yeni Camii/Teze Cami/Tas Cami :Silme tastan yapılmış bir camidir. Hacı Yusuf Cami diyede bilinir. Cami, 1258 h. (1843 m.) tarihinde, Mustafa oğlu Yusuf Efendi tarafından yaptırılmıştır. Cami, 18 Şubat 1308 (2 Mart 1893 Perşembe) günü meydana gelen “Büyük Zelzele” de hasar görmüş yıktırılarak yerine bugünkü cami yaptırılmıştır. Çeşitli nedenlerle uzayan yapım isi, ancak 1913 senesinde bitirilebilmiştir. Halkın ve Sultan II. Abdülhamit’in şahsi yardımları ile yaptırılan caminin planı klasik Osmanlı Cami mimarisine uygundur. Ana mekan, beş kubbe ile kapatılmıştır. Dört fil ayağı üzerine oturtulan merkez kubbe, köselerdeki kubbelerden daha büyüktür. Son cemaat yerinin sağ ve solunda yer alan, her biri ikişer şerefeli olan iki minaresi vardır. Sol taraftaki minarenin yakınında yer alan, külah kısmı yıktırılmış minare, ilk camiye aittir. 


 
Yusuf Ziya Pasa Camisi (Ayşe Hatun Camisi) : Mücelli Caddesinde bulunan cami, sonradan sadrazam da olan Diyarbekir Valisi ve Ma’deni Hümayun Emini Yusuf Ziya Pasa tarafından karısı Ayşe Hanım için yaptırılmıştır. inşa kitabesinin ebcetle düşürülmüş tarihi 1207 h(m.1791)dir. Orijinal ezanlığı, minare yaptırıldığında sökülerek kaldırılmıştır. Üstü kubbe ile örtülü haziresinde üç mezar vardır. 

Çınarlı Cami/Çarsı Camisi: Tüccar Pazarı ile Yeni Cami arasında, şimdiki Vakıflar işhanı’nın bulunduğu yerde idi. Kerpiç ve tastan yapılmış, kubbesiz, son cemaat yeri kapalı, avlusunda havuzu olan güzel ve ferah bir cami olarak ün yapmıştı. Caminin banisi, Malatyalı Derviş İsmail Mehmet Ağa’dır. Babüsaade Ağası iken yaptırdığı için caminin resmi kayıtlardaki ismi “Babüsaade Camii” olarak geçer. Asıl Çınarlı Cami, 1040 h. (1631 m.) tarihinde yapılmıştır. Daha sonra, Eski Kasap Pazarı’ndaki kilise camiyi dönüştürülmüş, bu camiye de Çınarlı Cami ismi verilmiştir. Bu binanın üstü kaburgalı haç tonozlarla örtülüdür. 17’nci asırdan kalma bir bina olduğu zannedilmektedir. 



 
Atatürk Evi ve Halk Eğitim Merkezi Binası: 1928’de temeli atılan bina ertesi yıl bitirilmiş, 1930 yılında “Türk Ocağı” binası olarak hizmete sokulmuştur. Türk Ocakları’nın kapatılması üzerine bina Cumhuriyet Halk Fırkası’na devredilmiş ve uzun müddet fırka/partinin hizmet binası ve Halkevi olarak kullanılmıştır. 1950’li yıllardan sonra statüsü değiştirilmiş, bazen Malatya Lisesi’nin ek binası olarak, bazen de Halk Eğitim Merkezi olarak kullanılmış, 1980’li yıllardan sonra Atatürk Evi ve Müzesi olarak kullanılıp bugünlere gelmiştir. Cumhuriyetin şehrimize kazandırdığı ilk binalardan birisidir. 


 
Gazi _İlkokulu Binası: inşaatın devam ettiği sıralarda bazı münakasalara sebep olmuş, bu binanın okul binası olarak münasip görülmediği ilgili makamlara bildirilmiş, kabul görmeyen bu istekler inşaatın biraz gecikmesine sebep olmuş, Kesme tastan yapılan bina üç katlıdır. 
1983’de esaslı bir restore görmüştür. 
1909-1914 : Askeri Sevkiyat Koğuşu 
1914-1920 :Mahalle Mektebi 
1921 :Beş Yıllık İlk Okul 
1937:İkinci katı bitirilmiş, Atatürk'ün Malatya'ya gelişiyle adı "GAZİ İLKOKULU" olarak eğitim öğretim hizmeti vermektedir. Şu anda 8 yıllık eğitim öğretim kurumu olarak hizmet vermektedir 


 
Atatürk Anıtı: Anıt, 1946-1947 yıllarında yaptırılmıştır. iki bölümlü anıtın, birinci bölümü tas kaide, ikinci bölümü bronz Atatürk ve bayrak taşıyan çıplak genç figürüdür. Anıtın mimarı Nejat Sirel, heykeltıraşı Hakkı Bey’dir. Heykel, halktan toplanan 130 bin lirayla yaptırılmıştır. 




İnönü Anıtı: Malatya Valiliği önündeki meydanda yer alan anıt, 1946-1947 yıllarında Nejat Sirel ve Hakkı Bey tarafından yapılmıştır. iki kademeli anıt, tas kaide ve bronz İnönü heykelinden oluşur. Taş kaide yüzeyinde kabartma kompozisyonlar vardır. Halktan toplanan 160 bin lirayla yaptırılmıştır. 



 
Kütüphaneler: Merkez dahil 7 ilçesinde halk kütüphanesi ve çocuk kütüphanesi bulunmaktadır. Merkez Halk Kütüphanesi son yıllarda büyük gelişmeler göstermiştir. 




Sabancı Kültür Sitesi: Özel sektör Sabancılar tarafından yaptırılıp 1989 yılında hizmete açılan Sabancı Kültür Sitesi ile kültürel çalışmalar yeni bir canlılık kazanmıştır. 

İspendere İçmesi: Malatya- Elazığ yolu üzerinde Malatya’nın 28 km doğusunda İspendere köyündedir. İçme, ağaçlar arasında açık bir alanda olup, üç kaynaktan çıkan su hem içme hemde banyo yapma amaçlı kullanılmaktadır. Suyu; sindirim sistemi, idrar yolları ve karaciğer hastalıklarına iyi gelmektedir. 


(+) (+)  
Köprüler:75 Metre yüksekliğindeki Kömürhan Köprüsü,Tohma köprüsü ile 2 Km. uzunluğundaki Türkiye’nin en uzun çelik demiryolu Karakaya Baraj Gölü üzerinden geçmektedir. 



 
Horata Suyu: İl merkezine 5 km. mesafedeki Konak Mahallesinde(6 Ay önce Kasabaydı) Beydağı'nın eteklerinde çıkan Horata suyunun çevresinde bir mesire yeridir. 



Orduzu Pınarbaşı:Malatya-Elazığ karayolu üzerinde, merkeze 5 km. mesafede Orduzu semtinde kaynak sularının önüne bir set yapılarak bir gölet oluşturulmuştur. Yamaçları çam ağaçlarıyla çevrilidir. Ayrıca Kayısı Fuarı alanı da bu alana yapılmıştır. 


Yayınlanan:

IzmirKonak


Dünya’nın tüm güzelliklerinin toplanmış ender şehirlerinden biri olan İzmir, antik şehirleri, ören yerleri, plajları,  kaplıcaları, ılıcaları ile görülmeye değer bir şehirdir. İnsanlarının  sıcaklığı ve bağımlılık yapan güzelliği ile vazgeçilmez bir şehirdir.

Saat Kulesi: İzmir’in simgesi Kule 1901’de inşa edildi. 25 m. yüksekliğindeki kulenin saati de Alman İmparatoru’nun armağanı.

Asansör: Konak-Güzelyalı arasında işleyen caddeye çok dik yamaçlardaki evlere daha kolay gidilip gelinebilmesi amacıyla 1905’te Nesim Levi tarafından yaptırıldı. Günümüzde kültür kompleksi olarak kullanılıyor.

Tarihi Camiler: Hisar Camii, Şadırvan Camii, Kestane Pazarı Camii, Kemeraltı Camii, Salepçioğlu Camii, Konak Camii şehrin önemli camilerinden.

Beth İsrael Sinagogu: Karataş Semti’nde Sultan II. Abdulhamit döneminde 1905’te yaptırıldı.
Kemeraltı Çarşısı: İzmir’in en büyük ve eski alışveriş merkezinde keyifli bir gün geçirebilirsiniz.

Arkeoloji Müzesi: Konak’taki müzede İÖ 7. ve İS 2. yüzyıla ait Hitit, Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler sergileniyor.

Smyrna: Tarihi İÖ 3. bin yılına dayanan eski İzmir kenti, körfezin kuzeydoğusunda yer alan bir adacık ya da yarımadacık üzerine kurulmuştu. Ortaçağa ait Kadifekale, Basmane İstasyonu’nun yakınındaki tiyatro, Agamemnon hamamları, bugünkü adı Namazgâh olan Roma devri agorası ve yanındaki Bazilika kentin çok geniş alana yayılan kalıntılarından sadece birkaçı.

Kadifekale (Pagos): İzmir’de Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos’un körfeze hakim bir konumda kurduğu kent, bugünkü Kadifekale (Pagos) Tepesi ile tepenin iç limana bakan yamacında.

Bayraklı (Eski İzmir): İzmir Körfezi’nin kuzeydoğusunda Tepekule mevkiinde bulunan yerleşim alanı. Bayraklı’nın üst kesiminde 205 m. yüksekliğindeki burun üzerindeki yapı mitolojik kral Tantalos’un mezarı olarak biliniyor.

İzmir Kuş Cenneti: Dünyanın sayılı sulak alanlarından biri İzmir Kuş Cenneti. Gediz Deltası’nda yıl boyu 250 kuş türü görülüyor. Delta aynı zamanda Türkiye’de flamingoların Tuz Gölü’nden sonra en önemli üreme alanı; deltanın her bölgesinde, hatta İzmir Körfezi’nde flamingoya rastlanıyor. Gediz Deltası’nın biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıyan bölümlerinden Homa Lagünü, Çamaltı Tuzlası’nın bitişiğinde. Gediz Deltası’nda Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı, mutlaka uğranması gereken bir ziyaretçi merkezi bulunuyor.

Bergama

Yabancı turistlerin en fazla rağbet ettiği köşelerden Bergama ilçesi İzmir’e bağlı. Pergamon antik kenti müzesi ve doğal güzellikleriyle ziyaretine gelenleri kendine hayran bırakıyor.

Bergama Müzesi: Pitane, Myrina buluntularının yanı sıra müze koleksiyonu ağırlıklı olarak Pergamon antik kentinin kazı buluntularını kapsıyor. Etnografik malzemeler de sergileniyor.

Pergamon: Denizden yaklaşık 400 m. yükseklikte, Bakırçay’ın iki kolu arasında yer alan kentteki en eski yerleşim İÖ 8. yüzyıla tarihleniyor. Adı dönemin yerel Anadolu dilinde kale, korunaklı yer anlamına gelen Pergamon, Hellenistik dönemde Attalos hanedanlığının başkentiydi. Kent siyasi olduğu kadar kültürel bir merkezdi; kitaplığında 60 bin eser bulunuyordu. Mısır’ın kâğıt ambargosu üzerine kendi kâğıtlarını, parşömeni icat etmişlerdi. Lucius Ampelius’un kitabında dünyanın harikaları arasında gösterdiği Zeus Sunağı da bu dönemde yapıldı. Berlin Pergamon Müzesi’ndeki sunağın kabartmalarında Gigantlar ve Olympos Tanrıları arasındaki mücadele işlenmişti. ‘Dünyanın en eski sosyalist ayaklanması’ olarak da tanımlanan Aristonikos Ayaklanması egemenlerin buyruklarıyla ezilen yoksul sınıflar tarafından krallığın Roma’ya bırakılması üzerine burada başlatıldı. Hellenistik kent Roma döneminde giderek daha görkemli bir hal aldı. Antikçağda olduğu gibi bugün de kente yaklaşan her ziyaretçinin gözüne ilk Traian Tapınağı çarpar. Roma dönemde kente kazandırılan etkileyici yapılardan yalnızca biridir o. Kentin güneybatısındaki Asklepieion, sağlık Tanrısı Asklepios’un kutsal alanı olup antikçağın en önemli şifa merkezlerinden biriydi.

Allianoi: Balıkesirli bir antikçağ yazarı P. Aelius Aristides, Hieroi Logoi adlı kitabında Allianoi’nin, Pergamon ve Hadrianothera arasında bulunduğunu söylüyor. Arkeologlar, bu tanımın bugün İzmir Bergama’da Paşa Ilıcası olarak bilinen yere denk düştüğünü ve buranın Allianoi olduğunu düşünüyor. Otuz bin metrekarelik bir alana yayılan bu termal kent şüphesiz Anadolu arkeolojisinin son yıllardaki en önemli keşiflerinden. Alanın üçte birini, kenti ikiye ayıran İlya Irmağı’nın iki yanına yayılan ve İS 2. yüzyılda inşa edilen ılıca kompleksine ait yapılar kaplıyor. Üç katlı ılıcanın oldukça iyi korunagelmesi, eşsiz mozaikleri, mimari ve yontuları Allianoi’yi benzerine az rastlanır bir termal kent yapıyor. Yortanlı Baraj Gölü’nün altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Allianoi’ye geziler ise ne yazık ki zaman zaman engelleniyor.

Kozak Yaylası: Kent merkezine 20 km. Ancak İzmir’in Bergama ilçesindeki Kozak Yaylası, altın madenleri uğruna hançerleniyor. Dünyanın en kaliteli çam fıstıklarının üretildiği, bilim insanları tarafından ‘ekolojik hassas bölge’ olarak tanımlanan Kozak Yaylası’nda altın madenciliği için 2010’unun ilk aylarında binlerce ağacın kesimine başlandı.

Türk İslam Yapıları: Ulucami, Selçuklu Minaresi, Kurşunlu Camii, Hacı Hekim Camii, Şadırvan Camii, Parmaklı Mescid, Taşhan, Tabaklar Hamamı, Küplü Hamam, Çarşı Hamamı, Bedesten Türk İslam yapıları arasında yer alıyor.

Kalem Adası : Antik dönem tarihçisi Strabon’un Ege’deki Aiolis bölgesinde bulunan Arginussi adıyla andığı üç küçük ada grubu içindeki Kalem Adası İÖ 1200 yıllarına uzanan tarihi izler taşıyor. Arginussia üçlüsünün öbür ikisi; Garip ve Güvercin adaları. Adalar haritalarda Garip Adaları adıyla anılıyor. Kalem Adası anakaranın yalnızca 450 metre açığında, Yunanistan’ın Midilli Adası’na uzaklığı ise 13 deniz mili. Uzun kumsalıyla (450 metre) göz dolduran Garip Adası’na Kalem’den yüzerek geçmek mümkün. Kalem Adası, üzerinde taş işçiliğiyle yükselen, şato görünümüyle yaklaşık 35 bin metrekare alana yayılan butik otel yapılmasıyla duyuldu. Turizmin doğayla buluşmasının az rastlanır örneklerinden biriydi bu. Otelden çevreye uzanan taş yollar bir yanda Bademli’nin türkuvaz sularına, öte yanda Midilli’nin Egeli dünyasını yansıtan manzaralara açılıyor. İnce kumlu sahilleri, zengin sualtı dünyası, zeytin ağaçları ve türkuvaz sularında kızıl günbatımıyla Kalem Adası, eşine az rastlanır bir tatil seçeneği oluşturuyor.

Çandarlı / Aliağa

Volkanik bir dağın önünde yer alan Çandarlı Körfezi, Kanlıburun ile Arslanlı Burun arasında irili ufaklı birçok koydan oluşuyor. Bunaltıcı yaz sıcaklarında püfür püfür esen serinletici rüzgârlarıyla tanınıyor. Kıyılarını antik kalıntılar süslüyor. Sanayi devi Aliağa’da bile denizi pırıl pırıl

Çandarlı / Aliağa Gezi Rotası: Antikçağda bir Helen boyu olan Aiollerin yerleştiği Ege Bölgesi’nin kıyı kesimi Aiolis adıyla anılıyor. Kuzeyde Bakırçay, güneyden Gediz ile sınırlanan bölge Çandarlı Körfezi’nin tamamı ile Foça sahillerini kapsıyor. Sayısız koyun sıralandığı bu girintili çıkıntılı kıyılar Ege’nin en güzel deniz manzaralarının bir bölümü ile tarihsel değerleri birlikte sunuyor. Tarihsel kalıntılar yani antik Aiol kentlerine ait örenyerleri ağır bir yağmaya uğramış ve geriye çok az şey kalmış. Ancak bu kentler kuruluş yerlerinin etkileyiciliği nedeniyle ziyareti hak ediyor. Aiolis kıyılarını gezmek isteyenler Dikili’den itibaren kıyıyı izleyerek ya da Çanakkale İzmir yolundan Çandarlı yoluna saparak tura başlayabilir. Kıyıdan gelindiği takdirde Denizköy’den körfeze giriş yapılır. Sonraki durak antik Pitane yerine kurulmuş olan Çandarlı beldesi. Denize bir boynuz gibi uzanan bir yarımada üzerindeki Çandarlı, çok iyi korunmuş bir Ceneviz kalesi ile dikkati çekiyor. Buradan önemli doğa alanı Bakırçay Deltası’nı görürsünüz. Anayola dönüldüğünde, Kazıkbağları köyünden kıyıya doğru, antik liman kenti Elaia’nın çok iyi durumdaki mendirek kalıntıları görülebilir. Bundan sonra kıyıdan ayrılarak Yunt Dağı eteklerinde, Köseler köyündeki, kıyıdakilerin aksine az yağmalanmış önemli Aigi kenti görülebilir. Kıyıya dönüldüğünde Yenişakran’da Gryneion, daha sonra da Myrina kentlerinin kalıntıları daha doğrusu bunların harika yerleri ziyaret edilir. Ağır sanayi bölgesi olmasına karşın kıyı kasabası havasındaki Aliağa’dan Nemrut Körfezi’ndeki zengin buluntuları ortaya çıkarılan Kyme’ye gidilir. Bundan sonraki etap eski Rum taş evleriyle dolu dağ köyü Kozbeyli, sonra Yenifoça’dır. Yenifoça Foça arasındaki yol harika koylardan geçer. Tur Foça’da sona erer.

Çandarlı: Antik dönemdeki Pitane bugün Çandarlı olarak biliniyor. Körfeze uzanan bir buruna kurulu ilçenin üç tarafı da denizle çevrili. Antik yerleşimden geriye hemen hemen hiçbir şey kalmamış. İlçenin Cenevizlilerden kalma kalesi Çandarlı Halil Paşa zamanında onarıldı.

Denizköy: Çandarlı’nın kuzeydoğusunda bulunan köye günübirlik bir gezinti yapılabilir. Köye ilçeden dolmuşlar kalkıyor. Bu sahil köyündeki tertemiz plajda yüzebilirsiniz. Köyün karşısında adalar bulunuyor.

Elaia: Bergama’ya bağlı Zeytinbağ beldesinin Kazıkbağları Mahallesi’nde bulunuyor. Kazıkbağları’ndan birkaç kilometrelik tarla yollarından geçerek kentin günümüze ulaşan en sağlam kalıntısını, mendireğini görebilirsiniz. Ancak bu ıssız yerde bir tesis bulunmuyor.

Pitane: İzmir’ in Dikili ilçesinin güneyinde, Çandarlı bucağı sınırları içindeki kentte sur duvarları ve Venedik Kalesi görülebilen kalıntılardan. Kentin arkaik devir nekropolisi ünlü.

Gryneion: Aliağa’ya bağlı Yenişakran beldesinin bir kilometre kadar dışında, denize hançer gibi uzanan küçük bir yarımada üzerinde yer alır. Zakkumların açtığı yaz mevsiminde çok etkileyici manzaralarla karşılaşırsınız. Sahilinden denize girebilirsiniz.

Aigai: Yenişakran’a bağı Köseler köyünden iki kilometre sonra antik kente varıyorsunuz. Herodotos Aigai’yi 12 Aiolis kentinden biri olarak sayıyor. Pers işgalinden etkilenmediğinden, birçok eşzamanlı kentten farklı olarak arkaik dönem kalıntıları açısından zengindir. Hellenistik dönemde, İÖ 218’de Pergamon Krallığı, daha sonra da Roma egemenliğine giren kent, bölgedeki diğer yerleşmeler gibi İS 17’de depremle sarsıldı. Bu yıkımın ardından İmparator Tiberius’un yardımlarıyla yeniden inşa edildi. Gün Dağı’ndaki erişilmesi güç yerleşme, arazinin yapısına uygun şekilde teraslar üzerinde kurulmuş ve sur duvarlarıyla çevrelenmişti. Kentte üç katlı agora, sütunlu galeri, tiyatro, gymnasion, meclis yapısıyla İÖ 2. yüzyıla ait Demeter’e adanan ve İÖ 48’de Prokonsül Servilius İsauricus’un Apollon Khesterios için yaptırdığı tapınak kalıntıları görülebilir.

Myrina: Antik kent, Aliağa’dan sonra Güzelhisar Çayı’nın deltasında “Öteki” ve “Beriki” adı verilen iki tepeye ve aralarındaki koya yerleşmiş. Ancak günümüze sadece liman kalıntıları ulaşmış.

Kyme: Aliağa’ya yaklaşık 4 kilometre kala soldaki sarı tabelayı takip ettiğinizde Kyme’ye ulaşırsınız. Aiolis bölgesinin en büyük kenti olan antik kent çevredeki sanayi tesislerinin arasına sıkışmış durumdadır. Kentten çıkarılan birçok heykel bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Foça

Foça, Çandarlı Körfezi ile İzmir Körfezi arasında yarımada üzerine kurulu. Arkeolojik, mimari ve doğa zenginliklerinin korunması amacıyla 1990’da Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edildi

Foça, Çandarlı Körfezi ile İzmir Körfezi arasında bir yarımada üzerine kurulu. Yunanistan’daki Dor istilasından kaçarak Ege sahillerine çıkan ve burada Smyrna dahil birçok yerleşim yeri kuran İonların kurdukları önemli merkezlerden biri de Foça’ydı. Antik Foça kenti 12 İon birliğine dahildi. Antik “Phokaia” adını foklardan alan Foça, döneminde önemli bir liman ve deniz gücüne sahipti. İÖ 7. yüzyıldan başlayarak hızlı bir yükselme dönemine giren Phokaia kenti, Heredot’a göre denizcilikte büyük gelişme gösterdi. 50 kürekli ve 500 yolcu taşıma gücünde, hızlı tekneler kullanan Phokaialılar, uzun deniz yolculuğuna çıkan ilk Hellenlerdi. Arkeolojik, mimari ve doğa zenginliklerinin korunması amacıyla 1990´da Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiş. Eski Foça ile Yeni Foça arasında karşınıza çıkan koylar ilçenin en güzel plajlarını oluşturuyor. Foça içinden tekne turları ile çevredeki irili ufaklı pek çok ada ve koya ulaşmak mümkün. Bunlar arasında Orak Adası, İncir Adası ve Akdeniz foklarına ev sahipliği yapan Siren Kayalıkları da var. Bunların dışında Foça’ya 7 kilometre kala karşınıza çıkacak anıtmezar, Küçük Deniz ile Büyük Deniz arasında yer alan kale duvarları, Kybele tapınağı ve Şeytan Hamamı da görülebilecek diğer yerler arasında.

Adalar: Hayırsız (Atatürk), Metalik, Orak, Pide, Fener (Oğlak), Eşek, İncir adalarında fokların yanı sıra pek çok kuş türü barınıyor. Antikçağdan bu yana ününe ün katan Siren Kayalıkları Foça açıklarındaki adaların en büyüğü olan Orak Adası’nın güneybatısında. Bu kayalıklarda fokların barındığı; biri sualtında, beşi karada olmak üzere toplam altı mağara var. Akdeniz foklarının barınağı olduğu için adada kayalıklara çıkmak, yüzmek ve avlanmak yasak. Diğer adalarda ise yalnızca olta balıkçığına izin var. Akdeniz fokuyla ilgili bilgiyi Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu’nun web sitesinde bulabilirsiniz. Bu siteden küçük bir bağış karşılığında bir fok evlat edinmeniz de mümkün.

Adalara ve Foça çevresindeki pek çok koya Foça’dan tekne turlarıyla gidilebiliyor. Foça merkezinden Foça Tur Kooperatifi’nin ve özel firmaların işlettiği teknelerle Foça çevresindeki adalara günübirlik turlar düzenleniyor.

Siren Kayalıkları: Adını, güzel sesleriyle gemicilerin aklını çelen efsanevi yaratıklardan alan Siren Kayalıkları, Orak Adası’nın güneybatısında. Biri sualtında, beşi karada toplam altı mağarada Akdeniz fokları yaşıyor. Homeros buradan, “yolunu şaşıran gemilerin çarptıkları kayalıklar” olarak söz eder.

Şeytan Hamamı: Foça’ya 2 kilometre mesafedeki, Çan Tepesi’nin eteğinde yer alan yapı, Şeytan Hamamı olarak biliniyor.

Beşkapılar: Foça Körfezi’nin en batısındaki yarımadanın ucunda bulunan Osmanlı kalesine ait kayıkhane, sayısı beş olan kemerlerinden ötürü Beşkapılar adını almış. Osmanlı kalesi ise, 13. yüzyılda Cenevizliler, 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlılar tarafından onarılan arkaik devir surlarının üzerinde yer alıyor.

Kybele Kutsal Alanı: Antik limana bakan kutsal alan İÖ 6. yüzyıl başlarına tarihleniyor. Kazılar sonrası açık hava müzesi görünümü kazanan kutsal alan, Anadolu´nun en eski Ana Tanrıçası Kybele´ye adanmış.

Fatih Camii: 1455 yılında Foça’nın fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan cami Eski Adliye Sokağı üzerinde.

Hafız Süleyman Ağa Mescidi: Halk arasında Süleyman Ağa Mescidi olarak bilinen yapı, 1548 yılında Foça Kalesi Dizdarı Hamzaoğlu Mustafa tarafından yaptırıldı.

Phokaia: Eski Foça’yı yeni Foça’ya bağlayan karayolu üzerindeki İon kenti, Aiol bölgesinde yer alıyor. Tarihi İÖ 8. yüzyıla kadar izlenebilen Phokaia, Kybele tapınımının olduğu en önemli merkezdi. Athena tapınağından günümüze İon sütun başlıkları kalmış. Kentin 8 kilometre doğusundaki mezar anıtı halk arasında Taşkule adıyla biliniyor.

Panaztepe: Menemen´in 13 kilometre batısındaki yerleşmenin tarihi İÖ 4. bine kadar iniyor. Kapladığı alan Troia´nın en az on katı olan Panaztepe´de çeşitli yapı kalıntıları ve keramik parçaları bulunuyor.

Larissa: Menemen ilçesinin yakınlarındaki kent İÖ 8. yüzyılın sonuna tarihlenir. Kalıntılar arasında tapınak ve akropolisin sur parçaları bulunuyor. Kente ait mimari parçalar İzmir Arkeoloji Müzesi’nde, diğer eserler ise Stockholm ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.

Tire

İzmir’in ilçesi Tire, camileriyle olduğu kadar doğası ve el sanatlarıyla da ünlü.

Tire Müzesi: Müzede arkeolojik, etnoğrafik eserler ile sikkeler 2 salonda teşhir edilmekte, bahçesinde ise Beylik ve Osmanlı mezar taşları başta olmak üzere çeşitli taş ve toprak eserler sergileniyor.

Necip Paşa Kütüphanesi: Kütüphane 1827 yılında, II. Mahmud devrinde, Gürcü Mehmed Necip Paşa tarafından yaptırıldı. Osmanlı devri klasik mimari üslubunda inşa edilen kütüphane, kare şeklinde ve tek mekânlı. Kütüphanede 1147’si yazma, 1135’i değerli basma, toplam 2 bin 282 adet Osmanlı dönemine ait kitap bulunuyor. Cumhuriyet dönemine ait kitap sayısı ise 900 civarında. Günümüzde bilimsel kuruluşlara ve araştırmacılara mikrofilm ünitesi ve bilgisayarla hizmet veriliyor.

Ulu Cami: Atatürk Caddesi üzerinde bulunan yapı Tire’nin büyük camileri arasında sayılır. Caminin yapılış tarihiyle ilgili kesin bir bilgi bulunmuyor. Bazı kaynaklarda 15. yüzyılda İzmiroğlu Cüneyd Bey tarafından inşa ettirildiği yazar. Üç kapısı bulunan cami, 16 yığma ayağa oturtulmuş.

Tire’deki diğer önemli camiler ve yapılar: Yeni Cami, Yalınayak Camii, Kara Kadı Necmeddin Külliyesi, Yeşil İmaret Zaviyesi (Yahşibey Camii), Mehmed Bey Camii, Hüsameddin Camii, Fadıloğlu Camii, Hacı Mehmed Ali Ağa Camii, Tahtakale Camii, Aydınoğlu Mehmet Bey Camii, Narin Camii, Süratli (Suretli) Mehmed Paşa Camii, Karahasan Camii, Çanakçı Mescidi, Süleyman Şah Türbesi Tire’nin tarihi ziyaret noktaları.

Urla

İzmir’in ilçesi Urla, kentin batısında Urla Yarımadası’nın orta kısmına kurulu.

Kokarkoy: Urla’nın güneyinde. Kokarkoy’da, hem tarihi hem de doğal güzellikler bir arada. Kokarkoy’un temiz denizi bazı yerlerde 98 m. derinliğe ulaşıyor.

Karantina Adası: Urla kıyılarının yaklaşık 100 metre açığındaki Karantina Adası 320 dönüm alana yayılıyor. Ada, adını Fransızların 1865 yılında yaptığı karantina tesislerinden aldı. Ada 1955 yılında karayoluyla Urla’ya bağlandı. Aslında bu adanın karaya ilk bağlanışı değil; bazı kaynaklarda adanın Büyük İskender zamanında karaya bir yolla bağlandığı geçer. Öte yandan adada antik Klazomenai kentinin kazıları sürüyor. Karantina Adası antik metinlere göre İÖ 5. yüzyılda Pers istilasından kaçan Klazomenaililerin saklandıkları yerdir. Bugün adada kurulu Urla Devlet Hastanesi ve Sağlık Bakanlığı’nın dinlenme tesislerinin yanı sıra otel de var.

Yassıca (Alman) Ada: İzmirlilerin yaz sezonunda kolaylıkla ulaşabildiği Yassıca Ada’ya Denizcilik İşletmeleri’nin tarifeli vapur seferi var. Ada yolcuları gerek Konak İskelesi’nden, gerekse Karşıyaka İskelesi’nden düzenli seferlerle Yassıca Ada’ya gidebiliyor. Yassıca Ada’da ziyaretçilerin yararlanabileceği kumsallar ve restoranlar var. Adada İstanbul adalarında olduğu gibi motorlu taşıt bulunmadığı gibi devamlı bir yerleşim de yok. Ada iskelesinde özel teknelerin de yararlanıp hizmet alabileceği bir bölüm bulunuyor. Yassıca Ada’da haziran ayında başlayan yaz sezonu, eylül ayına kadar devam ediyor. Adayı sezonda ziyaret eden kişi sayısının günde bini geçtiği tahmin ediliyor.

Malgaça İçmeleri: Mide, böbrek, safrakesesi hastalıklarına iyi gelen içme suyuyla ünlü. Ayrıca, kilometrelerce uzunluğunda doğal plaja sahip.

Klazomenai: İzmir Körfezi’nin kuzeyindeki kentin en erken yerleşimi bugünkü modern limanın doğusunda, Limantepe adıyla anılan prehistorik höyük. Klazomenai, İÖ 10. yüzyılın ortalarında bugünkü yerine taşınmış. Dünyanın en eski zeytinyağı atölyelerinden birinin de sahibi olan Klazomenai’nin nekropolisi Yıldıztepe’de bulunuyor.

Güvendik Tepesi: Çeşmealtı üstündeki bu tepeden açık havada İzmir Körfezi’ni görmek mümkün. Güneşin doğuşu ve mehtaplı gecelerde sunduğu inanılmaz görüntüleriyle ünlü. Tepede, leziz et yemekleri yiyebilirsiniz.

Özbek Köyü: Balıkçılık ve ziraatle geçinen köyün camisi içinde asırlık ağaçlar var. Otantik havası ve yarımadanın batı kıyılarındaki yat limanı görülmeye değer.

Bademler Köyü: Tiyatrosu olan ilk köy. Oyuncular da ziraatle uğraşan köylüler. Bademli köyü, kütüphanesi, özel çocuk oyuncakları müzesi ve çiçek seraları ile ünlü. Susuz Yaz filmi bu köyde çekilmiş.

Teos: Sığacık’a 4 km. uzaklıkta. Antik iskele, Arkaik ve Hellenistik devir sur kalıntıları, tiyatro, Roma devri odeonu ve batıdaki nekropoliste bulunan kaya mezarları Teos antik kenttinin zenginlikleri arasında. Antik dünyanın en büyük Dionysos tapınağı da burada.

Mynonnessos: Kent, 60 m. yüksekliğindeki sarp bir kayadan oluşan Sıçan Adası’nda. Doğanbey Burnu’nun yaklaşık 1.5 km. kuzeyinde kalan kayalığa karadan ulaşmak oldukça güç.

Sığacık: Urla’nın güneyinde, Seferihisar’ın 5 km. batısında kurulu Sığacık, kendi adıyla anılan körfezin kıyısına kurulu şirin bir balıkçı kasabası. Liman çevresinde balıkçı lokantaları sıralı.

Karaburun

Karaburun, İzmir Urla yarımadası’nın Balıkova ve Gerence koyları arasındaki hattın kuzey bölümünü oluşturan Karaburun Yarımadası’nda kurulu. Tüm dünyada sayıları oldukça azalan Akdeniz Foku’nun (Monachus monachus ) bulunduğu mavi bayraklı Karaburun sahilleri yolunun bol virajlı olmasından dolayı yoğun turist kalabalığından da uzak, keşfedilmeyi bekliyor.

Karaburun Yarımadası’na ulaşmak için İzmir Çeşme yönünde Urla kavşağını geçtikten sonra biraz ilerideki Karaburun çıkışından otoyoldan çıkarak rotamıza başlayabiliriz.

Yarımadanın çevresini dolaşan bu rota hafta sonunu geçirmek için alternatif güzergâh arayanlar için zengin seçenekler sunuyor. Yol boyunca birçok balıkçı köyleri, saklı koylar karşınıza çıkacak. Otoyoldan çıktıktan sonra sahil yolu virajlı ve dar. Kuzeye doğru ilerlerken Balıkova, Mordoğan ve Kaynarpınar köylerini geçeceksiniz. Buralarda küçük mütevazı balıkçı lokantalarında mola verebilirsiniz. Mordoğan’da konaklama seçenekleri de mevcut. Bir sonraki nokta Kaynarpınar’a bir kilometre mesafedeki dağda bulunan İnecik köyü. Köyde eski Rum evleri ile süslü daracık sokaklarda gezip, fotoğraf çekebilirsiniz. Köyün kahvesinde çay molası verebilirsiniz. Karaburun’a gelmeden yolda birçok plaj göreceksiniz. Ardıç, İçmekıyısı, Bodrum, Mimoza plajları bunlardan birkaçı. Karaburun’da geceyi geçirebilirsiniz. İskelesinde birçok balıkçı lokantası var. Karaburun’dan dağlara doğru iki tur yapabilirsiniz. Buradan iki kilometre sonra yol Akdağ yönüne doğru ayrılacak. Arabayla kolayca Akdağ zirvesine kadar gidebilirsiniz. Burası yarımadanın en yüksek noktası ve tüm koyların seyredilebildiği panoramik manzara sunuyor. Akdağ’ın tam ters yönüne sapan yol ise sizi Yaylaköy’e götürecektir. Burası yarımadanın en yüksek rakımda kurulu köyü. Buradan yola devam ederseniz Küçükbahçe köyüne ulaşırsınız. Buradaki küçük pansiyonda kalabilirsiniz. Rotayı kıyı boyunca takip etmek isteyenler Karaburun’a geri dönüp, yola balıkçı köyü Yeniliman’dan devam edebilir.

Yol boyunca sıralanan Haseki, Sarpıncık ve Sazak köyleri terk edilmiş köyler. Deniz molası vermek isteyenler denize dik inen yolları takip edip Sarpıncık’tan Hamzabükü ve Parlak’tan da Badembükü’ne inebilir. Anayola tekrar çıktığınızda Küçükbahçe köyüne ulaşırsınız. Yol üzerindeki Karareis yazlık sitelerle dolu. Burada durmayıp Gerence’den geçip Ildırı’da mola verebilirsiniz. Burada küçük butik oteller ve balıkçı lokantaları var. Gelmişken Erythrai antik kenti kalıntıları da ziyaret edilebilir. Karaburun’da iki tane “mavi bayrak” taşıyan plaj bulunuyor. Kuyucak ve Akvaryum (İncirlikoy) plajları dışında Bodrum Plajı da mavi bayrak almak üzere. Karaburun’da alternatif turizm seçenekleri de bulunuyor. Bazı turizm şirketlerinin düzenlediği turlara katılarak trekking, tüplü ya da tüpsüz dalış, kanyon geçişi, cip ve moto-safariler yapılabilir. Karaburun Şenliği her yıl ağustos ayının ikinci haftasında yapılıyor. Ayrıca bilim kongreleri ve Ütopya toplantıları da ilçede düzenleniyor. Köy kadınlarının kurduğu Agro-Eko Turizm Kadınlar Kooperatifi çeşitli elişleri, değişik reçeller (enginar, domates, karabaşotu çiçeği) ve karanfil kokulu kolyeler yapıyor. Bunlar tatil dönüşü satın alınabilir.

Çeşme/Alaçatı

Son yılların gözde tatil merkezlerinden Çeşme, İzmir’in güneybatısında.

Çeşme: Sadece Ilıca, Alaçatı da değil, Çeşme’nin kıyısındaki Dalyan Koyu da ince, altın kumlarla bezelidir. Sokakları bölgeye adlarını veren çeşmelerle, mimari özellikleriyle literatüre geçmiş evlerle süslü. Çeşme’nin tarihi havasını solumak isteyenler görkemli kaleyi ziyaret etmeli. Çeşme civarında durgun sularıyla Altınkum, Pırlanta, Tursite koyları ve “beach club”ların toplandığı Ayayorgi Koyu günlük aktiviteler ve deniz için tercih edilebilir.

Karada: Eskiden Rumların yaşadığı adada kilise kalıntısının yanı sıra birkaç eski taş ev görülebilir. Adanın Bandırma Koyu ile Mercan Geçidi’ndeki iki koy ada ziyaretçilerinin yüzmek için tercih ettiği koylar arasında. Adanın kuzeydoğusundaki Nadin Mağarası da adaya yolu düşenlerin ziyaret ettiği, ilgi gören bir nokta. Yaz sezonunda haziran ayından itibaren Çeşme’den Karaada’ya günlük tekne turları düzenleniyor.

Alaçatı: Alaçatı, Ege kıyılarımızda taş işçiliğine dayanan geneneksel mimarinin en son kalelerinden. Bu nedenle kasabanın kendisi sokak sokak gezilmesi gereken bir yer. Yine 1970’lere kadar ayakta olduğu bilenen dört kiliseden biri bugün Pazaryeri Camii olarak hizmet veren Ayios Kostantinos Kilisesi (1874). Son zamanlara kadar sadece kavunu ile meşhur Ovacık köyü, üzüm bağlarına yeniden kavuşuyor.

Ildırı (Erythrai): Alaçatı’ya yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Ildırı köyü, doğası ve tarihi kalıntılarıyla günübirlik ziyaret için ideal bir yer. Ildırı, Erythrai antik kentinin üzerinde bulunuyor. Giritlilerin kurduğu, Lykialıların, Karialıların ve Pamphylialıların da yaşadığı, Ionia Birliği’ne bağlı 12 kentten birisi Erythrai’den geride kalanlar burada. Athena Tapınağı kalıntıları, kilise, tiyatro, devlet agorası, tapınak biçimli mezar anıtı, Hellenistik devir villası, Roma villası, megaron biçimli evler, Herakles tapınak yeri, kent duvarları, Erythrol Tiyatrosu’nun iskeleti hâlâ görkemli. Antik tiyatronun da bulunduğu tepeden Gerence Körfezi’ndeki irili ufaklı adacıklar ve Sakız Adası manzarası mükemmel. Bir balıkçı köyü olan Ildırı’da balık fiyatları eskisi kadar mütevazı değil. Balık yemek için ikinci önemli alternatif de yarımadanın kuzeybatı ucundaki Dalyanköy.

Ilıca: Yaklaşık iki kilometrelik plajı ve Yıldızburnu mevkiinde denizden kaynayan şifalı sıcak termal suyuyla ünlü. Ilıca’dan 5 kilometre uzaktaki Şifne’de de termal banyolar ve içmeler var.

Selçuk

Selçuk, Ege Bölgesi’nde İzmir’in tarih zenginliği en yoğun ilçelerinin başında geliyor.

Efes Arkeoloji Müzesi: En çok ziyaret edilen müzelerden. Ephesos kazılarında bulunan zengin arkeolojik malzemeler ve Anadolu’nun antikçağdan günümüze en iyi korunmuş evlerine ait buluntular sergileniyor.

Ephesos (Efes): Bir liman kenti olarak İÖ 10. yüzyılda kurulan Ephesos Hellenistik ve Roma dönemlerinde görkemli zamanlarını yaşadı. Nüfusu 200 bin kişiye ulaşan kent Roma döneminde Asia eyaletinin başkenti oldu. Dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen, İÖ 6. yüzyıla ait Artemis Tapınağı, İÖ 356 yılında adını tarihe geçirmek isteyen Herostratos tarafından yakıldı ve aynı yüzyılda yeniden inşa edildi. Mozaikleri, duvar freskleri ile korunan çok katlı zengin evlerinin bulunduğu Yamaç Evler bugün çatı koruması altında. Roma dönemi Ephesos’u, döneminin tüm kentsel donanımlarını doğal çevresine uydurulmuş, kendine has planı ile birlikte görürüz. Celcus Kütüphanesi, Traianus Çeşmesi gibi özel yapıların yanı sıra Ephesos’un çevresinde Hz. Meryem adına inşa edilen ilk kiliseden St. Jean Kilisesi ve İsabey Camii’ne kadar çok sayıda yapı bulunuyor.

Meryem Ana Evi: Ephesos’a 9 km. Aladağ, Meryem Ana’nın yaşadığı ve öldüğü yer olarak Hıristiyanların önemli bir hac merkezi. Burada şifalı olduğuna inanılan bir de kaynak var.

Lebedos: Ephesos’un 36 km. kuzeybatısındaki Kısık Yarımadası’nda. Bazilika, tiyatro, iki metre kalınlığındaki kent surları ve Seferihisar’dan 17 km. uzaklıktaki hamam önemli kalıntılar.

Kolophon: Menderes ilçesine bağlı Değirmendere bucağı yakınlarındaki kent, İÖ 9. yüzyıl civarında kurulmuş. Denizciliği ve atlarıyla ünlü Kolophon’un en önemli yapılardan biri İÖ 4. yüzyıla tarihlenen stoa.

Baklatepe: Gümüldür Menderes arasında, Bulgurca köyü yakınlarındaki Baklatepe’nin tarihi İÖ 6. bine uzanıyor. Yerleşmede evler, sokaklar ve çeşitli dönemlere ait mezarlar bulunuyor.

Metropolis: İzmir’in Torbalı ilçesi yakınlarında Kaystros (Küçük Menderes) Ovası’na hâkim bir konumda kurulmuştu. İlk yerleşim İÖ 3. binyılın başlarında gerçekleşmişti. Kent adını beş kilometre uzaklıktaki Meter Galesia isimli Anatanrıçanın kutsal mağarasından alıyordu. Üzüm, zeytin ve meyveciliğe dayalı tarım ile mermer yataklarına yakınlığı kent için önemli gelir kaynakları oluşturuyordu. Strabon, Ege Bölgesi’ndeki ünlü şarap merkezleri arasında Metropolis’i de sayar. Bu durum Metropolis’e ticari hayatta bir üstünlük kazandırmıştı ki bir yazıtta adı geçen Hegesias isimli banker gibi zengin insanların yaşadığı bir yer haline gelmişti. Kent İÖ 2. yüzyılda, Hellenistik dönemde oldukça gelişti. Bu dönemde üstü kapalı sütunlu galeri, tiyatro ve meclis binası gibi anıtsal kamu binaları yapıldı. İÖ 150 yıllarında yapılan tiyatrosu Anadolu’da türünün en erken taş örneklerinden.

Klaros: Menderes ilçesinin Değirmendere bucağına bağlı Ahmetbeyli köyünde. Apollon’a ait bir bilicilik merkeziydi Klaros. Antik Kolophon kentine bağlıydı. Mitolojik anlatıma göre Thebaialı kâhin Manto tarafından kuruldu. Klaros’ta ele geçen en eski keramikler İÖ 10. yüzyıla tarihleniyor. Antik yazarlar buradaki kâhinden kehanet istemeye gidildiğinde, kâhinin mağaraya gidip kutsal kaynaktan su içtiğini ve sonra ziyaretçinin aklındaki soruyu ona sormadan yanıtladığını anlatıyorlar. Fakat bu suyu içenlerin ömrünün kısaldığını da bildiriyor. Bir deprem sonucu yıkılan Klaros yanından akan çayın suları altında kaldı. Beş yılda bir Apollon için bayramların kutlandığı bilicilik merkezinde bir Apollon Tapınağı ve hemen yanında da kardeşi Artemis için daha küçük bir tapınak bulunuyor. Anıtsal bir kapıdan giriliyor tapınağa. Tapınakta yapılan kazılarda yaklaşık sekiz metre yüksekliğinde oturan bir Apollon ve onun iki yanında kız kardeşi Artemis ile annesi Leto’nun heykelleri bulundu.

Magnesia: Germencik ilçesinde, Ortaklar-Söke karayolu üzerindeki kent, en görkemli günlerini Hellenistik devirde yaşamış. Yaklaşık 1.5 km.’lik bir alanı kaplayan Magnesia, surlarla çevrili. Hermogenes’in başyapıtı Artemis Leukophryene tapınağı burada. Ayrıca hamam, tiyatro ve stadium diğer önemli yapılar.


Şirince: Selçuk ilçesine 8 kilometre uzaklıkta. Selçuk’tan İzmir yönüne doğru giderken sağda Şirince ayrımı var. Meyve ağaçları arasından kıvrılarak yukarı doğru tırmanan asfalt yol sizi Şirince’ye ulaştırır. Köyün genel havası da adı gibi şirin. Dağların kucak açtığı bembeyaz evleri ve köyü çevreleyen yemyeşil bir doğası var Şirince’nin. Her yıl ekim ayında Bağbozumu Şenliği’ne ve Şarap Festivali’ne ev sahipliği yapan Şirince, huzurlu bir tatil arayanların gözdesi.



Uzun yıllar birbirimize söylediğimiz sözdü. “Bir gün Karedeniz’i gezelim” Uzun yıllar etrafımızdakilerin bize söylediği sözdü “Aaa! Siz daha Karadeniz’i gezmediniz mi ? Neden Avrupa’da bir sürü yere gidiyorsunuz ? Önce ülkemizi gezin, Karadeniz’de Gezilecek Çok Yer Var!” 

İşte bu cümlelerle dolu hafızamızla 2013 Ramazan Bayramı için Karadeniz’de gezilecek yerleri araştırmaya başladım ve İzmir Merkezli Ebruli Tur’un Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e konseptli turunu görünce, Turla gezmeye karşı bir aile olsak da dayanamayıp hemen yerimizi ayırrtık.

Turumuz Erzurum’da başlayacak, Kars ile ilerleyecek ve Artvin Üzerinden Doğu Karadeniz’e girdikten sonra Macahel ve Gobaca Yaylalarında Karadeniz’in dibini görüp Rize Üzerinden Trabzon ile sona erecekti.

Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e Bir Haftada Gezilecek Yerleri böyle bir tur programı yapmak isteyenler için özetleyerek başlıyoruz


1. Gün: Erzurum- Sarıkamış ve Kars’da Gezilecek Yerler

 

Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e gerçekleştireceğimiz serüvenin ilk durağı Erzurum oldu. Ramazan Ayı’nın son günlerinde Oruç Gerginliğini üstünden atamayan bu şehri günün ilk ışıklarında turladık.

Erzurum’daki Gezimizi tamamladıktan sonra Sarıkamış üzerinden Kars’a vardık. Sarıkamış’ta yazın gezilecek pek bir yer olmasa da, Katerina’nın Av Köşkü’ne uzaktan bir göz attık. Kars’a daha önce kışın gelerek güzel hatıralarla ayrılmıştım. Bu defa da yazın geldim. Ancak bu bu şehre kar daha çok yakışıyor

 

 

 

  • Kars Kalesi
  • Kars Müzesi ve Özellikle Kazım Karabekir’e Ruslar tarafından Hediye Edilen Vagon
  • Fethiye Camii
  • Ordu Caddesi’ndeki Rus Mimarisine sahip güzel binalar
  • Ani Harabeleri

2. Gün Ani Harabeleri Boğatepe, Şavşat-Artvin



İkinci gün erkenden uyandık ve Kars’a 40 km mesafedeki Ermenistan sınırındaki Ani Harabelerine vardık. Tarihte 22 devlete evsahipliği yapan ve Büyük Ermenistan Krallığının başkenti olan Ani, Osmanlılar zamanında terk edilse de günümüzde keşfedilmemiş bir cennet. Ani Harabelerinin içindeki Tigran Honets Kilisesi, Fethiye Katedrali, Anadolu’daki ilk camii olan Manucehr Camii ve Yıldırım düştüğü için yarısı yok olan kilise Ani’de gezilecek yerlerin başında geliyor.




Kars’tan Artvin’e giderken normal Ardahan Yolu yerine alternatif yolu seçip Türkiye’de Peynirciliğin başladığı ve ilk gravyer üretiminin yapıldığı Boğatepe Köyünü ziyaret edip, gravyer peyniri ve kaşar

peynirinin öyküsünü dinledik.





Artvin yolu üzerinde bulunan Şavşat ilçesindeki Karagöl bir harika. Gezinin yıldızlarından birisi olan Şavşat Karagöl’de bir mola vermek şart. Ancak yolu çok kötü, ulaşmak zor. Fakat değiyor.

3.Gün Borçka Karagöl ve Macahel Bölgesi


Artvin’den iki saatlik bir mesafe ile Borçka’ya geliyoruz.Borçka’da bir başka Karagöl var. Şavşat Karagöl’den altta kalmayan bir doğa harikası.




Karagöl’den kendimizi zor alıp turumuzun asıl hedefi olan Macahel Bölgesine varıyoruz.


Macahel’de uzun ve zor bir patikadan sonra Efeler Köyü’ndeki Pansiyonumuzdayız.


4. Gün Macahal Bölgesi- Maral Şelalesi




Dördüncü gün Doğu Karadeniz’de gezilecek yerlerin içinde bir numarayı verebileceğim Maral Şelalesine gittik. Maral Şelalesi Türkiye’nin en yüksekten hiçbir katmana çarpmadan dökülen şelalesi. Karadeniz’de mutlaka görülmesi gereken bir yer.



5. Gün Fırtına Vadisi- Ayder Yaylası





Macahel Cennetin’den ayrıldıktan sonra yönümüz Rize üzerinden Fırtına Vadisi’ne. Fırtına Vadisi’ndeki ilk durağımız Bulut Şelalesi. Çok yüksekten döküldüğü için bulutların arasından döküldüğü efekti veren Bulut Şelalesi yolu zor ama ödülü büyük bir yer.


Fırtına Vadisi’nde ikinci durağımız Ayder Yaylası. Ayder Yaylası Ramazan Bayramı’nın 1.Gününde çok kalabalık. Hemen kendimizi Meydan Köyün’deki Goboca Dağ Evin’e atıyoruz.



6. Gün Fırtına Vadisi- Verçenik Yaylaları





Goboca’da bizden başka kimsenin olmadığı dağ evimizden ayrılıp daha da yukarılara Verçenik ve Elevit Yaylalarına yöneliyoruz.  Yolumuzu kaybediyor ve kendimizi Kaleköy- Kale-i Bala’da buluyoruz.  Fırtına Vadisi’nin gözcü kalelerinden birisi olan harap durumdaki Kale-i Bala‘nın bulunduğu köyden tavsiye üzerine Verçenik yaylası yerineÇiçekli Yayla‘ya yöneliyoruz. Verçenik Dağları’nın zirvesinde 2.800 Metrede yer alan Çiçekli Yayla’da güzel bir piknik yaptıktan sonra vakit yetersizliği sebebi ile Elevit’i pas geçiyouz.



7. Gün: Palovit Şelalesi- Zilkale- Rize ve Maçka






Yedi gün’de Karadeniz’in dibine vardıktan sonra artık geri dönüş başlıyor. İlk hedefimiz Maçka. Maçka’ya gitmeden önce Fırtına Vadisi‘ndeki Palovit Şelalesi‘ni görüyoruz. Maral ve Bulut şelalelerinden sonra pek güzel gelmiyor. Ancak biz en iyilerini gördüğümüz için yüzüne bakmasak da Palovit güzel bir şelale. Palovit’ten Zilkale’ye gidiyoruz. Fırtına Vadisi üzerindeki gözcü kalelerin en güzeli olan Zilkale gezilecek güzel yerlerden.


Zilkale’den ayrılıp Rize’ye gidiyoruz. Rize’de öğlen yemeğinde Kurufasülye ve Döner yedikten sonra hedef son durak Maçka.

8. Gün: Sümela Manastırı, Gümüşhane Torul Karaca Mağrası ve Trabzon’da Gezilecek Yerler




Gezimizin son gününe Sümela Manastırı ile başladık. Meryem Ana’nın Rüyasına girdiği rahipler tarafından dağın tepesine kurulan Kilise ve Kilise’yi sarmalayan manastırdan oluşan bu yapı Trabzon’da gezilecek yerler arasında bir numara.


Sümela Manastırı’ndan yolumuzu Zigana Geçidi üzerinden Gümüşhane’ye çeviriyor ve Karaca Mağarasına gidiyoruz. Karaca Mağarası, içindeki sarkıt ve dikitleri ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi. Beyrut’taki Jeitta Grotto mağarasına çok benzetiyoruz.


Gezimizin son durağı Trabzon; Trabzon’da Ayasofya Müzesi-Camii’ni geziyor, sonra da Atatürk’ün Trabzon’a geldiğinde kullandığı ve o dönemki mobilyaları ile korunan bir köşk. Yeni evlenenlerin gözdesi olan bu köşkün bahçesinde çay içmek çok güzel.


Akçaabat’ta Akşam yemeği için güzel bir köfte yedikten sonra, Trabzon üzerinden uçakla İzmir’imize dönüyoruz. Aklımızda yemyeşil manzaralar ve tertemiz bir hava var.




Uzun yıllar birbirimize söylediğimiz sözdü. “Bir gün Karedeniz’i gezelim” Uzun yıllar etrafımızdakilerin bize söylediği sözdü “Aaa! Siz daha Karadeniz’i gezmediniz mi ? Neden Avrupa’da bir sürü yere gidiyorsunuz ? Önce ülkemizi gezin, Karadeniz’de Gezilecek Çok Yer Var!” 

İşte bu cümlelerle dolu hafızamızla 2013 Ramazan Bayramı için Karadeniz’de gezilecek yerleri araştırmaya başladım ve İzmir Merkezli Ebruli Tur’un Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e konseptli turunu görünce, Turla gezmeye karşı bir aile olsak da dayanamayıp hemen yerimizi ayırrtık.

Turumuz Erzurum’da başlayacak, Kars ile ilerleyecek ve Artvin Üzerinden Doğu Karadeniz’e girdikten sonra Macahel ve Gobaca Yaylalarında Karadeniz’in dibini görüp Rize Üzerinden Trabzon ile sona erecekti.

Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e Bir Haftada Gezilecek Yerleri böyle bir tur programı yapmak isteyenler için özetleyerek başlıyoruz


1. Gün: Erzurum- Sarıkamış ve Kars’da Gezilecek Yerler

 

Doğu Anadolu’dan Doğu Karadeniz’e gerçekleştireceğimiz serüvenin ilk durağı Erzurum oldu. Ramazan Ayı’nın son günlerinde Oruç Gerginliğini üstünden atamayan bu şehri günün ilk ışıklarında turladık.

 

Erzurum’daki Gezimizi tamamladıktan sonra Sarıkamış üzerinden Kars’a vardık. Sarıkamış’ta yazın gezilecek pek bir yer olmasa da, Katerina’nın Av Köşkü’ne uzaktan bir göz attık. Kars’a daha önce kışın gelerek güzel hatıralarla ayrılmıştım. Bu defa da yazın geldim. Ancak bu bu şehre kar daha çok yakışıyor

 

 


 

  • Kars Kalesi
  • Kars Müzesi ve Özellikle Kazım Karabekir’e Ruslar tarafından Hediye Edilen Vagon
  • Fethiye Camii
  • Ordu Caddesi’ndeki Rus Mimarisine sahip güzel binalar
  • Ani Harabeleri

2. Gün Ani Harabeleri Boğatepe, Şavşat-Artvin



İkinci gün erkenden uyandık ve Kars’a 40 km mesafedeki Ermenistan sınırındaki Ani Harabelerine vardık. Tarihte 22 devlete evsahipliği yapan ve Büyük Ermenistan Krallığının başkenti olan Ani, Osmanlılar zamanında terk edilse de günümüzde keşfedilmemiş bir cennet. Ani Harabelerinin içindeki Tigran Honets Kilisesi, Fethiye Katedrali, Anadolu’daki ilk camii olan Manucehr Camii ve Yıldırım düştüğü için yarısı yok olan kilise Ani’de gezilecek yerlerin başında geliyor.





Kars’tan Artvin’e giderken normal Ardahan Yolu yerine alternatif yolu seçip Türkiye’de Peynirciliğin başladığı ve ilk gravyer üretiminin yapıldığı Boğatepe Köyünü ziyaret edip, gravyer peyniri ve kaşar

peynirinin öyküsünü dinledik.





Artvin yolu üzerinde bulunan Şavşat ilçesindeki Karagöl bir harika. Gezinin yıldızlarından birisi olan Şavşat Karagöl’de bir mola vermek şart. Ancak yolu çok kötü, ulaşmak zor. Fakat değiyor.

3.Gün Borçka Karagöl ve Macahel Bölgesi


Artvin’den iki saatlik bir mesafe ile Borçka’ya geliyoruz.Borçka’da bir başka Karagöl var. Şavşat Karagöl’den altta kalmayan bir doğa harikası.




Karagöl’den kendimizi zor alıp turumuzun asıl hedefi olan Macahel Bölgesine varıyoruz.


Macahel’de uzun ve zor bir patikadan sonra Efeler Köyü’ndeki Pansiyonumuzdayız.


4. Gün Macahal Bölgesi- Maral Şelalesi




Dördüncü gün Doğu Karadeniz’de gezilecek yerlerin içinde bir numarayı verebileceğim Maral Şelalesine gittik. Maral Şelalesi Türkiye’nin en yüksekten hiçbir katmana çarpmadan dökülen şelalesi. Karadeniz’de mutlaka görülmesi gereken bir yer.



5. Gün Fırtına Vadisi- Ayder Yaylası





Macahel Cennetin’den ayrıldıktan sonra yönümüz Rize üzerinden Fırtına Vadisi’ne. Fırtına Vadisi’ndeki ilk durağımız Bulut Şelalesi. Çok yüksekten döküldüğü için bulutların arasından döküldüğü efekti veren Bulut Şelalesi yolu zor ama ödülü büyük bir yer.


Fırtına Vadisi’nde ikinci durağımız Ayder Yaylası. Ayder Yaylası Ramazan Bayramı’nın 1.Gününde çok kalabalık. Hemen kendimizi Meydan Köyün’deki Goboca Dağ Evin’e atıyoruz.



6. Gün Fırtına Vadisi- Verçenik Yaylaları





Goboca’da bizden başka kimsenin olmadığı dağ evimizden ayrılıp daha da yukarılara Verçenik ve Elevit Yaylalarına yöneliyoruz.  Yolumuzu kaybediyor ve kendimizi Kaleköy- Kale-i Bala’da buluyoruz.  Fırtına Vadisi’nin gözcü kalelerinden birisi olan harap durumdaki Kale-i Bala‘nın bulunduğu köyden tavsiye üzerine Verçenik yaylası yerineÇiçekli Yayla‘ya yöneliyoruz. Verçenik Dağları’nın zirvesinde 2.800 Metrede yer alan Çiçekli Yayla’da güzel bir piknik yaptıktan sonra vakit yetersizliği sebebi ile Elevit’i pas geçiyouz.



7. Gün: Palovit Şelalesi- Zilkale- Rize ve Maçka






Yedi gün’de Karadeniz’in dibine vardıktan sonra artık geri dönüş başlıyor. İlk hedefimiz Maçka. Maçka’ya gitmeden önce Fırtına Vadisi‘ndeki Palovit Şelalesi‘ni görüyoruz. Maral ve Bulut şelalelerinden sonra pek güzel gelmiyor. Ancak biz en iyilerini gördüğümüz için yüzüne bakmasak da Palovit güzel bir şelale. Palovit’ten Zilkale’ye gidiyoruz. Fırtına Vadisi üzerindeki gözcü kalelerin en güzeli olan Zilkale gezilecek güzel yerlerden.


Zilkale’den ayrılıp Rize’ye gidiyoruz. Rize’de öğlen yemeğinde Kurufasülye ve Döner yedikten sonra hedef son durak Maçka.

8. Gün: Sümela Manastırı, Gümüşhane Torul Karaca Mağrası ve Trabzon’da Gezilecek Yerler




Gezimizin son gününe Sümela Manastırı ile başladık. Meryem Ana’nın Rüyasına girdiği rahipler tarafından dağın tepesine kurulan Kilise ve Kilise’yi sarmalayan manastırdan oluşan bu yapı Trabzon’da gezilecek yerler arasında bir numara.


Sümela Manastırı’ndan yolumuzu Zigana Geçidi üzerinden Gümüşhane’ye çeviriyor ve Karaca Mağarasına gidiyoruz. Karaca Mağarası, içindeki sarkıt ve dikitleri ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden birisi. Beyrut’taki Jeitta Grotto mağarasına çok benzetiyoruz.


Gezimizin son durağı Trabzon; Trabzon’da Ayasofya Müzesi-Camii’ni geziyor, sonra da Atatürk’ün Trabzon’a geldiğinde kullandığı ve o dönemki mobilyaları ile korunan bir köşk. Yeni evlenenlerin gözdesi olan bu köşkün bahçesinde çay içmek çok güzel.


Akçaabat’ta Akşam yemeği için güzel bir köfte yedikten sonra, Trabzon üzerinden uçakla İzmir’imize dönüyoruz. Aklımızda yemyeşil manzaralar ve tertemiz bir hava var.







Browse Our Menu
Make a Free Website with Yola.